Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2015/9845 E. 2015/27140 K. 18.06.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/9845
KARAR NO : 2015/27140
KARAR TARİHİ : 18.06.2015

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen,Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi,nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi,bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının,ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir. Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için,bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma,bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Sanığın, katılan …’ın kimlik bilgilerini kullanarak oluşturduğu sahte sürücü belgesiyle araç kiralama işiyle uğraşan müşteki …’in iş yerine gittiği, akabinde kendini … olarak tanıtıp sahte olarak tanzim ettiği sürücü belgesinin fotokopisini vererek 34 YB 330 plaka sayılı aracı kiraladığı,

daha sonra müşteki …’in kimlik bilgilerinin kullanıldığı üzerinde kendi fotoğrafı bulunan sahte nüfus cüzdanını düzenleyerek hakkında ölüm nedeniyle takipsizlik kararı verilen … … ile birlikte Bakırköy 49.Noterliğine gittiği, burada müşteki adına oluşturulmuş sahte kimlik ile aracın satışı için … … isimli kişiye vekalet vermek için işlem başlattığı, ancak noterde bulunan çalışanların durumdan şüphelenmeleri üzerine sanık ile … isimli şahsın kaçtıkları, bu şekilde sanığın üzerine atılı nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda,
1- Sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık ve müşteki … adına tanzim edilmiş nüfus cüzdanı ile gerçekleştirilen resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
Sanık savunması, katılan ile müşteki ifadesi, uzmanlık raporu, araç kira sözleşmesi ve tüm dosya kapsamına göre suçların sanık tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
2- Sanık hakkında katılan … adına tanzim edilmiş sürücü belgesi ile gerçekleştirilen resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
Suça konu sürücü belgesi aslının ele geçirilememesi nedeniyle üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmaması, bu kapsamda iğfal kabiliyetine haiz olup olmadığının tespit edilememesi ve onaysız fotokopiden ibaret olan belgenin hukuki sonuç doğurmadığının anlaşılması karşısında, sanığın sübuta ermeyen resmi belgede sahtecilikten suçundan dolayı beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde mahkumiyetine hükmolunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 18.06.2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.