YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/2198
KARAR NO : 2018/9671
KARAR TARİHİ : 13.12.2018
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Zincirleme şekilde rüşvet verme
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
1-Sanık … hakkında verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanığın tutuklulukta geçirdiği sürenin TCK’nın 63. maddesine göre cezasından mahsup edilmesi hususunun infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Bozmaya uyularak gereği yerine getirilmek, delilleri takdir ve gerekçeleri gösterilmek suretiyle kurulan mahkumiyet hükmü eleştirilen husus dışında usul ve kanuna uygun olduğundan yerinde görülmeyen sanık müdafin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2-Sanık … hakkında verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23/06/2015 gün ve 2014/11-568 Esas, 2015/244 sayılı Kararında da ifade edildiği üzere, bozma kararı sanık lehine olsa dahi bozmadan sonra yapılan yargılamada sanık, katılan ve varsa vekillerine duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ olunması, duruşma gününden haberdar edilmeleri, tebligat yapılamaması veya davetiye tebliğ olunmasına rağmen sanığın duruşmaya gelmemesi halinde, verilecek ceza bozmaya konu olan cezadan daha hafif ise yargılamaya devam olunarak bir karar verilmesi gerektiği halde, sanığa davetiye tebliğ edilmeden, duruşma günü bildirilmeden, yargılamaya devamla yokluğunda hüküm verilerek 1412 sayılı CMUK’nın 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 326/2 ve 308/8. maddelerine aykırı hareket edilmek suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
Kabule göre de;
Kara Kuvvetleri Komutanlığı 5. Zırhlı Tugay Komutanlığı Askeri Mahkemesince verilip Askeri Yargıtay 4. Dairesinin 29/09/2015 gün ve 2015/522 Esas, 2015/603 sayılı
Kararı ile onanarak kesinleşen 15/10/2014 gün ve 2014/437 Esas, 2014/492 Karar sayılı mahkumiyet hükmünde erler…’ün sanık …’ten rüşvet aldıklarının kabul edildiği, sanık hakkında verilen iletişimin tespiti kararı olmayıp tesadüfen elde edilen delil niteliğindeki konuşmalarda ise bu sanık ve rüşvet alan erler arasında herhangi bir konuşmanın bulunmadığı, rüşvet alan erlerin ikrara yönelik beyanlarında kendileri ile rüşvet anlaşması yapan kişinin sanık … olduğu yönünde beyanda bulundukları, sanığın bu anlaşma çerçevesinde rüşvet alan erlere menfaat sağladığının anlaşılması karşısında rüşvet veren sanık …’i azmettirdiğine ilişkin delillerin nelerden ibaret olduğu, sanığın TCK’nın 39. maddesi kapsamında rüşvet verme suçuna yardım eden sıfatıyla sorumlu tutulup tutulamayacağı hususunun karar yerinde tartışılması gerektiği gözetilmeden asli fail olarak kabulüyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Sanığın tutuklulukta geçirdiği sürenin TCK’nın 63. maddesine göre cezasından mahsup edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’nın 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, 13/12/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.