YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/5595
KARAR NO : 2018/9842
KARAR TARİHİ : 04.12.2018
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Vergi Usul Kanununa Muhalefet
HÜKÜM : Mahkumiyet
Sanıklar hakkında 2010 takvim yılında sahte fatura kullanma suçundan verilen mahkumiyet kararlarına yönelik sanıklar müdafinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
1- … Elektrik ve Sondaj Tic. Ltd. Şti’nin yetkilisi olan sanık … ile bu sanık cezaevindeyken şirketi fiilen idare ettiği belirtilen sanık …’ın, 2010 takvim yılında sahte fatura kullanmak suçunu işledikleri iddiasıyla açılan kamu davasında; sanıklardan …’ın suça konu faturaların alındığı dönemde cezaevinde olduğunu, işlerle kendisinin ilgilenmediğini şirketi …’ın idare ettiğini savunması, diğer sanık …’ın ise savunmasında kendisinin sadece şirketin teknik işleriyle ilgilendiğini, satın alma ve fatura ile ilgili konularla ilgilenen personelin bizzat …’tan talimat aldığını beyan ettiği, bu nedenle sanıklar arasında menfaat çatışmasının mevcut olduğu anlaşılmakla, sanıkların savunmalarının ayrı ayrı müdafiler yerine aynı müdafi tarafından yapılması suretiyle 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 38/1. ve 5271 sayılı CMK’nin 152. maddelerine aykırı davranılarak savunma haklarının kısıtlanması,
2- … Vergi Dairesi Müdürlüğünün mükellefi olan … Sondaj. San. ve Tic. Ltd. Şti. adına 2010 yılında sahte fatura kullandıkları iddia edildiği; şirket yetkilisi … ile vekili …’ın beyanlarında fatura konusu malların gerçekten satın alındığı, bu hususun stok kayıtlarıyla sabit olduğu, sahte olduğu iddia edilen faturaların genel alışlar içerisinde %8 gibi cüzi bir oranda olduğu, faturayı düzenleyen firma ile malı aldıkları firmanın farklı olduğunu bilmedikleri ve sahte fatura kullanma yönünden kasıtlarının bulunmadığını beyan etmeleri karşısında gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenebilmesi bakımından; sanıkların kullandıkları faturaları düzenleyen mükellefler hakkında sahte fatura düzenleme suçundan dava açılmış olup olmadığı belirlenip, açıldığının tespiti halinde dava dosyaları getirtilip incelenerek bu davayı ilgilendiren delillerin onaylı örneklerinin dava dosyasına intikal ettirilmesi; faturaların gerçek alım-satım karşılığı olup olmadığının belirlenmesi yönünden mal ve para akışını gösteren sevk ve taşıma irsaliyeleri, teslim tesellüm belgeleri, bedellerinin ödendiğine ilişkin ticari teamüle uygun kanıtlama yeteneği olan geçerli ödeme belgeleri ve satıcının kasasına ya da banka hesabına girip girmediğinin tespiti ile faturaları düzenleyen mükelleflerin yeterli üretimi, mal girişi ya da stoku olup olmadığı da araştırılıp, karşılaştırmalı bilirkişi incelemesi yaptırılması ve sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi;
3- Kabule göre de ;
a) Sanıklardan …’ın, diğer sanık … ile başka bir şirkette ortak oldukları sanık … ,…’ın suça konu şirketin ortağı veya yetkilisi olmadığı, …’ın cezaevinde olduğu dönemde şirketin işleriyle ilgilendiği, sahte fatura kullanma eyleminin mükellef tarafından işlenebileceği, sanığın ancak bu suça iştirak eden sıfatıyla katılabileceği hususunun değerlendirilmemesi,
b) Hükümden sonra 24/11/2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin 08/10/2015 tarihli 2014/140 esas ve 2015/85 karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin bazı hükümlerinin iptal edilmesi nedeniyle, bu maddenin uygulanması açısından, sanıkların durumunun yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, 04.12.2018 tarihinde oy birliği ile karar verildi.