YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/9883
KARAR NO : 2010/18050
KARAR TARİHİ : 30.12.2010
…….
Dava, 1479 sayılı Kanun hükümleri kapsamındaki zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı ……… avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-) Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalı Kurum vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-) 1979 yılının Aralık ayında düzenlenen giriş bildirgesi üzerine tescil edilerek 19.12.1979 tarihinden itibaren 1479 sayılı Kanun hükümlerine tabi zorunlu sigortalılığı başlatılan davacının, davalı Kurumca 2003 yılının Aralık ayında tesis edilen işlemle 19.12.1979 – 20.04.1982, 22.03.1985 – 05.12.1987 dönemlerinde zorunlu, 01.04.1992 – 31.05.1993, 01.06.1997 ………… 08.09.1980 – 10.03.1982 döneminde vergi kaydının bulunduğu, ilk sigorta primi ödemesini 28.01.1980 günü gerçekleştiren davacının 1980 yılında 5, 1981 yılında 3, 1992 yılında 4, 1997 yılında 7, 1998 yılında 3, 1999 yılında 3, 2001 yılında 6, 2002 yılında 12, 2003 yılında 3 kez prim ödeyip, 3780 ve 4247 sayılı Kanun hükümlerinden faydalandığı anlaşılmakta olup, istem, Kurumca iptal edilen dönemler yönünden 1479 sayılı Kanuna tabi sigortalılık sürelerinin hüküm altına alınmasına ilişkindir.
Davanın yasal dayanağı olan ve 01.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Kanunun 24’üncü ve 25’inci maddelerinde kendi adına ve hesabına çalışanlar olarak nitelendirilen bağımsız çalışanlardan kanunla kurulu meslek kuruluşlarına yazılı olan gerçek kişiler, meslek kuruluşuna yazılarak çalışmaya başladıkları tarihten itibaren zorunlu sigortalı sayılmış iken, anılan maddelerde 2229 sayılı Kanun ile yapılan ve 04.05.1979 günü yürürlüğe giren değişiklik ile meslek kuruluş kaydı zorunluluğu kaldırılarak, kendi adına ve hesabına çalışma olgusu sigortalılık niteliğini kazanmak için yeterli kabul edilmiştir. Daha sonra, 20.04.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Kanunla değişik 1479 sayılı Kanunun 24’üncü maddesinin (1) numaralı bendinin (a) ve (h) fıkralarında, diğer sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı
./…
-2-
dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdi ile bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanların zorunlu sigortalı kabul edilebilmesi için, esnaf ve sanatkârlar gibi ticari kazanç veya serbest meslek kazancı dolayısıyla gerçek veya götürü usulde gelir vergisi yükümlüsü olanlar yönünden vergi kaydı, gelir vergisinden bağışık olanlar yönünden kanunla kurulu meslek kuruluşlarına usulüne uygun olarak kayıtlı bulunma koşulu getirilmiş; anılan madde 22.03.1985 günü yürürlüğe giren 3165 sayılı Kanunla bir kez daha değiştirilip kapsam genişletilerek, gerçek veya götürü usulde gelir vergisi yükümlüsü olanlar (vergi kaydı bulunanlar) veya esnaf ve sanatkâr siciline kayıtlı bulunanlar ya da kanunla kurulu meslek kuruluşunda usulüne uygun kaydı olanlar zorunlu sigortalı olarak kabul edilmiş, anılan düzenleme 4956 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 02.08.2003 tarihine kadar geçerliliğini korumuştur. 4956 sayılı Kanunun 14’üncü maddesiyle değiştirilen hükümle zorunlu sigortalılık kapsamına yalnızca, ticari kazanç veya serbest meslek kazancı dolayısıyla gerçek veya basit usulde gelir vergisi yükümlüsü olanlar alınmış, gelir vergisinden bağışık tutulanlar yönünden ise……… ile birlikte aynı zamanda kanunla kurulu meslek kuruluşuna yöntemince kayıtlı bulunma koşulları getirilmiştir.
Kural olarak, 1479 sayılı Kanunda yapılan bu değişiklikler, değişiklikten önceki madde hükümlerinin öngördüğü koşullara sahip sigortalıların sigortalılıklarını sonlandırıcı etkiye sahip olmayıp, bu kişilerin sigortalılık nitelikleri geçerliliklerini korumaktadır ve anılan düzenlemeler, yürürlük tarihinden itibaren sigortalılık niteliği kazananlar yönünden kayıt ve koşullar içermektedir. Başka bir anlatımla, yeni düzenlemeler, değişikliklerin yürürlüğe girdiği tarihlerden sonra ilk kez kayıt ve tescil edilecekler için uygulanmalıdır ki, buna aykırı bir düşünce, yasaca ve hukukça kabulü olanaksız olan kazanılmış hakları ortadan kaldırmak niteliğindedir.
Diğer taraftan önemle vurgulanmalıdır ki; ilgili vergi, kanunla kurulu meslek kuruluşu, esnaf ve sanatkârlar sicil memurluğu kayıtları zorunlu sigortalılığın dayanak belgeleri niteliğinde olup, anılan kayıtlara sahip kişiler yönünden ancak, “(diğer) sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalma” ve “herhangi bir işverene hizmet akdi ile bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışma” olgularının birlikte gerçekleşmesi durumunda zorunlu sigortalılık söz konusu olabilir. Belirtilen kayıtların yokluğunda zorunlu sigortalılıktan söz edilemeyeceği gibi, anılan sigortalılık niteliğine sahip olunmadığı döneme/sürelere ait prim borçlarının daha sonraki tarihlerde Kurumca hatalı olarak geriye dönük tahsil edilmesi, ödemeler icra takibi sonucu gerçekleşmediği veya 06.03.1992 günü yürürlüğe giren 3780 sayılı Kanun ile 16.05.1997 tarihinde yürürlüğe giren 4247 sayılı Kanun hükümleri kapsamında primler yatırılmadığı sürece ilgili yararına usulü kazanılmış hak olgusunu da oluşturmaz.
Ayrıca; 1479 sayılı Kanunun 79’uncu maddesi, zorunlu sigortalı sayılmayanların isteğe bağlı sigortalı olabileceklerini öngörmüş bulunmakla, bu yönde tescil istemi olmamasına karşın, zamanında ödenen primlere karşılık gelen sürenin isteğe bağlı sigortalılık olarak değerlendirilmesi sosyal güvenlik ilkelerine uygun düşmektedir. Bu gibi durumlarda, ödenen primlerin karşılığı olan süre bilirkişi incelemesi ile yöntemince saptanmalı ve ilk ödeme tarihleri esas alınarak anılan süre kadar isteğe bağlı sigortalılığa karar verilmelidir.
../…
-3-
Bu açıklamalar ışığı altında inceleme konusu dava değerlendirildiğinde; öncelikle belirtilmelidir ki, tescilin 2654 sayılı Kanunun yürürlük tarihi öncesinde gerçekleşmiş olması ve geçerli meslek kuruluşu kayıtlarının varlığı karşısında 20.04.1982 – 22.03.1985 dönemine, prim ödemelerinin 3780 ve 4247 sayılı Kanun hükümleri kapsamında gerçekleşmiş olması dikkate alınarak da 05.12.1987– 01.04.1992, 31.05.1993 – 01.06.1997 dönemlerine ilişkin sigortalılığın, özellikle kendi adına ve hesabına bağımsız çalışma olgusunun kanıtlanmış olması gözetilerek hüküm altına alınması yerindedir.
31.05.1998–01.02.1999, 30.09.1999–01.08.2001 tarihleri arasındaki dönemler yönünden ise; anılan 24’üncü madde düzenlemesinde sıralanan herhangi bir kaydı bulunmayan davacının zorunlu sigortalı sayılamayacağı belirgin olmakla, ödediği primlere karşılık gelen süre, yukarıda belirtilen ilke ve yöntem dikkate alınmak suretiyle, Kurumca kabul edilen geçerli sigortalılık sürelerine ait primler bakımından mahsup işlemi de yapıldıktan sonra belirlenerek isteğe bağlı sigortalılık olarak değerlendirilmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu istemin aynen hüküm altına alınması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 30.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.
……..