Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2010/12669 E. 2010/17296 K. 21.12.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/12669
KARAR NO : 2010/17296
KARAR TARİHİ : 21.12.2010

……
Davacı, 01.04.1978 – 12.02.1980 tarihleri arası dönemde 1479 sayılı Yasa kapsamında ………..igortalısı, 01.06.1994 tarihinden itibaren 2926 sayılı Yasa kapsamında……..sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece; prim ödemesine dayalı olarak 01.06.1980 -31.12.1982 tarihleri arası 1479 sayılı Yasa kapsamında, teslim edilen ürün bedellerinden yapılan tevkifatlar nedeniyle 01.07.1994-31.12.1994 tarihleri arasındaki dönemde 2926 sayılı Yasa kapsamında……..sigortalısı olduğunun tespitine, sair dönemler yönünden istemin reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı ve davalı Kurum Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1479 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılık yönünden davaya bakıldığında;
Bilindiği gibi 1479 sayılı Yasanın 24 ve 25 maddelerinde bir kimsenin hangi koşullarda……….sigortalısı sayılacağı veya sayılmayacağı gösterilmiştir. Gerçekten herhangi bir işverene hizmet akdi ile bağlı olmaksızın kendi nam ve hesabına bağımsız çalışanların başka bir sosyal güvenlik kurumu kapsamında bulunmamaları koşulu ile………..sayılacakları asıldır. Bu tür çalışmanın yasal karinesi ise, vergi kaydı ve bu kaydın bulunmaması halinde esnaf sanatkar sicili veya kanunla kurulu meslek kuruluşlarındaki üye kayıtlarının silindiği sigortalılıkları sona erer.
Öte yandan 4.5.1979 tarihinde yürürlüğe giren 2229 sayılı……..sigortalısı olmak için kanunla kurulu meslek kuruluşu üyesi olmak şartı da kaldırılmıştır.
Somut olayda, 01.04.1978 – 12.02.1980 tarihleri arası oto lastik tamiri işinden dolayı vergi, 27.11.1979 -12.02.1980 arası………….. kaydı bulunan ancak ilk kez (4.10.2000 tarihinden sonra verilen prim bildirgesi üzerine ) 4.10.2000 tarihi itibariyle davacının sigortalılık tescili yapılmış ise de; dosyaya ibraz edilen ancak kuruma intikal tarihi görülmemekle birlikte 27.11.1979 düzenleme tarihli giriş bildirgesi üzerine davacıya …… numarası verilmiş olması ve 05.05.1980 -31.01.1983 tarihleri arası dönemde aynı sicil numarası üzerinden prim ödemiş olması karşısında, ilk prim ödeme tarihi 2654 sayılı Yasanın yürürlüğü olan 20.04.1982 öncesidir. Bu durumda 27.11.1979 tarihinde başlayan ve 12.02.1980 tarihleri arasında kendi nam ve hesabına bağımsız çalışmasını gösteren…….. kaydı nedeniyle zorunlu sigortalıdır. Öte yandan, 04.05.1979 tarihinde yürürlüğe
……

giren 2229 sayılı Yasa ile, kendi nam ve hesabına bağımsız çalışmasını ( 01.04.1978 – 12.02.1980 tarihleri arasında) ispat ederse ki bu tarihler arası lastikçilik işinden dolayı vergi mükellefidir, bu dönemde zorunlu sigortalı sayılmalıdır. Bu durumda 05.05.1980 -31.01.1983 arası prim ödemesini, yukarıda kabul edilecek zorunlu sigortalılık süresi için yapıldığının kabulü gerekir.
2926 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılık yönünden davaya bakıldığında;
Bilirkişi raporu ibrazından sonra 2926 sigortalılığına ilişkin ……….. verilen 22.03.2000 tarihli makbuzla davacı adına prim tevkifatı yapıldığı anlaşılmaktadır .Bu tevkifatın Kuruma ulaştığı anlaşılırsa, tevkifat tarihi takip eden ay başından o yılın sonuna kadar 2926 sigortalısı sayılmalıdır.
Yargıtay Hukuk Genel kurulu’nun 14.2.2007 gün 2007/21-73-71 sayılı kararında da açıkça belirtildiği gibi, yeniden 2926 sayılı Yasa kapsamında Tarım …… kabulü için, bu sigortalılık kapsamında prim ödenmesi, ürün teslimatı sebebiyle tevkifat yapılması veya yeniden tescil başvurusu gerekli olduğu, özel kuruluşça 15.05.1994 tarihinde tevkifat yapıldığı ve bu tevkifatın 20.06.1994 tarihinde Kurum hesabına yatırıldığının anlaşılması karşısında ilk tevkifat tarihi dikkate alınarak 01.06.1994-31.12.1994 döneminde 2926 sayılı Yasa kapsamında sigortalılığın kabulü gerekmektedir.
Mahkemece, izah edilen hususlar yanında taleple bağlılık hususu da göz önünde tutulmaksızın, eksik inceleme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı ve davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 21.12.2010 gününde oybirliği ile karar verilmiştir.

……..