YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/5514
KARAR NO : 2018/10031
KARAR TARİHİ : 06.12.2018
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Vergi Usul Kanununa Muhalefet
HÜKÜM : Mahkumiyet
Sanığın yokluğunda verilen kararın 06.03.2014 tarihinde aynı zamanda MERNİS adresi de olan sorgusu esnasında bildirdiği “… Mah. …Sokak No:4/1 …” adresinde yengesi …’a tebliğ edildiği, ancak bu kişinin ikamet adresinin “… Mah. …Sokak No:6/1 …” olması nedeniyle sanıkla birlikte aynı çatı altında oturmadığı anlaşılan bu kişiye yapılan tebligatın usulsüz olduğundan sanık müdafiinin öğrenme üzerine 28.04.2014 tarihli temyiz talebinin süresinde olduğunun kabulü ile yapılan incelemede;
1-5271 sayılı CMK’nin 225. maddesi uyarınca hükmün konusu duruşmanın neticesine göre iddianamede gösterilen fiil ve failden ibaret olup, iddianamede açıklanan ve suç oluşturduğu ileri sürülen fiilin dışına çıkılarak açılmayan davadan yargılama yapılıp hüküm kurulmasının mümkün bulunmadığı; 213 sayılı Yasanın 367. maddesi uyarınca dava şartı olan mütalaaya uygun olarak 29.08.2013 tarihli iddianame ile sanık hakkında, “2008 ve 2009 takvim yıllarında sahte fatura düzenlemek” suçundan kamu davası açıldığı, “sahte fatura kullanmak” suçundan açılmış bir dava bulunmadığı gibi birbirinden ayrı ve bağımsız suçlar olan “sahte fatura düzenlemek” ve “sahte fatura kullanmak” suçlarının birbirine dönüşmeyeceği gözetilmeksizin, sanık hakkında “sahte fatura kullanmak” suçundan hükümler kurulması,
2-Kabule göre de;
a-Sanık hakkında 2008 ve 2009 takvim yıllarında sahte fatura düzenlemek suçunu işlediği iddiasıyla açılan kamu davasında; sanığın savunmalarında 2006-2007 yılları arasında… Mahallesinde 10 numara madeni yağ satışı yapmak üzere işyeri açtığını, yaklaşık bir yıl kadar çalıştırdığını, daha sonra iflas ettiğini, dükkanı kapattığını, 2008 yılından beri işyerinin kapalı olduğunu belirtmesi, kullanmış olduğu faturaların gerçek olduğunu belirtmesi karşısında, maddi gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti bakımından; suça konu faturaları kullanan kişi/şirketler hakkında karşıt inceleme yapılıp yapılmadığının ilgili vergi dairesinden sorulması, yapılmış ise vergi raporlarının dosya arasına alınması, bu kişi/şirketler hakkında sahte fatura kullanmaktan dava açılmış olup olmadığının araştırılması, açıldığının tespiti halinde dava dosyaları getirtilip incelenerek bu davayı ilgilendiren delillerin onaylı örneklerinin dava dosyasına intikal ettirilmesi, faturaların gerçek alım-satım karşılığı olup olmadığının belirlenmesi yönünden mal ve para akışını gösteren sevk ve taşıma irsaliyeleri, teslim tesellüm belgeleri, bedellerinin ödendiğine ilişkin ticari teamüle uygun kanıtlama yeteneği olan geçerli ödeme belgeleri ve satıcının kasasına ya da banka hesabına girip girmediğinin tespiti ile mükelleflerin yeterli üretimi, mal girişi ya da stoğu olup olmadığı da araştırılıp, karşılaştırmalı bilirkişi incelemesi yaptırılması, faturaları kullanan kişi/şirket yetkilileri dinlenerek sözü edilen faturaları hangi hukuki ilişkiye dayanarak kimden aldıkları ve sanığı tanıyıp tanımadıklarının sorulması, suça konu faturaların ilgili vergi dairesinden temin edilmesi ile bu faturalar üzerinde yer alan imza ve yazıların sanığa ait olup olmadığı konusunda bilirkişi incelemesi yaptırılmasından sonra toplanan tüm delillere göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hükümler kurulması,
b-Her takvim yılı içinde düzenlenen faturaların ayrı suçları oluşturması, ancak aynı takvim yılına ait birden fazla fatura düzenlenmesi halinde zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği dikkate alınarak, sanık hakkında TCK’nin 43. maddesinin 1. fıkrasının uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
c-5237 sayılı TCK’nin 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, sonuç ceza miktarları itibariyla kazanılmış hakkın saklı tutulmasına, 06.12.2018 tarihinde oy birliği ile karar verildi.