YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/13156
KARAR NO : 2013/11723
KARAR TARİHİ : 03.12.2013
MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : MERA SINIRLANDIRMASININ İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
… sonucu Sütlüce Köyü çalışma alanında bulunan 136 ada 7 parsel sayılı 181647,39 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kamu orta mallarından mera olarak sınırlandırılmıştır. Davacı …, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak taşınmazın bir kısmının sınırlandırmasının iptali ile adına tapuya tescile karar verilmesi istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, çekişmeli 136 ada 7 parselin fen bilirkişi raporunda (B) ile gösterilen bölümünün sınırlandırmasının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiş; hüküm, … temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak çekişmeli taşınmaz bölümünün mera sınırlandırmasının iptali ile adına tescili talebinde bulunmuştur. Mahkemece kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmişse de yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Mahkemece, kadim ve tahsisli mera üzerinde durulmamış, bu konuda herhangi bir araştırma ve inceleme yapılmamış ve taşınmazın dayanağı olan tapu kaydı keşifte uygulanmamıştır. Uyuşmazlığa ilişkin Yargıtay Hukuk Genel Kurul’u 14.11.2012 tarih 2012/7-485-788 E-K sayılı kararında “Mera, bir veya birden fazla köy veya kasaba halkının bağımsız olarak veya birlikte kullanmak üzere, yetkili makam tarafından tahsis edilmiş olan veya böyle bir tahsis bulunmamasına karşın kadimden beri (öncesi belli olmayan bir zamandan beri), ilgili köy veya kasabalar tarafından mera olarak kullanıla gelen ve hak sahiplerinin mevcut intifa hakları dışında üzerinde fiilî ve hukukî tasarruflarda bulunamadıkları arazi parçasıdır. Bir yerin mera sayılabilmesi için bu amaçla bir köy veya kasabaya tahsis edilmesi gerekir. Bir tahsis bulunmadığı takdirde, kadimden beri o yerin mera olarak kullanıla gelmiş olması gerekir. Mera hangi köy veya kasabaya tahsis edilmiş veya hangi köy veya kasaba kadimden beri o yeri mera olarak kullanıyorsa, ancak o köy veya kasabaların ahalisi meradan istifade edebilirler; başkalarının meradan faydalanma hakkı yoktur. Mera olarak tahsis edilmiş olan veya kadimden beri mera olarak kullanıla gelen yerler alınıp satılamaz, üzerine bina yapılamaz, ağaç dikilerek koru, bağ ve bahçe tesis edilemez. Meraların sınırlarının daraltılıp genişletilmesi ve zaman aşımı ile özel mülkiyete geçirilmesi mümkün değildir. Meraların vasfı değiştirilemez ve ziraat arazisi haline getirilemez. Bir yerin mera olarak kabulü için sadece o yerin tabiî özellikleri itibariyle, hayvan otlatılmaya müsait olması yetmez, aynı zamanda hukukî bir unsurun da buna eklenmesi gerekir. Bu hukukî unsur tahsis ve kadimden beri kullanmadır. Bir yere hukuken mera vasfını verebilmek için iki unsurdan birinin bulunması gerekir (Cin,Halil:Türk Hukukunda Mera Yaylak ve Kışlaklar, 2.Bası, Ankara 1980, sahife:37 vd.). Bu unsurlardan ilki olan tahsis, bir devlet malını umumun faydalanmasına veya herhangi bir kamu hizmetine arzetmek, bağlamak demektir. Yani, tahsis devletin hususi emlâkine dahil olan bir malı, kamu emlâki kategorisine sokan bir idarî tasarruftur. Tahsis hususî malı, kamu emlâki haline getirebileceği gibi, bir kamu malını, bir kamu hizmetinden başka bir kamu hizmetine de nakledebilir. Meralar bahse konu olunca, tahsis devlete ait olan bir arazinin, bir köy veya kasaba ahalisinin ihtiyaçlarını karşılamak için süresiz ve şartsız olarak terk edilmesi demektir. Mera olarak tahsis edilen arazi üzerinde artık devlet mülkiyet ve tasarruf hakkını kullanamaz. Devlet mera olarak tahsis edilen arazi üzerinde sadece bir kontrol ve muhafaza hakkı sahibidir. Kadimden beri kullanma ise ikinci hukuki unsurdur. Kadim, başlangıcı bilinemeyecek kadar eski olan demektir. Süresi ne kadar uzun olursa olsun, başlangıcı bilinen kullanma veya intifa kadim sayılmaz. Bu sebeple, bir taşınmazın mera olarak kullanılmaya başlandığını belli bir tarihe bağlamak mümkünse, kadimden bahsedilemez. Bir tahsis belgesi ile mera olduğu ispat edilemeyen yer, ilgili köy veya şehir ahalisi tarafından kadimden beri mera olarak kullanılmakta ise ve bu husus ispat edilebilirse, mera iddiası kabul edilecektir. Burada ispat edilecek olan husus, kadimden beri bir tahsisin mevcut olduğu değil, davalı veya davacı köy veya kasaba ahalisinin o yeri mera olarak kadimden beri kullanmakta oldukları vakıasıdır (Cin,Halil:…e, sahife:37,38). Hemen belirtilmelidir ki, bir taşınmazın toprak tevzii komisyonunca mera olarak tahsis edilmiş olması, evveliyatı itibariyle de mutlak surette mera olarak kabulüne yeterli değildir. Ancak, toprak tevzii komisyonunca bir yerin mera olarak tahsisinin yapılmış olması durumunda kişinin o yerdeki zilyetliği sona erer. Taşınmaz kadim meradan tahsis edilmemişse mera olarak tahsis edildiği tarihe kadar kazandırıcı zamanaşımı yoluyla mülk edinme koşullarının gerçekleştiği ileri sürülerek, kanıtlayabilir. Bunun için de yalnızca mera tahsis haritasıyla yetinilmeyip belirtmeye ilişkin tutanak ile ilgili kayıt ve belgeler celp edilerek, taşınmazın evveliyatının ne olduğunun araştırılması zorunludur (HGK’nun 30.10.1991 gün ve 1991/8-427 E., 1991/544 K.; 3.5.1995 gün ve 1995/17-149 E., 1995/502 K.; 17.12.2003 gün ve 2003/8-742 E., 2003/775 K.; 10.05.2006 gün ve 2006/8-240 E., 2006/292 K. sayılı ilamları)” denilmiştir.
Dosya kapsamından; 4753 sayılı Yasa uyarınca bölgede yapılan Toprak Tevzi çalışmaları sırasında dava konusu 136 ada 7 parsel sayılı taşınmaz belirtmeliğin 270/52 parsel numarası ile kadimden beri Sütlüce Köyü merası olduğu açıklanarak mera olarak belirtmesinin yapıldığı; … komisyonunca 26.02.2006 tarihinde 3402 sayılı Kanun’un 16/B maddesine istinaden mera olarak sınırlandırıldığı belirtilmek suretiyle … tespitinin yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle Mahkemece yapılacak iş; öncelikle çekişmeli taşınmazın kadim mera olup olmadığının tespit edilmesidir. Çekişmeli taşınmazın kadim mera olduğunun tespit edilmesi halinde kadim merada davacının zilyetliğine itibar edilemeyeceğinden davasının reddine karar verilmelidir. Kadim mera olmadığı anlaşılması halinde mera olarak belirlendiği 1966 yılına kadar 20 yılı aşan kazanmayı sağlayan zilyetliğin gerçekleşip gerçekleşmediği hususunun araştırılması gerekir. Bunun için çekişmeli taşınmazın bulunduğu bölgede çalışma yapan toprak tevzii komisyonunca düzenlenen belirtmelik tutanağı ve tüm ekleri, toprak tevzii komisyonu çalışmaları sırasında çekişmeli taşınmaz veya komşu taşınmazlara uyduğu bildirilen tüm kayıtlar ile çekişmeli taşınmaza komşu olan 136 ada 8, 9, 10, 12, 156 ada 6, 7, 8, 135 ada 5, 18, 19, 20, 22, 23, 24, 25, 27 ve 31 sayılı … parsellerinin dayanakları ile bu taşınmazlara karşılık gelen tevzi parsellerinin dayandığı belirtmelik tutanakları ve belirtmelik tutanaklarında yer alan vergi kayıtları, dava konusu yere ilişkin kadastral pafta örneği, memleket haritası (1/25000 ve 1/5000 ölçekli haritalar), 1/5000 ölçekli Standart Topoğrafik Fotogrametrik harita ile imar-ihya öncesi ve sonrası evreleri kapsayacak şekilde beşer yıllık üç ayrı evreye ait hava fotoğraflarıyla stereoskopik inceleme için model oluşturacak ardışık ve bindirmeli iki hava fotoğrafı ve varsa en eski uydu fotoğrafları getirtilerek, dosya tamamlandıktan sonra mahallinde yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte ziraat bilirkişi, jeodezi ve fotogrametri mühendisi, teknik bilirkişi ile komşu köylerde oturan ve davada yararı bulunmayan, elverdiğince yaşlı kişiler arasından seçilecek 3 kişilik yerel bilirkişi kurulu, tarafların aynı nitelikteki kişiler arasından bildirecekleri tanıkları, tüm … tespit bilirkişileri ile hayatta olmaları halinde toprak tevzii komisyonu çalışmalarında görev yapan yerel bilirkişi veya ihtiyar heyeti üyelerinden çekişmeli taşınmazla ilgili bilgi alınmalıdır. Yerel bilirkişi ve taraf tanıkları ile; toprak tevzi komisyonu belirtmelik tutanağında imzaları bulunan belirtmelik tutanağı bilirkişileri ile ihtiyar heyeti üyelerinden çekişmeli taşınmazın öncesinin ne olduğu, kim tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, zilyetliğin kimden kime ve nasıl geçtiği; çekişmeli taşınmazın öncesinin kadim mera olup olmadığı; taşınmazın, tevzii çalışmalarının yapıldığı 1966 yılına kadar ve halen mera olarak kullanılıp kullanılmadığı gibi hususlar tek tek ve olaylara dayalı olarak sorulup saptanmalı; yerel bilirkişi ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler, gerektiğinde yüzleştirme yapılarak, yöntemince giderilmeli; … tespit tutanağının edinme sebebinde bildirilen olaylara aykırı sonuçlara ulaşılması halinde, tüm tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenilerek aykırılıkların giderilmesine çalışılmalıdır. Keşfe katılacak ziraatçi bilirkişiden çekişmeli taşınmazın tarımsal niteliğini bildiren, zilyetlikle edinilebilecek kültür arazisi olup olmadığını açıklayan, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı değerlendirmeyi içeren, gerektiğinde çekişmeli taşınmazın değişik yönlerden çekilecek fotoğrafları ile desteklenmiş ayrıntılı rapor, uzman fen bilirkişisinden ise keşif ve uygulamaları izleyip denetlemeye olanak verir ayrıntılı rapor alınarak çekişmeli taşınmazın imar-ihya öncesi niteliği ile imar-ihyanın hangi tarihte başlayıp, hangi tarihte tamamlandığı, zilyetliğin başlangıcı ve sürdürülüş biçimi kuşkuya yer bırakmayacak biçimde saptanmalıdır. Mahkemece bu hususlar gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, davalı … temsilcisinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 03.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.