Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/14623 E. 2018/19284 K. 27.11.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/14623
KARAR NO : 2018/19284
KARAR TARİHİ : 27.11.2018

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil, Tazminat

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı, ihaleden satın alarak maliki olduğu 984 ve 985 parsel sayılı taşınmazlarda bulunan ………ları davalıların hiçbir haklı nedene dayanmadan kullandığını ayrıca tahliye aşamasında yapılara zarar verdiklerini ileri sürerek ecrimisile ve zarar ziyan tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı …, diğer davalının annesi, davacının ise kardeşi olduğunu, taşınmaza annesini ziyarete gittiğini belirterek, davalı … ise taşınmazlara zarar vermediğini ve süresinde tahliye ettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddianın kanıtlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne dair verilen karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dava, ecrimisil ve zarar ziyan tazminatı isteklerine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişmeli avlulu …… nitelikli 984 parsel sayılı taşınmaz ile …… nitelikli 985 parsel sayılı taşınmazın tarafların mirasbırakanı ……’ye aitken ortaklığın giderilmesi davası sonucunda yapılan ihale ile davacı adına tescil edildiği, davacı …’nin davalı …’in kardeşi diğer davalı …’nın kızı olduğu, davacılarının, eldeki dosya davacısı Hatice ile dava dışı Havvana, davalının ise eldeki dosya davalısı …… olduğu … 1.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2007/225 Esas-2011/387 Karar sayılı dosyada dava konusu 984 parsel sayılı taşınmazı davalı …’nın kullandığı gerekçesiyle davalı … hakkında ecrimisile hükmedilmediği ve kararın derecattan geçerek onandığı, yine … 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/387 Esas-2013/360 Karar sayılı dosyasında 984 parsel sayılı taşınmazın anılan dosya davacısı ……’nın kullandığı gerekçesiyle bu taşınmazla ilgili husumet yokluğundan ecrimisil isteğinin reddine karar verildiği, tarafları eldeki dosya ile aynı olan … 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/276 Esas-457 Karar sayılı dosyasında verilen 07.05.2012 günlü kararın Yargıtay 1.Hukuk Dairesi’nin 12.12.2012 gün 2012/11021 Esas–14926 Karar sayılı ilamı ile 985 parsel sayılı taşınmazın metruk halde bulunduğu ve kimse tarafından kullanılmadığı gerekçesiyle bozulmasına karar verilmesi üzerine Mahkemece 06.05.2013 günlü karar ile davalıların 984 parsel sayılı taşınmaza elatmasının önlenmesine ve ecrimisile karar verildiği, 985 parsel sayılı taşınmazla ilgili isteğin reddine karar verilerek, kararın tarafların temyiz etmemesi üzerine 09.09.2013 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
1- Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre; davalılar vekilinin aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine,
2- Davacı, dava dilekçesi ile dava konusu 984 ve 985 parsel sayılı taşınmazlarda bulunan yapılara davalılar tarafından zarar verildiği ileri sürmüş, Mahkemece, bilirkişi raporları uyarınca zararın saptandığı gerekçesiyle tazminat isteğinin kabulüne karar verilmiştir.
Ne var ki, Mahkemece yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir.
Şöyle ki; Yargıtay 1.Hukuk Dairesinin 12.12.2012 gün 2012/11021Esas-14926 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere anılan taşınmazın kullanılamaz durumda bulunduğu, taraflar arasına görülen diğer dava dosyalarında da söz konusu taşınmazın kapı ve pencerelerinin bulunmadığı belirtilmiştir.
Hal böyle olunca; taşınmaza ait ortaklığın giderilmesi davası sonucu davacının kayıt maliki olduğu ihale dosyası getirtilerek ve diğer dava dosyaları ile de karşılaştırma yapılarak sonradan oluşan zarar ve ziyanın saptanması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
3- Hemen belirtilmelidir ki; ecrimisil, haksız işgal tazminatı olup, husumetin taşınmazı haklı ve geçerli bir neden olmaksızın kullanan veya kullandıran kişi/kişilere yöneltilmesi gerekir.
Somut olayda; çekişme konusu 984 parsel sayılı taşınmazda davacı ve davalı …’in annesi diğer davalı …’nın oturduğu, davalı …’in ise ziyaret ve bakım amacıyla taşınmaza gittiğinin anlaşıldığı nitekim taraflar arasında görülen ve yukarıda belirtilen diğer dosyalarda da anılan taşınmazın davalı … tarafından kullanıldığı, davalı …’in kullanımının bulunmadığı gerekçesiyle taşınmazla ilgili isteklerin adı geçen davalı bakımından reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, davalı … ile ilgili ecrimisil alacağı yönünden pasif husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi de isabetsizdir.
4- Bilindiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarih 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir. (YHGK’nun 25.02.2004 gün ve 2004/1-120-96 sayılı kararı) 25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı Yargıtay …… Kararı ve Yargıtay’ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.
Ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık olmalı ve değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve HMK’nin 266 vd. maddelerine uygun olarak açıklanması gereklidir.
İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara

alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir.
Somut olaya gelince; taraflar arasında görülen ve 09.09.2013 tarihinde kesinleşen … 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2013/276 Esas-457 Karar sayılı dosyasında dava konusu 984 parsel sayılı taşınmaz için belirlenen ecrimisil alacağına …… artış oranının uygulanması suretiyle tespit edilecek ecrimisile karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere karar verilmesi doğru değildir.
5- Davacı vekilinin temyiz itirazına gelince;
Davacı, 06.12.2013 tarihli dava dilekçesi ile taleplerinin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte istemiş, 16.05.2015 tarihli dilekçesi ile de isteğini yinelemiştir.
Mahkemece; davacının faiz talebi ile ilgili olarak da olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması da isabetsizdir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte yazılı nedenlerle davalılar vekilinin sair temyiz itirazları yerinde görülmediğinden, REDDİNE, (2) ve (3) numaralı bentlerde yazılı nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazları, (4) numaralı bentte yazılı nedenle davacı vekilinin temyiz itirazı yerinde görüldüğünden, Kabulüyle, hükmün 6100 sayılı HMK’nin geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde ayrı ayrı iadesine 27.11.2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.