Yargıtay Kararı 2. Hukuk Dairesi 2015/13700 E. 2015/16335 K. 17.09.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/13700
KARAR NO : 2015/16335
KARAR TARİHİ : 17.09.2015

MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Kişisel İlişkinin Kaldırılması

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı tarafından, eşinin ölümüyle velayeti kendisinde kalan çucuğu İrem ile, eşinin anne ve babası olan davalılar arasında kurulan kişisel ilişkinin kaldırılması isteğinin reddi yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı, kişisel ilişki sebebiyle, davalıların tutum ve davranışları sonucu, çocuğun psikolojik rahatsızlık geçirdiğini, tedavisinin halen … Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Ruh Sağlığı bölümünde devam ettiğini, davalıların torunlarına yeterli ilgi ve şefkat göstermediklerini, çocuğun huzurunun ciddi olarak tehlikeye girdiğini ileri sürmektedir. Davalılar ise, iddiaları kabul etmemişler, çocuğun ruhsal rahatsızlığının nedeninin kendi tutum ve davranışları değil, annesinin evinde yaşadıkları olduğunu ifade etmişlerdir.
Çocuk …, 20.8.2004 doğumludur. Babası, henüz iki aylıkken 27.10.2004 tarihinde ölmüştür. Davacı, 3.5.2008 tarihinde yeniden evlenmiş, bu evliliğinden de iki çocuğu olmuştur. Ailenin …’da, davalıların ise …’da yaşadıkları anlaşılmaktadır. Davalılara … 6. Aile Mahkemesinin 19.3.2013 tarihli 990-237 sayılı kararıyla, torunlarıyla kişisel ilişki kurma hakkı tanınmıştır. Çocuğun, bu karar gereğince 2013 ve 2014 yılı Temmuz ayında birer ay süreyle davalıların yanında kaldığı tartışmasızdır. Çocuk, annesi tarafından 20.8.2004 tarihinde … Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Ruh Sağlığı bölümüne götürülmüş ve burada psikiyatrik muayeneye tabi tutulmuştur. Hastane evrakları dosyaya alınmıştır.
Kişisel ilişki sebebiyle çocuğun huzuru tehlikeye girer veya ebeveynler bu haklarını amacına ve yasal yükümlülüklerine aykırı olarak kullanırlar veya çocuk ile ciddi olarak ilgilenmezler ya da diğer önemli sebepler varsa, kişisel ilişki hakkı reddedilebilir veya kendilerinden alınabilir. (TMK. m. 324). Ana ve baba için öngörülen bu sınırlamalar, üçüncü kişiler için de kıyas yoluyla uygulanır. (TMK. m.325/2) Şu halde, açıklanan sınırlama sebeplerinin davada mevcut olup olmadığı belirlenmelidir.
Çocuk, dava tarihi itibarıyla on yaşını bitirmiştir. Mahkemece görüşüne başvurulmadığı gibi, uyuşmazlıkla ilgili psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacıdan oluşan uzmanlardan da yararlanılmamış, çocuğun ruhsal muayenesine ilişkin dosyaya alınan belgeler değerlendirilmemiştir. Bu bakımdan mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir. Dava, doğrudan çocuğu ilgilendirmektedir. “Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi’ne (R.G. 2.5.2002 tarih ve 24743 sayı) göre; yeterli idrake sahip olan çocuğun, bir adli merci önündeki kendisini ilgilendiren davalarda, dava ile ilgili tüm bilgileri almak, kendisine danışılmak ve kendi görüşünü ifade etmek, görüşünün uygulanmasının ve her türlü kararın olası sonuçlarından bilgilendirilmek hakkıdır. (m. 3) Adli merciler de, karar almadan önce, çocuğun yüksek çıkarına uygun karar almak için yeterli bilgiye sahip olmalı, idrak gücüne sahip olduğunun kabul edildiği durumlarda, çocuğun bütün gerekli bilgiyi edindiğinden emin olmalı ve yüksek çıkarına uygun çözümü bulmalıdır.
(Söz. m. 6) Öyleyse, mahkemece; idrak gücüne sahip olan çocuğun görüşüne başvurulmalı, kişisel ilişki sebebiyle huzurunun tehlikeye girip girmediği ve çocuğun yüksek yararının, davalılara tanınan hakkın geri alınmasını gerektirip gerektirmediği konusunda aile mahkemesinde görevli psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacıdan oluşan uzmanlardan rapor alınmalı (4787 …m.5) ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek neticesine göre karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeden eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi. 17.09.2015 (Per.)

KARŞI OY YAZISI

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, yerinde bulunmayan temyiz isteğinin reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün onanmasına karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.