Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2016/1053 E. 2018/17559 K. 18.10.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/1053
KARAR NO : 2018/17559
KARAR TARİHİ : 18.10.2018

MAHKEMESİ :…… Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Davacı 3.kişi vekili, müvekkiline ait işyerinde müvekkiline ait menkullerin haczedildiğini açıklayarak davanın kabulü ile tazminata karar verilmesini istemiştir.
Davalı alacaklı vekili, hacizde borçlu şirket yetkilisi …… Delal’ın hazır bulunduğunu, anılan kişinin 3.kişinin eşi olduğunu, davacı ile borçlunun faaliyet alanlarının aynı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davacının kötüniyetle borçlu şirket ile işbirliği yapmak suretiyle alacaklılardan mal kaçırmaya çalıştığının ve davacıya ait şirketin borçlu şirketin devamı olduğunun ispat edilemediği, aksine haczedilen malların davacıya ait olduğunun sunulan hacizli mallara ait faturalar ve yapılan keşif neticesinde tanzim olunan eşya bilirkişisinin raporu ile sabit olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nin 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
Davaya konu haciz adresi tutanağa yazılmamış ancak 3.kişi vekili haciz sırasında işyeri adresinin “İnönü cd. No:19” olduğunu beyan etmiş, haciz sırasında görülen vergi levhasının 3.kişi adına olduğu, adres olarak ise, “…… Mahallesi …… 2. Sokak no:25” yazılı olduğu görülmüş tutanağa işyerinin 2. girişinin, “…… 2. sokak No:25” olduğu belirtilmiştir. Bunun yanında, dosya içerisinde yer alan 7.10.2015 tarihli bilirkişi raporunda, haciz yapılan işletmenin ……sine bakan kapısının alçıpen ile kapatıldığı, işletmenin …… 19/ A ve …… Sok. 25/A numaralı 2 adet girişi bulunduğu belirtilmiştir. Bundan ayrı, dosya kapsamında bulunan 15.3.2012 tarihli yoklama fişinde; borçlunun faaliyet gösterdiği “Ziya Uygur cad. No:1” adresinin, “…… Sokak no:25” olarak …… adres çalışması nedeni ile değiştirildiği belirtilmiştir. Buna göre, haciz adresi, dayanak ilamda geçen ve borçlunun faaliyet gösterdiği adreste borçlu şirket yetkilisi …… Delal’ın huzurunda yapılmıştır. Öte yandan, borçlu şirket yetkilisi, 3.kişinin eşi olup haciz sırasında 3.kişi hazır değildir. Borçlu şirket ile 3.kişinin faaliyet alanları da aynıdır. Buna göre, İİK’nin 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesi borçlu dolayısıyla alacaklı yararınadır. Bu yasal karinenin aksinin davacı 3. kişi tarafından inandırıcı ve güçlü delillerle ispat edilmesi gerekir.
Davacı 3. kişi tarafından sunulan, isteyen her kişi adına düzenlenmesi olanaklı, borcun doğumundan sonraya ilişkin ve ayırt edici niteliği bulunmayan faturalar ve vergi levhası yasal karinenin aksini ispata yeterli bulunmadığı gibi istihkak davalarında güçlü delil teşkil etmezler.
O halde, Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönüne alınarak, davanın reddi yerine oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile kabulüne yönelik hüküm kurulması doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK’nin 366 ve HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca İİK’nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 18.10.2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.