YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/4099
KARAR NO : 2018/8918
KARAR TARİHİ : 08.11.2018
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 213 sayılı yasaya muhalefet
HÜKÜM : Mahkumiyet
Sanığın savunmasında bildirdiği adresine 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesi uyarınca yapılan gerekçeli karar tebligatında, “adreste kimse bulunamaması üzerine, adresin kapalı olması sebebi en yakın komşu, kapıcı veya yöneticiye sorulmuş, verilen sözlü/imzalı beyanda muhatabın geçici olarak dışarı gittiğinin beyan edilmesi üzerine tebliğ imkansızlığı sebebi ile tebliğ zarfı … Mahalle Muhtarı …’ya teslim edilmiş olup düzenlenen 2 nolu haber kağıdı muhatabın kapısına yapıştırılmıştır. Ayrıca keyfiyet komşu, kapıcı veya yöneticiye haber verilmiştir.” şerhi mevcut olup, Tebligat Kanunu 21/1 ve Tebligat Tüzüğünün 28. maddeleri gereğince haber verilen komşu yönetici, kapıcının isim ve imzasının alınmaması veya isim ve imzadan çekinmesi halinde bu durumun belirtilmemesi sebebiyle 06.12.2011 tarihinde yapılan tebliğ işleminin usulsüz olduğu ve temyiz süresini başlatmayacağından, sanık müdafiinin öğrenme üzerine 12.03.2012 tarihli temyiz başvurusunun süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Aynı takvim yılında birden fazla fatura kullanılması halinde zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış, gerekçeli karar başlığında “Mayıs 2008-Aralık 2008” şeklinde yanlış gösterilen suç tarihinin suça konu faturaların KDV indiriminde kullanılmış olmaları ve düzenlenen en son faturanın 17.12.2008 tarihli olması nedeniyle, “25.01.2009” olarak mahallinde düzeltilmesi ve 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan haklardan sanığın kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden koşullu salıverilme tarihine kadar uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizliğinin, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte infaz aşamasında yeniden değerlendirilmesi mümkün görülmüştür.
Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin, cezayı artırıcı nedenin bulunmadığı, azaltıcı sebeplerin ise nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş ve incelenen dosyaya göre verilen hükümde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA, 08.11.2018 tarihinde oy birliği ile karar verildi.