Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2016/10199 E. 2018/9423 K. 22.11.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/10199
KARAR NO : 2018/9423
KARAR TARİHİ : 22.11.2018

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Defter ve belge ibraz etmemek, Sahte fatura düzenlemek
HÜKÜM : Sanık … hakkında Defter ve belge ibraz etmemek suçundan: Mahkumiyet
Sanıklar … ve … hakkında sahte fatura düzenlemek suçundan: Mahkumiyet

A- Sanık … hakkında “defter ve belge ibraz etmemek” suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik sanığın temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Defter ve belgeleri ibraz etmeme suçunda, suç tarihinin ibraz için verilen yasal sürenin bitimini izleyen tarih olduğu dikkate alınarak, gerekçeli karar başlığına “30.05.2012” şeklinde yanlış yazılan suç tarihinin “30.01.2012” olarak mahallinde düzeltilmesi ve 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin, cezayı artırıcı ve azaltıcı sebeplerin bulunmadığı takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş ve incelenen dosyaya göre verilen hükümde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA,
B- Sanıklar hakkında “2007 takvim yılında sahte fatura düzenlemek” suçundan verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik sanıkların temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığının 06.03.2013 tarih ve 2013/2399 Esas sayılı iddianamesi ile 30.05.2012 tarih ve 2012/A-1063/16 sayılı vergi tekniği raporuna atıfta bulunarak A005701 – 5717 -5737- 5776 – 5783- 5785- 5794 seri numarası ve sıra numarasının devamı niteliğinde olan … Tic. Ltd. Şti. adına düzenlenmiş irsaliyeli faturaların taklit edilmek suretiyle basılmış ve gerçek bir mal teslimi veya hizmet ifası olmaksızın düzenlenmiş sahte faturalar olduğunun belirtmesi karşısında sanıklar hakkında 17.09.2012 tarihli …’nın mütalaasına uygun olarak sahte fatura düzenlemek suçlarından kamu davası açıldığı anlaşılmakla, tebliğnamede 1 nolu bozma isteyen düşünceye iştirak olunmamıştır.
1- Sanıklar hakkında 2007 takvim yılında sahte fatura düzenlemek suçunu işledikleri iddiasıyla açılan kamu davasında; sanık …’nün savunmalarında arkadaşım vasıtasıyla tanıştığı … isimli şahsın cep telefonu alım satım üzerine kuracağı firmasına yarı yarıya %10 ortak olma hususunda anlaştıklarını, sonra tanımadığı … ve … ile birlikte notere gidip evrakları imzaladığını, vergi dairesinden borçların gelmesi üzerine daha önce kurulan … firmasına ortak olduğunu öğrendiğini, bu şirketle ilgili ibraz edebileceği herhangi bir defter veye belgenin kendisinde bulunmadığını belirtmesi, sanık …’nin savunmalarında önceden tanıdığı …’ın kendisini … ile tanıştırdığını, …’nin kendisine 5.000 TL karşılığında … şirketine ortak olmasını teklif ettiğini, …’ye elden 5.000 TL verdiğini ancak resmiyette ortak yapılmadığını, sonra …’nin kendisini Eskişehir 2. Noterliğine çağırarak müdür yapacağını söyleyerek önceden hazırlamış olduğu evraklara hiç bir şey söylemeden imza attığını, sadece …’ın Eskişehir Demirspora yapılmış bir işten dolayı getirdiği faturayı imzaladığını, bunun dışında herhangi bir fatura imzalamadığını, şirketin tüm faaliyetleri ile … ve …’ın ilgilendiğini beyan etmesi, …’ın 09.03.2012 tarihinde vergi denetmenine verdiği ifadesinde firmaya ait faturaları …’nin düzenlediğini belirterek sanık …’nin savunmasını doğrulaması, sanık …’in savunmasında çay ocağı işlettiği sırada tanıştığı … aracılığıyla şirketin %90 hissesini devraldığını, sonradan yaptığı araştırmalar ile şirketin paravan bir şirket olduğunu tespit etmesi üzerine hissesini …’ye devrettiğini, tüm işlemlerle …’nin ilgilendiğini belirtmesi, tanık sıfatıyla dinlenen …’ün ifadesinde sanıkların savunmalarının doğru olmadığını şirket hisselerini devralırken şirketin ekonomik durumunu bildiklerini, sanıklar … ve … şirket hisselerini devralınca şirkete ait Vergi Usul Kanunu’na göre muhafaza ve tutulması gereken tüm defter ve belgeleri, muhasebe evraklarını tutanak karşılığı yeni maliklerine teslim ettiğini, ancak geçen zaman itibariyle böyle bir gelişme olacağını öngöremediğinden tutanağı bulamadığını belirtmesi karşısında, maddi gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti bakımından; suça konu faturaları kullanan kişi/şirket yetkilileri de dinlenerek sözü edilen faturaları hangi hukuki ilişkiye dayanarak kimden aldıkları ve sanıkları tanıyıp tanımadıklarının sorulması, sanık …’nin savunmasında belirttiği …’ın açık kimlik ve adres bilgilerinin araştırılarak tanık sıfatıyla dinlenilmesi ile imza ve yazı örneklerinin alınması, dosyada sanıkların ve tanık …’nin imza ve yazı örneklerinin alındığı görülmekle, suça konu fatura asıllarının ilgili vergi dairesinden temin edilerek bu faturalar üzerindeki imza ve yazıların sanıklara ve bu kişilere ait olup olmadığı konusunda bilirkişi incelemesi yaptırılmasından sonra toplanan tüm delillere göre sanıkların hukuki durumlarının değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hükümler kurulması,
2- Kabule göre de;
a- Sahte fatura düzenleme suçunda suç tarihinin düzenlenen en son fatura tarihi olacağı cihetle, suç tarihinde yürürlükte bulunan 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 4369 sayılı Yasa ile değişik 359/b-1. Maddesinde onsekiz aydan üç yıla kadar hapis cezası öngörüldüğü halde, temel cezanın teşdiden uygulandığına ilişkin bir gerekçe gösterilmeden 3 yıl hapis cezası olarak takdir edilmek suretiyle fazla ceza tayini,
b- Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 18.06.2013 gün 2013/8-151/304 sayılı ilamında açıklandığı üzere, birden fazla tekerrüre esas alınabilecek hükümlülüğün bulunması halinde bunlardan en ağırının uygulanması gerektiği cihetle; sanık …’in adli sicil kaydında yer alan ve daha ağır cezayı içeren Eskişehir 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 1999/397 Esas ve 2000/341 Karar sayılı ilamı yerine, suç tarihi yargılama konusu yapılan suç tarihinden sonrasına ait olan ve daha az cezayı içeren Eskişehir 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2009/448 Esas, 2010/99 Karar sayılı ilamın tekerrür uygulamasına esas alınması,
c- 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Yasaya aykırı, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebeplerden dolayı, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sanık …’in tekerrür hükümlerinin uygulanması bakımından kazınılmış hakkının saklı tutulmasına 22.11.2018 tarihinde oy birliği ile karar verildi.