YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/14373
KARAR NO : 2018/9458
KARAR TARİHİ : 26.11.2018
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
1-Sanığın katılan ile aralarındaki ticari ilişkiye istinaden yetkilisinin eşi … olduğu …Süpermarket isimli işyeri adına 22.04.2007 keşide tarihli 2500 TL bedelli çeki keşide ederek katılan şirket çalışanlarına verdiği, çek bedelinin ödenmemesi üzerine başlatılan icra takibinde …‘in çekteki imzaya itiraz ettiği ve hakkında karşılıksız çek keşide etme suçundan başlatılan soruşturma kapsamında da çek üzerindeki imzanın kendisine ait olmadığını beyan ettiğinin anlaşılması nedeniyle, sanığın çek bedelini ödememek için bu şekilde yetkili olmadığı halde işyeri adına çek keşide etmek suretiyle resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği iddiasıyla açılan kamu davasında; sanığın savunmasında, işyerinin eşi üzerine kayıtlı olmakla birlikte fiilen kendisi ve ortakları …. ve … tarafından işletildiğini, katılan şirketle aralarında ticari ilişki bulunduğunu ve eşi adına bilgi ve rızası dahilinde çek keşide ettiğini, ancak suça konu çek üzerindeki imza ve yazıların kendisine ait olmadığını beyan ederek suçlamaları kabul etmemesi, sanığın eşi …‘ın resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından hakkında açılan kamu davasına ilişkin olarak Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi‘nin 2009/100 Esas sayılı dosyası kapsamında alınan beyanlarında, suça konu çekin yetkilisi olduğu işyerine ait olduğunu, fakat çekteki keşideci imzasını kendisinin atmadığını, çekinin kaybolmadığını, çalınmadığını, çek keşide etmesi için herhangi bir kimseye vekalet vermediğini beyan etmesi, Ankara Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü‘nün 02.05.2014 tarihli uzmanlık raporunda çek üzerindeki keşideci imzasının sanığa ait olmadığı tespit edilmekle birlikte çek üzerindeki yazılarla ilgili olarak herhangi bir inceleme yapılmaması, sanığın savunmasında isimlerini bildirdiği ortakları … ve …‘nin olayla ilgili olarak bilgilerine başvurulmaması suça konu çek aslının dosya içerisinde bulunmadığı ve mahkemece çekin unsurları ve aldatma niteliği yönünden duruşmada incelenmediğinin anlaşılması karşısında, suçun unsurlarının ve maddi gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti bakımından; belgelerde sahtecilik suçlarında aldatma niteliğinin bulunup bulunmadığının takdirinin mahkemeye ait olduğu gözönüne alınıp, suça konu çek aslının duruşmaya getirtilip incelenmek suretiyle, özellikleri tutanağa geçirilerek, yasal unsurları taşıyıp taşımadığı ve aldatma niteliğinin bulunup bulunmadığı yöntemince tartışılarak, belge asılının denetime olanak verecek şekilde dosya içinde bulundurulması, katılan şirket yetkilisinden suç tarihi öncesinde sanığın işlettiği işyeri tarafından düzenlenen ve bedeli ödenen çek, bono gibi kıymetli evraklar bulunup bulunmadığının sorulması ile mümkün olması halinde bu belgelerin dosyaya getirtilmesi, … ve …‘nin açık kimlik ve adres bilgilerinin tespiti suretiyle olayla ilgili olarak tanık sıfatıyla beyanlarına başvurulması, suça konu çek üzerindeki ve temin edilebilmesi halinde işyeri tarafından katılan şirkete verilen diğer kıymetli evraklar üzerindeki imza ve yazıların sanığa yada … ve …‘ye ait olup olmadığı yönünden yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmasından sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması,
2-Kabule göre de;
a)Suça konu çekin katılan şirkete teslim tarihinin gösterir cari hareket dökümüne göre “21.02.2007“ olan suç tarihinin, gerekçeli karar başlığında 28.04.2007“ olarak yanlış yazılması,
b)5237 sayılı TCK‘nin 62. maddesine göre, sanığın geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri konusunda mahkemede oluşan kanaate göre takdiri indirim uygulanıp uygulanmayacağının kararda tartışılmaması,
c)5237 sayılı TCK’nin 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 26.11.2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.