YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/5230
KARAR NO : 2018/9623
KARAR TARİHİ : 28.11.2018
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Vergi Usul Kanunu’na muhalefet
HÜKÜM : Mahkumiyet
Sanığın, yetkilisi olduğu şirkete ait 2005 ve 2006 yıllarına ait defter ve belgeleri yapılan tebligata rağmen 15 günlük yasal süre içerisinde ibraz etmediği iddia olunarak açılan davada; sanığın, “…ticari sıkıntılarım vardı, şirketime üst üste hacizler geldi. Şirketimin adına 30 aracım vardı, bunların hepsine icrada haciz konuldu ve satıldı, şirketim kapandı, ben de kaçak durumuna düştüm, bu yüzden bana tebligatlar ulaşmadı ve istenen belgeleri de temin edemedim. Ancak şu anda benden istenen belgeler ve faturalar şimdiki… iş yerimin deposunda durmaktadır, en kısa zamanda bu belgeleri Ostim Vergi Dairesine götüreceğim.” diyerek suçlamaları kabul etmemesi dikkate alınarak;
1- Defter ve belgelerin ibrazına ilişkin yazının, sanığın babası olan şirket ortağı …’in adresine, …’in eşi aynı zamanda sanığın annesi …’e “aynı hanede” olduğu belirtilerek tebliğ edilmesi; sanığın nüfus kayıt örneğine göre 21.07.2005 tarihinde evlendiğinin ve adresinin de tebligat yapılan adresten başka bir adres olduğunun anlaşılması; 28.12.2010 tarihli kolluk raporunda da sanığın evlenmesi ile birlikte anne ve babası ile yaşadığı evden ayrıldığının, mahalle muhtarlığında kaydının bulunmadığının belirtilmesi karşısında, maddi gerçeğin ve suçun unsurlarının tespiti açısından; tebligat tarihi olan 23.06.2010 tarihinde, sanığın MERNİS veya fiili ikamet adresinin hangi adres olduğunun ve bu tarihte sanığın tebligat yapılan adres olan … adresinde ikamet edip etmediğinin araştırılarak tespit edilmesi, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, eksik araştırma ile hüküm kurulması,
2- Kabule göre de; 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan haklardan sanığın sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden koşullu salıverilme tarihine kadar uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizliğinin, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, 28.11.2018 tarihinde oy birliği ile karar verildi.