Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2016/5227 E. 2018/9631 K. 28.11.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/5227
KARAR NO : 2018/9631
KARAR TARİHİ : 28.11.2018

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Vergi Usul Kanununa muhalefet
HÜKÜM : Mahkumiyet

Sanığın deneme süresi içinde kasıtlı suç işlemesi nedeni ile tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiş; 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli 2014/140 Esas ve 2015/85 sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Yapılan yargılamada toplanan deliller gerekçeli kararda gösterilip tartışılarak, sanığın suçunun sübutu kabul, oluşa uygun şekilde vasfı tayin kılınmış, cezayı artırıcı ve azaltıcı sebeplerin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, Üye …’ın karşı oyu ve açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanma şartlarının bulunmadığına ilişkin oy çokluğu ile diğer yönlerden oy birliği ile 28.11.2018 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY GEREKÇESİ

Dairemizin 28/11/2018 tarih, 2016/5227 Es., 2018/9631 Kr. sayılı (Hükmün açıklama koşullarının bulunduğuna dair) çoğunluk görüşüne aşağıdaki sebepten katılmıyorum.
Sanığın 213 sayılı Yasanın 359/a-2, 43/1, 62, 53/1. maddeleri gereğince 1 Yıl 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Hükmün Açıklanması suretiyle kurulan Boyabat Asliye Ceza Mahkemesinin 14/02/2013 tarih 2012/296 Es., 2013/135 Kr. sayılı kararı usul ve yasaya aykırıdır.
Sanık hakkında aynı mahkemece 17/02/2011 tarih 2010/289 Es.-2011/36 Kr. sayıyla 359/a-2, 43/1, 62, 53/1. maddeleri gereğince 1 Yıl 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına dair hükmün CMK’nin 231/6 ve devamı maddeleri uyarınca açıklanmasının geri bırakıldığı anlaşılmaktadır.
Deneme devresi içinde sanık hakkında Boyabat Sulh Ceza Mahkemesinin 06/09/2012 tarih 2012/65 Es., 2012/233 Kr. sayı ile 5237 sayılı TCK’nin 106/1-2, 62/1, 52/2. maddeleri uyarınca doğrudan 710 TL APC ile (2 kez) cezalandırılmasına ilişkin kesin olarak verilen hükümlere istinaden ilgili mahkemesine ihbarda bulunulduğu görülmüştür.
Ceza Muhakemesi Hukukunda kesin olduğu belirtilen hükümler ancak kendi kesinlik sınırları içinde (daha doğru bir ifadeyle sadece ve sadece kesin sonuç adli para cezası ile sınırlı olarak) infazı kabildir. Kesin hükme kendisinden daha ağır (somut olayda hürriyeti bağlayıcı ceza) bir başka hükmün infazına yol açacak şekilde bir sonuç yüklenemez.
Çünkü kesin olarak verilen kararların olağan yargı yolu içinde temyiz incelenmesine konu edilmesi mümkün değildir. Ancak şartların varlığı halinde kanun yararına bozma suretiyle hukuka aykırılığın giderilmesi mümkündür. Dolayısıyla etkin bir yargısal denetime tabi olmayan kesin hükümlerin hükmün açıklanmasına dayanak alınması mümkün değildir. Bu durum iç hukukumuzun bir parçası olan İnsan Hakları ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Avrupa Sözleşmesinin 6/2. maddesine güvence altına alınan Masumiyet Karinesinin ihlali niteliğindedir.
Bu sebeplerle anılan mahkeme kararının öncelikle (hükmün açıklanmasının koşullarının bulunmadığı sebebine dayalı olarak) bozulması gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun onama gerekçesine katılmıyorum. 28.11.2018