YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/4647
KARAR NO : 2018/9648
KARAR TARİHİ : 29.11.2018
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Vergi Usul Kanunu’na muhalefet
HÜKÜM : Sanığın 2008 takvim yılında sahte fatura düzenlemek suçundan: Beraat
2009, 2010 ve 2011 takvim yıllarında işlenen suçtan: Mahkumiyet
A) Sanık hakkında 2008 takvim yılında sahte fatura düzenleme suçundan verilen beraat hükmüne yönelik katılan kurum vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesi:
Yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle CMK’nin 223. Maddesinin 2. Fıkrasının (e) bendi uyarınca beraati gerektiği dosya içeriğine uygun şekilde gerekçeleri gösterilerek kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılan kurum vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA,
B- Sanık hakkında 2009, 2010 ve 2011 takvim yıllarında sahte fatura düzenleme suçlarından verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik sanığın temyiz talebinin incelenmesi:
Sanığın, 2008 yılında… Makine adında bir iş yeri açtığını, açlışından 5 ay sonra iş yerini çalıştıramadığı için faaliyetlerini durdurduğunu, ancak iş yerinin kapanışını yapmadığını, iş yerine ait tüm belgeleri eve götürdüğünü, annesinin 2009 yılında intihar etmesi üzerine evdeki eşyaları dağıttıklarını, o sırada iş yerine ait fatura ve diğer belgelerin de olmadığını fark ettiğini, sahte fatura düzenlenmesi konusunda bilgisinin bulunmadığını savunması nedeniyle, suçların unsurlarının ve maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti için;
1- Sanığın sahte olarak düzenlendiği iddia edilen 2009, 2010 ve 2011 takvim yıllarına ait fatura asılları temin edilip, sanığa gösterilerek yazı ve imzaların kendisine ait olup olmadığının sorulması, kendisine ait olmadığını söylediği takdirde; yazı ve imza örnekleri temin edilerek, faturalardaki yazı ve imzaların sanığa ait olup olmadığı konusunda uzman bir kurum veya kuruluştan rapor alınması,
2- Faturalardaki yazı ve imzaların sanığa ait olmadığının anlaşılması halinde ise;
a) Faturaları kullandığı belirlenen mükellefler hakkında karşıt inceleme raporu düzenlenip düzenlenmediğinin ilgili vergi dairesinden sorularak, düzenlenmiş ise onaylı örneklerinin getirtilmesi,
b) Aynı mükellefler hakkında dava açılıp açılmadığını araştırılması; dava açılmış ise, dosyalarının getirtilerek incelenmesi ve bu davayla ilgili belgelerin onaylı örneklerinin çıkartılarak dosya içine konulması,
c) Faturaları kullanan şirket yetkilileri veya kişilerin, CMK’nın 48. maddesi uyarınca çekinme hakları hatırlatılarak tanık sıfatıyla dinlenmesi; kendilerinden, sözü edilen faturaları hangi hukuki ilişkiye dayanarak kimden aldıklarının, sanığı tanıyıp tanımadıklarının ve faturaların alınması konusunda sanığın bir iştirakinin bulunup bulunmadığının sorulması,
3- Gerektiğinde, faturaların gerçek alım-satım karşılığı olup olmadığının belirlenmesi için;
a) Faturayı düzenleyen şirkete ait mal ve para akışını gösteren sevk ve taşıma irsaliyelerinin, teslim ve tesellüm belgelerinin, bedelinin ödendiğine ilişkin ticari teamüle uygun ve kanıtlama yeterliliği olan banka hesaplarının ve kasa mevcuduyla uyumlu geçerli belgelerin olup olmadığının araştırılması,
b) Daha sonra, faturaları düzenleyen şirket ile kullanan şirket ve kişilerin ticari defterleri ve belgeleri üzerinde karşılıklı bilirkişi incelemesi yaptırılması,
Sonucuna göre tüm deliller birlikte tartışılarak sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hükümler kurulması,
3- Kabule göre de;
a) 5237 sayılı TCK’nin 43/1. maddesinin uygulanması ile belirlenen hapis cezasının uyarınca temel cezadan artırım sonucunda ceza süresinin 3 yıl 9 ay yerine, 3 yıl 9 ay 15 gün olarak fazla hesaplanması,
b) Hükümden sonra 24/11/2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin 08/10/2015 tarihli 2014/140 esas ve 2015/85 karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin bazı hükümlerinin iptal edilmesi nedeniyle, bu maddenin uygulanması açısından, sanığın durumunun yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, 29.11.2018 tarihinde oy birliği ile karar verildi.