Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2018/1733 E. 2018/17451 K. 14.11.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/1733
KARAR NO : 2018/17451
KARAR TARİHİ : 14.11.2018

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
KATILANLAR : …, …
HÜKÜMLER : Mahkumiyet, beraat

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Sanık hakkında katılan …’e yönelik tehdit suçundan verilen beraat kararına yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA,
2) Sanık hakkında katılan …’u kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
a) Anayasanın 141/3, 5271 sayılı CMK’nin 34 ve 230. maddeleri uyarınca, mahkeme kararlarının sanıkları, mağdurları, Cumhuriyet savcısını ve herkesi inandıracak ve temyiz denetimine olanak verecek biçim de olması, Yargıtayın gerekçedeki denetim işlemini yerine getirmesi için, kararın dayandığı tüm verilerin, bu veriler konusunda mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddia, savunma ve tanık anlatımlarına ilişkin değerlendirmelerin açık olarak gerekçeye yansıtılması, suçun ögeleri ve kanıtlandığı kabul edilen olayların açıkça gösterilmesi gerekirken, bu ilkelere uyulmadan gerekçesiz hüküm kurulması,
b) Hüküm fıkrasında, “suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği zaman ve yer, sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı, sanığın güttüğü amaç ve saik göz önünde bulundurarak” şeklindeki yetersiz ve 5237 TCK’nin 61. maddesindeki soyut ifadenin tekrarı niteliğindeki gerekçe ile “takdiren alt sınırdan” hüküm kurulduğu belirtildikten sonra, alt sınırdan uzaklaşılarak hüküm kurulmak suretiyle çelişkili karar verilmesi,

c) Komşu esnaf olan taraflar arasında önceye dayalı husumet bulunan ve bu husumete ilişkin olarak daha önce de soruşturma ve kovuşturma işlemlerinin yapıldığı anlaşılan olayın başlangıcına ilişkin tarafların farklı beyanlarda bulunması karşısında, CGK’nin 22.10.2002 tarihli 2002/4-238 Esas ve 2002/367 Karar sayılı kararı da gözetilerek ilk haksız hareketi kimin başlattığı belli olmadığından sanık lehine TCK’nin 29. maddesinde yer alan haksız tahrik hükümlerinin asgari oranda (1/4) uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
d) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas – 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanıkların hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafii ile katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme uygun olarak BOZULMASINA, 14.11.2018 gününde oy birliğiyle karar verildi.