YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/7422
KARAR NO : 2018/17881
KARAR TARİHİ : 21.11.2018
Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan sanık …’nin, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/1, 87/3, 29 ve 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl denetim süresi belirlenmesine dair … Asliye Ceza Mahkemesinin 16.03.2010 tarihli ve 2009/1094 Esas, 2010/252 sayılı kararının 24.03.2010 tarihinde kesinleşmesini müteakip, sanığın denetim süresi içerisinde 17.01.2014 tarihinde kasıtlı olarak tehdit ve hakaret suçlarından … Asliye Ceza Mahkemesinin 12.01.2016 tarihli ve 2015/566 Esas ve 2016/15 sayılı kararıyla cezalandırıldığının ihbar edilmesi üzerine, denetim süresinde işlenen suça ilişkin verilen kararın kesin olarak verildiğinden bahisle hükmün açıklanmasına yer olmadığına ve kamu davasının düşürülmesine ilişkin… Asliye Ceza Mahkemesinin 21.02.2017 tarihli ve 2016/376 Esas, 2017/133 sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığı’nın 15.10.2018 tarih ve 2018/7545 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 22.10.2018 tarih ve 2018/84529 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05.05.2015 tarihli ve 2014/8-145 Esas ve 2015/145 karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 231/11. maddesinde açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen hükmün hangi şartların gerçekleşmesi halinde açıklanacağı açıkça belirtilmiş olup, bu düzenlemeye göre hakkındaki hükmün açıklanması geri bırakılan sanığın, denetim süresi içinde kasıtlı bir suçtan mahkum olması durumunda hükmün açıklanacağı, bunun için ikinci suçun denetim süresi içerisinde işlenmesi ve kasıtlı bir suç olmasının yeterli olduğu, ikinci suçun kesinleşme tarihinin öneminin bulunmadığı, ikinci suçun şikayete bağlı veya re’sen soruşturulan bir suç olmasının da sonuca etkili olmadığı, yine ikinci suçtan mahkumiyetin adli para cezası ya da hapis cezası olması yanında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 50. maddesindeki seçenek yaptırımlara çevrilmiş olmasının da önemi olmadığı gibi kesin nitelikte olmasının da öneminin bulunmadığı, kanun koyucunun ikinci suçun kasıtlı bir suç olmasını yeterli gördüğü, ikinci suçtan verilecek mahkumiyet hükmünün niteliği konusunda bir sınırlama getirmediği, somut olayda, adli sicil kaydından anlaşılacağı üzere sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın verildiği tarihten itibaren 5 yıllık denetim süresi dolmadan, sanığın 16.05.2011 tarihinde işlemiş olduğu basit yaralama suçundan İzmir 21. Sulh Ceza Mahkemesinin 25.03.2014 tarihli ve
-1-
2014/269 Esas, 2014/305 sayılı kararı ile 2.240,00 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve bu kararın 25.03.2014 tarihinde kesinleştiği, 30.09.2013 tarihinde işlemiş olduğu hakaret suçundan … Asliye Ceza Mahkemesinin 25.02.2016 tarihli ve 2016/47 Esas, 2016/190 sayılı kararı ile 500 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, yine düşme kararında da belirtildiği üzere 17.01.2014 tarihinde işlemiş olduğu hakaret ve tehdit suçlarından …. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.01.2016 tarihli ve 2015/566 Esas, 2016/15 sayılı kararıyla 800,00 Türk Lirası ve 600,00 Türk Lirası hapis cezaları ile cezalandırılmasına karar verildiği, verilen bu kararların düşme kararından önce kesinleştikleri nazara alındığında hükmün açıklanması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde, isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden;… Asliye Ceza Mahkemesinin 21.02.2017 tarihli ve 2016/376 Esas, 2017/133 sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nin 309/4. maddesi gereğince kanun yararına BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.11.2018 gününde oy birliğiyle karar verildi.
-2-