YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/10578
KARAR NO : 2008/9645
KARAR TARİHİ : 30.06.2008
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ :Boşanma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava Türk Medeni Kanununun 166/1. maddesine dayalı evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle boşanmaya karar verilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda Türk Medeni Kanununun 170.-172. maddeleri gereğince tarafların 2 yıl müddetle ayrılıklarına hükmetmiştir.
Anayasanın 141/3.maddesi gereğince “mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılmalıdır” Medeni Kanunun 170/3. maddesine göre “dava boşanmaya ilişkinse, ancak ortak hayatın yeniden kurulması olasılığı bulunduğu takdirde ayrılığa karar verilebilir.” Bu durumda, davacımutlak bir boşanma nedenine dayanmış ve bunun varlığını kanıtlamış olsa bile, hakim barışma olasılığını gördüğü takdirde boşanma yerine ayrılığa hükmedebilecektir. Bu durumda bir boşanma nedeninin gerçekleşmesi halinde barışmanın mümkün görüldüğüne, ortak yaşamın yeniden başlayabileceğine ve nihayet ileride birleşme umudunun bulunduğuna ilişkin hakimin takdirinin kesin ve denetimden uzak olduğunu düşünmemek gerekmektedir. Herşeyden önce hakimin takdir hakkını çok ciddi ve son derece isabetli kullanması gerekmektedir. Eşlerin barışma ihtimali, gerçekleşmeye yakın bir ciddiyetle görülmeli, varlığı makul surette kabul edilebilmeli, böyle bir kanaat sağlam olasılığa dayandırılmalı, hatta barışma ihtimali varlığı bir tarafın ikrarından ya da hareket tarzından anlaşılmış olmalıdır. Özellikle barşıma ihtimali kuvvetli bulunmalıdır.
Bu konuda bir takdire ulaşılırken dosyaya uygun dayanaklar gösterilmeli (Yargıtay İctihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 3.7.1978 tarihli 5-6 sayılı kararı gerekçesi) boşanma nedeninin ve geçimsizliğin asıl saiki ve eşlerin kişisel durumları üzerine eğilinmeli, mücerret bir barışma ihtimalinin dışında eşlerin sosyal ve kültürel durumları değerlendirilmelidir. olayların yoğunluğu ve ağırlığı eşlerin uzun bir süredir ayrı yaşamakta olmaları gibi haller her halde yeniden bir araya gelme ihtimalini ortadan kaldırıcı bir unsur olarak düşünülmelidir.
Nihayet hakim kararında barışma olasılığının varlığını ve kendisini böyle bir inanca götüren nedenleri, kanun yolu denetimine olanak verecek açıklıkta göstermelidir. Ancak bu yolladır ki mutlak bir boşanma nedeni hukuk uygun nisbileştirilebilir. Nisbi boşanma sebebinde de takdir hakkı Anayasa ve Kanun çerçevesinde kullanılmış olur.
Somut olaya gelince;
Davacı kadın, davalının bir bankada çalışırken zimmetine para geçirdiğini ve işten çıkarıldığını, sürekli borsa, at yarışı, şans oyunları oynayıp sorumsuzca para kaybettiğini, sürekli piyasaya borçlanıp, kredi çektiğini, kredi ve borçların kendisi tarafından ödendiğini ve davalının eve haciz gelmesine sebep olup, birlik görevlerini yerine getirmediğini bu nedenle birliğin çekilmez hal aldığını ileri sürerek boşanma istemiştir.
Dinlenen tanıklar davacı iddialarını doğrulamışlar, davacı kadının kusursuz olduğunu belirtmişlerdir.
Bu durumda taraflar arasındaki evlilik birliği temelinden sarsılmış ve Türk Medeni Kanununun 166/1. maddesi şartları oluşmuştur.
Türk Medeni Kanununun 170/3. maddesi gereğince tarafların barışma olasılığını gösterir dosyada bir delil de yoktur.
O halde boşanmaya karar verilmesi gerekiren Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 388. maddesinde yer alan kurallara aykırı biçimde hiçbir gerekçe gösterilmeden ayrılığa hükmedilmesi doğru görülmemitir.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair hususların incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, iş bu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 30.06.2008 (Pzt.)