Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2011/4956 E. 2013/6843 K. 04.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/4956
KARAR NO : 2013/6843
KARAR TARİHİ : 04.04.2013

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … … …. Asliye Ticaret (… …. Asliye Ticaret) Mahkemesi’nce verilen ….2010 tarih ve 2008/285-2010/1081 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 02.04.2013 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı … şirketinin hiçbir ihbar keşide etmeksizin müvekkili şirketin acenteliğini 08…2007 tarihinde feshettiğini, davalının hukuki dayanaktan yoksun ve haksız feshi nedeniyle müvekkili şirketin telafisi imkansız zararlara uğradığını, davalının müvekkili şirketin 31…2006 tarihi itibariyle 1.000.000 TL büyüklüğünde olan portföyünü hiçbir çaba göstermeden sahip olduğunu ve uzun yıllar bu portföylerden gelir elde edeceğini ileri sürerek, şimdilik ….000 TL portföy tazminatının fesih tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, sözleşmenin müvekkiline tanıdığı yetkiler çerçevesinde ve 11… maddesinde belirtilen haklı sebeplerin gerçekleşmesi nedeniyle feshedildiğini, davacı şirket hakkındaki şikayetler üzerine yapılan denetim sonucu düzenlenen rapora göre, davacı şirketin mevzuata ve sözleşmeye aykırı bir çok usulsüz işlem ve eylemde bulunduğunun tespit edildiğini, davacının sözleşmenin yürürlükte olduğu dönem boyunca müvekkili şirkete yüksek miktarda cari hesap borcunun bulunduğunu, bu borç nedeniyle 123.934,68 TL tutarında icra takibi başlatıldığını, davacı şirketin acentelik faaliyeti dışında başkaca bir ticari faaliyette bulunmasının yasa gereği yasak olmasına karşın başkaca ticari faaliyette bulunduğunu, davacının kendi kusurlu hareketleri ile acentelik sözleşmesinin feshine neden olduğundan portföy tazminatı talep hakkının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, acentelik sözleşmesinin taraflardan herhangi birisi tarafından fesih edilmesi durumunda acentenin bütün haklarından feragat ettiği anlamına gelen 11.1. ve 11… maddelerinin, acentenin ekonomik özgürlüğünü tek taraflı kısıtlayıcı nitelikte olduğundan, anılan hükümlerin B.K.’nın …. maddesinin emredici hükmüne aykırılığı nedeniyle geçersiz kabul edilmesi
gerektiği, acentenin şartları oluşmuşsa portföy tazminatı talep edebileceği, davacının son beş yıla ait komisyon toplamı 415.602,… TL’nin ortalaması 83.120,43 TL’yi portföy tazminatı olarak talep edebileceği, HUMK’nın 74. maddesi uyarınca taleple bağlı kalındığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, ….000 TL’nin 02.04.2008 dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, taraf vekillerinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
…- Ancak dava, acentelik sözleşmesinden kaynaklanan portföy tazminatının tahsili istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin 11… maddesine göre “acentenin mevzuata, talimatlara, sözleşmeye uymaması, verimsiz çalışması, sigortacının veya kendisinin itibarına zarar vermesi halinde, sigortacı sözleşmeyi derhal feshedebilir. Acente bu fesih neticesi bir hak ve tazminat isteyemez, portföy konusunda bir hak, komisyon, tazminat, kar kaybı gibi taleplerde bulunamaz.” Davalı … şirketi vekili de müvekkilinin bu maddeye dayanarak sözleşmeyi haklı nedenle feshettiğini, zira davacı acentenin sözleşmeye ve mevzuata aykırı davrandığını, acentelik hizmeti ile bağdaşmayacak işlerle iştigal ettiğini, müvekkilinin ve kendisinin itibarını zedeleyecek işlemlerde bulunduğunu, bir müşterisinin kredi kartından başka bir müşterisinin prim borcunu tahsil ettiğini, sigortalılarından tahsil ettiği primleri müvekkiline intikal ettirmediğini, yüksek miktarda cari hesap borcunun bulunduğunu, bu nedenle davacının portföy tazminatı isteyemeyeceğini savunmuş, mahkemece davalının bu savunması incelenmemiştir.
Oysa mülga 6762 sayılı …’nın 133/1. maddesi haklı nedenlerle sözleşmenin her zaman feshedilebileceğini, 134/1. maddesi haklı neden olmadan sözleşmenin feshi halinde ancak başlanmış işlerin tamamlanmaması dolayısıyla uğranılan zararın tazmininin istenebileceğini, mülga 818 sayılı BK’nın 108/…. maddesi ise sözleşmenin feshinde kusurlu olan tarafın akdin hükümsüzlüğünden dolayı tazminat isteyemeyeceğini düzenlemiştir. Görüldüğü üzere, sözleşmenin feshinde kusurlu olan acentenin tazminat adı altında komisyon alacağı isteyebileceği yönünde bir düzenleme mevcut değildir. Bu hak ancak fesihte kusurlu bulunmayan acenteye tanınmıştır. Sigortacılık Kanunu’nun …/16. bendinde ise acentenin portföy tazminatı talep hakkı düzenlendikten sonra son cümlesinde, acentenin haklı bir nedene dayanmaksızın sözleşmeyi feshetmesi ya da kendi kusuruyla sözleşmenin feshine neden olması halinde tazminat hakkının düşeceği açıkça belirtilmiştir. Esasen tüm bu düzenlemeler olmasa dahi MK.’nın …. maddesinde belirtilen ilkeler de aynı sonuca varılmasını gerektirir.
Bu durum karşısında mahkemece, davalı … şirketinin dava konusu acentelik sözleşmesini haklı nedenle feshettiği savunmasının incelenip değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
…- Kabul şekli bakımından da mahkemece hükmedilen tazminat miktarına dava tarihinden itibaren temerrüt faizi yürütülmüştür. Oysa davacı tarafından keşide edilen 04.03.2008 tarihli ihtarname davalıyı temerrüde düşürecek nitelikte bir ihtarname olup, davalıya 06.03.2008 tarihinde tebliğ edilmiştir.
Bu durumda mahkemece, davalının temerrüt tarihinin anılan ihtarnameye göre belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması dahi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (…) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin, (…) numaralı bentte açıklanan nedenlerle de davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın taraflar yararına BOZULMASINA, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin taraflardan alınarak yek diğerine verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 04.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.