YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/12979
KARAR NO : 2013/3528
KARAR TARİHİ : 01.04.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı gerçek kişiler tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
… Mahallesi 195 ada 3 parsel sayılı 716 m² yüzölçümlü kargir ev ve arsa nitelikli taşınmaz, davalı gerçek kişiler adına verâseten iştirakli olarak tapu sicilinde kayıtlıdır.
Davacı Hazine, 29.06.2004 tarihli dilekçe ile çekişmeli taşınmazın yaylak niteliğinde bulunduğundan tapusunun iptali ve özel siciline tescili talebi ile dava açmıştır.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne, orman bilirkişi rapor ve krokisinde (A) ile gösterilen 223 m² bölümün tapu kaydının iptali ve yayla niteliğiyle özel siciline tesciline, fazlaya yönelik talebin reddine ilişkin 10.10.2006 gün ve 2004/1810 – 4137 sayılı karar, Hazine ve davalı gerçek kişiler tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin 07.02.2008 gün ve 2008/737 – 1362 sayılı kararı ile [1) Mahkemenin dava konusu taşınmazı orman sınırları içinde kalan bölümü hakkında, dava açma hakkının orman idaresine ait olacağı gerekçesi ile Hazine davasını reddetmesinde, diğer bölümü bakımından taşınmazı yayla niteliği ile kabul etmiş bulunmasında kanuna aykırılık yoktur. Hazine’nin reddedilen bölüm hakkındaki temyiz itirazlarının bu nedenle reddine,
2) Davalıların temyiz itirazlarına gelince; “…4342 sayılı Mera Kanununun geçici madde 3, birinci ve ikinci fıkra hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı inceleme ve araştırma konusu yapılmalı, başka bir anlatımla; yaylak olması nedeniyle diğer koşullar gerçekleşmişse kanun uyarınca Hazine adına tescil edilmesi gereken taşınmaza davalının emlak ve rayiç bedeli toplamının yarısı depo ettirilerek Hazinenin bu bedel karşılığı davadan kanun gereği vazgeçmesi gerekip gerekmediği yönü üzerinde durulmalıdır. …] denilerek bozulmuştur.
Davacı … Yönetimi, çekişmeli taşınmazın (B) ile gösterilen 493 m² bölümünün, 1951 yılında yapılarak kesinleşen orman kadastrosunda orman sınırı içinde kaldığını ileri sürerek tapusunun iptali ve orman niteliği ile Hazine adına tescili istemiyle harçlı olarak dava katılmıştır.
Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra;
Hazinenin açtığı davanın orman bilirkişisinin rapor ve ekli krokisinde (A) ile gösterilen 223 m² bölüm yönünden 4342 sayılı Kanunun 5685 sayılı Kanunla değişik geçici 3. maddesinde yapılan değişiklik uyarınca, davacı Hazinenin davasından kanun gereğince vazgeçmiş sayılmasına, (B) ile gösterilen 493 m² bölüm yönünden ise, bozmadan önce reddine karar verildiğinden ve kesinleştiğinden aynen geçerliliğine,
Orman Yönetiminin açtığı davanın kabulü ile aynı rapor ve ekli krokide (B) ile gösterilen 493 m² işaretli bölümünün tapu kaydının iptali ile orman niteliğiyle Hazine adına tesciline,
karar verilmiş, hüküm davalı gerçek kişiler tarafından (B) bölüme ilişkin olarak temyiz edilmiştir.
Dava dilekçelerindeki açıklamalara göre dava, tapu iptali ve tescili istemine ilişkindir.
Akçatekir Beldesinde 1951 yılında yapılarak kesinleşen orman kadastrosunun bulunduğu, 1990 yılında 80 nolu Orman Kadastro Komisyonunun 3402 sayılı Kanun gereğince yapılacak çalışmalara esas olmak üzere aplikasyon ve 2/B madde uygulamalarına başladığı ve ilân edildikten sonra kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Yörede genel arazi kadastro çalışması 16.12.1993 tarihinde yapılmış, sonuçları 09.06.1994 ilâ 08.07.1994 tarihleri arasında ilân edilmiş; çekişmeli taşınmaz, belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalılar adına verâseten iştirak halinde mülkiyet şeklinde tesbit ve tescil edilmiştir.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman bilirkişi tarafından kesinleşmiş orman tahdit haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırma sonucunda, çekişmeli taşınmazın (B) bölümünün orman tahdidi içinde kalan yerlerden olduğu anlaşıldığına ve 14/03/2009 tarihinde yürürlüğe giren 5841 sayılı Kanunun 2. maddesi ile 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12. maddesinin 3. fıkrasına eklenen “Bu hüküm, iddianın ve taşınmazın niteliği ile devlet ya da diğer kamu tüzel kişilikleri olsa dahi tarafların sıfatına bakılmaksızın uygulanır” ve 5841 sayılı Kanunun 3. maddesi ile 3402 sayılı Kadastro Kanununa eklenen geçici 10 maddesindeki (Bu Kanunun 12 nci maddesinin üçüncü fıkrası hükmü, Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu iddiası ile yürürlük tarihinden önce açılmış ve henüz kesin hükme bağlanmamış olan davalarda dahi uygulanır.) şeklindeki hükümleri, Anayasa Mahkemesinin 12/5/2011 gün ve 2009/31 – 77 sayılı kararı ile iptal edilmiş olup, gerekçeli kararın 23/07/2011 tarih ve 28003 sayılı Resmî Gazetede yayımlandığı, hak düşürücü sürenin bu nedenle ileri sürülemeyeceği gözönünde bulundurularak yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanunun 16. maddesiyle 3402 sayılı Kanuna eklenen “Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekâlet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmaz.” şeklindeki 36/A maddesi ve 17. maddesi ile eklenen “Bu Kanunun 36/A maddesi hükmü, henüz infaz edilmemiş yargı kararlarındaki vekâlet ücreti dâhil yargılama giderleri için de uygulanır.” şeklindeki geçici 11. maddesi hükümleri uyarınca davalılar aleyhine vekâlet ücreti dahil yargılama giderlerine hükmolunamayacağı ve Devlet ormanı niteliği ile tesciline karar verilen taşınmazlar üzerine sınırlı veya aynî hak oluşturacak şekilde hiçbir şerh verilemeyeceğinden, davalılar aleyhine yargılama giderine hükmolunması ve tapu kaydındaki şerhlerin kaldırılmaması doğru değil ise de, bu hususlar hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu nedenle; hükmün 1. bölümünün (c), (d) ve (e) bendlerinin hüküm fıkrasından tamamen çıkartılarak yerine yeni bir (c) bendi olarak “c) 3402 sayılı Kanuna 6099 sayılı Kanun ile eklenen 36/A ve geçici 11. maddelerine göre, davacı Hazinenin yaptığı tüm yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, aynı Kanun hükmü gereğince davacı Hazine yararına vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına ve Harçlar Kanununun 13/j bendi uyarınca davacı Hazinenin harçtan muafiyetine,” cümlesinin yazılmasına, yine hükmün 2. bölümünün (b), (c) ve (d) bentlerinin hüküm fıkrasından tamamen çıkartılmasına, yerine yeni bir (b) bendi olarak “b) 3402 sayılı Kanuna 6099 sayılı Kanun ile eklenen 36/A ve geçici 11. maddelerine göre, davacı … Yönetiminin yaptığı tüm yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına ve aynı Kanun hükmü gereğince davacı … Yönetimi yararına vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına” cümlelerinin yazılmasına, yine hüküm fıkrasına yeni bir 4. bölüm eklenerek “4- Dava konusu taşınmazın (B) bölümüne ait tapu kaydı üzerindeki tüm şerhlerin kaldırılmasına” cümlelerinin eklenmesi suretiyle düzeltilmesine ve hükmün 6100 sayılı Kanununn geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı H.U.M.K’nun 438/7. maddesine göre düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine 01/04/2013 günü oy birliği ile karar verildi.