YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/19379
KARAR NO : 2012/23596
KARAR TARİHİ : 15.11.2012
MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde fazlaya ilişkin hak saklı kalmak kaydıyla 10.000 TL ecrimisilin, birleşen dava ile 12.000 TL ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili dilekçesinde; Ortak muristen intikal eden dükkan ve dairenin davalılar tarafından kullanıldığından bahisle 6.2.2008 – 6.7.2009 tarihleri arası 10000 TL, birleşen davada ise aynı taşınmazlar için 6.7.2009-7.12.2010 tarihleri için 12.000 TL ecrimisil talebinde bulunmuştur.Davalı … vekili cevabında,intifadan men koşulunun oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddini istemiştir. Mahkemece davaya konu dairenin davalılar tarafından kullanıldığının ispatlanamadığı, ancak dükkanın davalılar tarafından kullanıldığının sabit olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.TMK. mad. 693’e göre: ”Paydaşlardan her biri, diğerlerinin hakları ile bağdaştığı ölçüde paylı maldan yararlanabilir ve onu kullanabilir.” Buna göre, her paydaşın, paylı mülkiyet konusu şeyin tamamı (veya bir kısmı) üzerinde yararlanma hakkı bulunmaktadır. Bu hak, ne mekân (yer), ne de zaman itibariyle sınırlandırılmıştır. Fakat paydaşlar, yasanın yalnızca her paydaşın kullanma ölçüsünü belirtmesi nedeniyle bu hususta değişik düzenlemeler getirebilirler. Bu nedenle, taşınmazın kullanma biçimi; tüm paydaşlar arasında varılan bir anlaşma ile belirlenmiş ya da fiili bir kullanma biçimi oluşmuş ve uzun süre paydaşlar bu durumu benimsemişlerse, kayıtla paylı, eylemsel olarak bağımsız bu oluşumun, tapuda yapılacak resmi taksime ve şüyuun satış suretiyle giderilmesine yahut o yerde imar uygulaması yapılmasına kadar korunması ahde vefa kuralının yanında Türk Medeni Kanununun 2. maddesinde düzenlenen iyiniyet kuralının da bir gereğidir.Açıktır ki, söz konusu yararlanma, ancak, diğer paydaşların haklarına saygı gösterildiği oranda hukuksal himaye görecektir. Nitekim anılan yasa maddesi de, yararlanma hakkının, “diğer paydaşların hakları ile bağdaştığı ölçüde” mevcut bulunduğunu kesin bir biçimde belirtmiştir.Paya uyan bir belirtme ve sınırlama olmadığı takdirde, her paydaşın, öbürlerine zarar vermemesi kaydıyla taşınmazı kullanma hakkı vardır. Bu hakkın ölçüsü ise, her somut olayda durumun özelliğini göz önünde tutarak araştırılmak gerekir.Paylı malı, diğer paydaşların hakları ile bağdaşmayan bir biçimde kullanan paydaşlar (davalı) ise, kullanmayan paydaşın (davacı) haklarını, onun payı oranında ödemekle yükümlüdür.Davacı vekili,davaya konu dairenin ve dükkanın davalılar tarafından kullanılması nedeniyle ecrimisil talep etmiştir. Duruşmada dinlenen davacı tanıklarından … ve … davaya konu dairenin de davalılar tarafından kullanıldığını belirtmişlerdir. Öte yandan davacı vekili tarafından iş bu davadan evvel açılan ortaklığın giderilmesi davasında düzenlenen bilirkişi kurulu raporunda da dairenin davalı … tarafından kullanıldığı belirtilmiştir. O halde, davaya konu dairenin davalılar tarafından kullanıldığı sabit olmasına rağmen mahkemece dairenin davalılar tarafından kullanıldığının ispatlanamadığı gerekçesiyle daire ile ilgili ecrimisil talebinin reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. O halde, mahkemece dairenin de davalılar tarafından kullanıldığı kabul edilerek sonucu dairesinde hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.Ayrıca, bir davada çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektiren hallerde hakim bilirkişiye başvurabilir, ancak hakim bilirkişi raporu ile bağlı değildir. Hakim, bilirkişi raporunu yeterli derecede kanaat verici bulmazsa bilirkişiden ek rapor isteyebilir veya yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırabilir.Somut olayda, mahkemece bilirkişi raporunun yeterli olmaması durumunda denetime elverişli ek rapor alınması gerekirken ecrimisil hesabının mahkeme tarafından yapılması doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 15.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.