Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2012/19650 E. 2012/23594 K. 15.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/19650
KARAR NO : 2012/23594
KARAR TARİHİ : 15.11.2012

MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde 15025 TL ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili dava dilekçesinde; mülkiyeti davacıya ait olan dairenin davalılar tarafından işgal edilerek kullanılması nedeniyle, dava tarihinden geriye dönük 5 yıllık ecrimisil bedeli olarak 15.025 TL.’nin faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
Davalılar vekili cevabında, davalılardan… ve …’nın başka bir şehirde ikamet ettiklerini, daireyi kullanmadıklarını, davalı …’in ise men’i müdahale ve kal davası kesinleştikten sonra daireyi boşalttığını, davanın reddini istemiştir. Davalılar vekili 10.10.2011 tarihli celsede, davaya konu daireye davalıların murisi …’ın 35.000 TL faydalı ve zorunlu masraflar yaptığını, takas def’inde bulunduklarını beyan etmiştir. Mahkemece; davalılar … ve … aleyhine açılan davanın reddine, … aleyhine açılan davanın kısmen kabulü ile 14.785 TL ecrimisil bedelinin davalı …’den tahsiline karar verilmiş olup, davalılar vekilinin 10.10.2011 tarihli dilekçesinde belirttiği takas def’i hakkında ise olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemiştir. Karar davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillere kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, aşağıdaki bendin dışında sair temyiz itirazları yersizdir.
Bu bağlamda; mahkemece, davada belirtilen asıl ve yardımcı taleplerin hepsi hakkında hüküm fıkrasında karar verilmesi gerekir. Buna rağmen, mahkemenin asıl ve yardımcı taleplerden biri hakkında olumlu ya da olumsuz karar vermemiş olması mümkündür. Bu halde; hakkında karar verilmemiş olan talep, zımnen reddedilmiş sayılmaz. Çünkü, bu talep hakkında ortada verilmiş bir karar yoktur.Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 204.maddesinde, takas-mahsup talebinin davayı mütekabile (karşı dava) addolunacağı belirtilmiştir. Ancak, Borçlar Kanunu’nun 122.maddesi uyarınca, takas, borçlunun takas iradesini alacaklıya bildirmesiyle vaki olacağından, takasın sağlanması için mutlaka ayrı bir dava veya karşı dava açılması gerekmez. Borçlu, kendisine karşı açılmış olan bir dava içerisinde takas-mahsup talebinde bulanabilir ve böylesi bir talep, usul hukuku anlamında bir def’i niteliği taşır.Bilindiği üzere, ilk itirazlardan (Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, Md.187) farklı olarak, def’ilerin esasa cevap süresi içinde bildirilmeleri zorunlu değildir. Dolayısıyla, takas-mahsup def’i, esasa cevap süresi geçtikten sonra dahi bildirilebilir. Ne varki, bir def’inin esasa cevap süresi geçtikten sonra bildirilmesi savunmanın genişletilmesi anlamına geleceğinden, böylesi bir def’inin mahkemece dikkate alınabilmesi için, karşı tarafın buna muvafakat etmiş olması gerekir. (Prof.Dr.B.Kuru HMUK.6.basım 2001 İst. sh.1801) Takas, Borçlar Kanunu hükümlerine göre; borcun sukut sebeplerindendir. Davalı, kendisinin de davacıdan alacaklı olduğunu bildirmiş ve alacağı ile borcunun takas edilmesini talep etmiştir. Bunun için de ayrı bir dava açmayarak, takas def’inde bulunmakla yetinmiştir. Bu durumda; mahkemece, davalının takas def’i hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi doğru görülmemiştir. Ayrıca; davalılar İpek ve Atilla adına açılan davanın reddine karar verilmesine rağmen, kendisini vekille temsil ettiren davalılar yararına vekalet ücretine hükmedilmemesi de doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup bu nedenlerle yerinde olan temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 15.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.