YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/4482
KARAR NO : 2013/1410
KARAR TARİHİ : 12.02.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı borçlu …’in amme alacağının tahsilini imkansız hale getirmek amacıyla adına kayıtlı taşınmaz hissesini 25.5.2004 tarihinde davalı …’ye sattığını belirterek davalılar arasındaki tasarrufun iptaline,tapunun eski hale iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı borçlu, davanın reddini savunmuştur.
Davalı … vekili, dava şartlarının incelenmesi gerektiğini, taşınmazı gerçek değer ve iyiniyetle aldıklarını belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan delillere göre, dava dışı … ve Metal Sanayi şirketine ait vergi borçlarının 2001-2002-2003-2004 yıllarına ait olup, şirket ortağı …’in 20.10.1998 tarihinde şirketteki payını …’e devir ettiği,devrin 15.10.1999 tarihinde Ticaret Sicil gazetesinde ilan edildiği, limited şirket ortaklarının 6183 sayılı Kanunda değişik 35.madde gereğince şirketten tahsil imkanı olmayan amme borçlarından sermaye payları oranında doğrudan sorumlu olacakları, ancak davalı …’in dava konusu taşınmazı sattığı 25.4.2004 tarihinde borçlu şirketin ortağı olmadığı dolayısıyla şirke-
tin vergi borcundan sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava 6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Kanunun 24 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Somut olayda davacı idarenin 17.5.2010 tarihli yazısından dava dışı vergi borçlusu … ve Metal Sanayi şirketi hakkında yapılan takibin sonuçsuz kalması üzerine şirket ortağı ve müdürü davalı … hakkında 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 10. ve 6183 sayılı Yasanın mükerrer 35.maddesi gereğince icra takibi yapıldığı ve ekinde de 21.9.2006 tarihinde düzenlenen ödeme emirlerinin davalı borçluya 28.3.2007 tarihinde tebliğ edildiğine ilişkin belgelerin gönderildiği anlaşılmaktadır. Davalı borçlu her nekadar dava dışı borçlu şirketteki hisselerini 20.10.1998 tarihinde devrederek şirketten ayrılmış ise de davacı idare tarafından gönderilen 21.9.2006 tarihli onyedi adet takip yaprağından takip konusu borcun döneminin 1996 yılı 1-12 aylara ait olup vadesinin 11.2.2002 tarihi olduğu;1998 yılı 10.aya ait olup vadesinin 11.9.2003 tarihi olduğu, 1998 yılı 1.aya ait olup vadesinin 11.9.2003 tarihi olduğu, 1997 yılı 1.aya ait olup vadesinin 27.7.2004 olduğu, 1996 yılı 12.aya Ait olup vadesinin 21.4.2001 olduğu, 1996 yılı 11.aya ait olup vadesinin 21.4.2001 olduğu, 1996 yılı 10.aya ait olup vadesinin 21.4.2001 olduğu, 1996 yılı 9.aya ait olup vadesinin 21.4.2001 olduğu, 1996 yılı 8.aya ait olup vadesinin 21.4.2001 olduğu, 1997 yılı 1-12 aya ait olup vadesinin 20.9.2003 olduğu, 1995 yılı 1-12 aylara ait olup vadesinin 11.2.2002 olduğu, 1998 yılı 2-4 aylara ait vadesinin 11.9.2003 olduğu, 1997 yılı 8-10.aylara ait vadesinin 27.7.2004 tarihi olduğu, 1997 yılı 5-7 aylara ait vadesinin 27.7.204 olduğu, 1996 yılı 1-12 aylara ait vadesinin 11.2.2002 olduğu, 1996 yılı 1.ay-1997 yılı 1.ay olup vadesinin 27.7.2004 olduğu, 1997 yılı 12 ay olup vadesinin 11.2.2002 olduğu anlaşıldığından davalı borçlunun, vergi borçlusu şirketin ortağı olduğu dönemde doğan yukarıda dönemleri belirtilen vergi borcundan ve fer’ilerinden sorumlu olduğu, iptali istenen tasarrufun anılan borcun doğumundan sonra yapıldığı, borçlu hakkındaki takibin kesinleştiği gözönüne alınarak şirketten ayrıldığı
döneme kadar olan vergi borcu ve ferilerinin miktarı yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılması, dava konusu tasarrufun 6183 sayılı Yasanın 27, 28, 29, 30 ve 31.maddeler gereğince iptale tabi olup olmadığının değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken anılan borçların vade tarihinin borcun doğum tarihi olarak kabulü ve borçlunun vade tarihinde ve tasarruf tarihinde borçlu şirketin ortağı olması nedeniyle borçtan sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın reddi isabetli görülmemiştir.
Kabule göre de, 1136 Sayılı Avukatlık Kanunun 168.maddesinde değişiklik yapan 5904 Sayılı yasanın 35.maddesi “6183 sayılı Yasanın uygulanmasından doğan her türlü davalar için avukatlık ücreti tutarı maktu olarak belirlenir” hükmünü içerdiğinden davalı … lehine maktu vekalet ücreti takdiri yerine nispi vekalet ücreti verilmesi de doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 12.2.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.