Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2017/10961 E. 2019/13948 K. 21.06.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/10961
KARAR NO : 2019/13948
KARAR TARİHİ : 21.06.2019

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

YARGITAY KARARI

A) Davacı isteminin özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı işyerinde 2005 yılının 6.ayından itibaren uzun yol şoförü olarak aylık net 1.500,00 TL ücretle, haftanın tüm günleri, günde 12 saat, ulusal bayramların tümünde, dini bayramların ilk günü dışındaki günlerde devamlı olarak çalıştığını, yıllık izinlerinin büyük bir bölümünü kullanmadığını, kullandığı izinlerin ücretini de 2012 yılı için alamadığını, iş sözleşmesi devam ederken alamadığı bu ücretlerin kendisine ödenmesi için davalıya başvurmasına rağmen, bundan sonuç alamadığını, davacının 31/05/2012 tarihinde emekli olduğunu, bir kısım işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ücret, yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram genel tatil ücreti, asgari geçim indirimi alacaklarını istemiştir.
B)Davalı cevabının özeti:
Davalı vekili, davacının 01/07/2005 tarihinde hem şoför hem de ortak olarak işe başladığını, asgari ücretle çalıştığını, araç satıldıktan sonra şoför olarak çalışmaya devam ettiğini, 31/03/2010 tarihinde kendi isteği ile işten ayrıldığını, bu tarihteki ücreti olan brüt 729,00 TL üzerinden 8 haftalık ihbar tazminatı ve 4 yıl 9 ay 1 günlük kıdem tazminatının ödendiğini, dilekçe ekindeki taahhütnameyi imzaladığını, davacının bu dönemdeki çalışmasında ortak olarak çalışıp, hem aylık maaş, hem nakliye hem de kardan pay aldığını, davacıya bu döneme dair tüm alacağının ödendiğini, davacının iş bulamayınca tekrar 09/08/2010 tarihinde aynı işyerinde işe başladığını, davacının bu tarihten 20/01/2012 tarihine kadar çalışmaya devam ettiğini, bu tarihte keyfi olarak işten ayrıldığını, davacının davalının akrabası olması nedeniyle ve davacının, “emekliliğine 4 ay kaldı, kıdem tazminatımı sigortaya sayın ben sizden tazminat istemiyorum” demesi üzerine 4 ay daha çalışmamasına rağmen, davacının sigorta priminin yatırıldığını, davacının haftanın tüm günleri değil ayda en çok 10 işgünü günde 8-9 saat çalıştığını, zaten çalışmanın takograf ile denetlendiğini, davacının fazla çalışmasının olmadığını, dini bayramlarda çalışmadığını, iddia ve taleplerin yersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
C)Yerel Mahkeme kararının özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, davacının davalıya ait işyerinde 16/06/2005-31/05/2012 tarihleri arasında çalıştığı, kıdeminin 6 yıl 7 ay 8 gün olduğu, son ücretinin ise aylık net 1.500,00 TL olduğu, dosya kapsamına göre davacıya kıdem tazminatı ödendiğine dair, davacı imzalı 31/03/2010 tarihli taahhütnamedeki imzaya davacı taraf itiraz ettiği, bilirkişi marifetiyle yaptırılan imza incelemesine dair alınan 02/06/2014 tarihli bilirkişi raporunda taahhütnamenin altındaki imzanın davacıya ait olmadığı bildirildiği, davacının sigortalı işten ayrılış bildirgesinde sigortalının işten ayrılış nedeni olarak kod 8 emeklilik nedeniyle iş akdinin sonlandırıldığı anlaşıldığı, emeklilik davacıya haklı fesih imkanı tanıdığı, davalı tarafından davacının kıdemine göre hak kazandığı kıdem tazminatının ödendiği ispatlanamadığı, dosya kapsamı ve dinlenen tanık beyanlarına göre, davacı tanıklarının beyanları fazla çalışma ile bayram ve genel tatillerde çalışmaların ispatı konusunda yeterli olmadığı, tır şoförü olarak yurtiçinde ve yurtdışında araçta tek başına çalışan davacının günlük çalışma saatlerini davacı tanıklarının tam olarak bilmeleri mümkün olamayacağı, bu haliyle davacı fazla çalışma yaptığını, ulusal bayram genel tatil günlerinde ve hafta tatili günlerinde çalıştığını ispatlayamadığı, davacının kıdemine göre 90 gün izninin bulunduğu ve bu izinlerin kullandırılmadığı gibi karşılığı ücretinin de ödenmediği, davacıya ait ücret bordrosu yada davacıya ödeme yapıldığını gösterir belge sunulmadığı, davacının bekar olduğu kanaatiyle çalıştığı dönem süresince ödenmesi gereken asgari geçim indirimi tutarlı hesaplanarak hüküm altına alındığı, davalı tarafından davacının ücretinin ödendiğine ilişkin her hangi bir bilgi yada belge sunulmadığı, bu haliyle davacının 2012 yılı 1.2.3.4. ve 5. aylarına ilişkin çalışması karşılığı ödenmesi gereken ücretin ödenmediği, izah edilen gerekçelerle bilirkişi tarafından tanzim edilen 02/10/2014 havale tarihli rapor ve 18/02/2015 tarihli ek rapor dosya muhteviyatına uygun ve karara dayanak teşkil edecek nitelikte görülmekle dava ve ıslah dilekçesi dikkate alınarak davanın kısmen kabulüne karar vermek gerektiği gerekçesi ile fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram genel tatil ücreti haricindeki taleplerin kabulüne karar verilmiştir.
D)Temyiz:
Karar süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
E)Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Somut uyuşmazlıkta, dosya kapsamında 31/03/2010 tarihli “taahhütname” adlı belge bakımından;
Davacı vekili bu belgedeki imzayı inkar etmiştir.
İmza incelemesine ilişkin bilirkişi raporunda bu belgedeki imzanın davacıya ait olmadığı belirtilmiştir.
Davalı vekili bu bilirkişi raporunu kabul etmediğini, davacının imzayı kendisinin attığını, imzanın kendisine ait olup olmadığı hususunda yemin teklif ettiğini belirtmiştir.
Davacı ve vekili yemin teklifini reddetmiştir.
Davacı ve vekili yemin teklifini reddetmesi nedeni ile “Taahhütneme” adlı belgedeki ödeme gözetilmelidir.
Ancak, davacı tanığı Ş.K. “Ben davacıyı hem uzaktan akrabam olması hem de aynı işi yapmamızdan dolayı tanırım. Davacı …’e ait kamyonda şoför olarak çalışıyordu. 2012 yılında emekli olarak işten ayrıldı. Ben kendisiyle aynı işverene bağlı olarak çalışmadım”, davacı tanığı E.Ç. “Davacı …’e ait kamyonda şoför olarak çalışıyordu. 2012 yılında emekli olarak işten ayrıldı… Davacının davalı … ‘e ait kamyonda çalışmayı bıraktıktan sonra bir süre çalışmadığı halde … tarafından sigorta primlerinin çalışıyormuş gibi yatırıldığını biliyorum.”, davalı tanığı M.T. “Davalı benim kayınpederim olur. Bu nedenle davacı ile davalı arasındaki ilişkiyi biliyorum. 2005-2010 yılları arasında davalının üzerine kayıtlı ancak davacının da gayri resmi hissedar olduğu bir kamyonları vardı. Bu kamyon ile fındık kabuğu taşıma işinde çalışıyorlardı. Kamyonu davacı sürüyordu. Kazançlarını yarı yarıya paylaşıyorlardı. Ancak davacı aynı zamanda aracın şoförlüğünü yaptığı için ücret alıyordu. … 2010 yılından sora ortaklık bitti. Davacının ortaklıktan olan hissesi verildi, tazminatı ödendi. Bu tarihten sonra davalının satın aldığı başka bir kamyonda şoför olarak çalışmaya devam etti. 2012 yılında emekli oldu. Emekli olmasından önce yaklaşık 5 ay süre ile çalışmadığı halde emekli olabilmesi için davalı tarafından sigorta primlerinin yatırıldığını biliyorum.”, davalı tanığı M.Ç. “Ben davalı …’in oğluyum. Davacı babama ait kamyonda şoför olarak çalışıyordu. Bende zaman zaman davacının kullandığı kamyon ile birlikte ona yardımcı olmak için zaman zaman sefere çıkardım. Davacı 2012 yılında emekli oluncaya kadar şoför olarak çalıştı. Davacı 2010 yılına kadar gayri resmi olarak ortak olduğu kamyonda çalışırdı ancak biz yine de bu dönem içinde maaş öderdik 2010 yılından sonra ise sadece babama ait olan kamyonda çalışmaya devam etti. Davacı 2010 yılında az önce bahsettiğim ortak kamyonumuzun satılmasından sonra yaklaşık 4 ay süre ile çalışmadığı halde aynı zamanda akrabamız olduğu için davacının sigorta primleri çalışıyormuş gibi kuruma yatırılmıştır.” yönünde beyanlarda bulunmuşlardır.
Ayrıca bu belgede davacının “kendi isteği ile işten ayrıldığı” denmesine rağmen kıdem ve ihbar tazminatı ödemesinden bahsedilmiştir. Dolayısı ile bu belge kendi içinde çelişki barındırmaktadır. Davalı vekilinin, davalının bu ödemeyi davacının akrabası olması nedeni ile ve iyiniyetle yaptığını savunması durumu değiştirmemektedir. Davacının hizmet döküm cetvelinde 01/04/2010 tarihinde kimliği dosyadan belirlenemeyen bir işyerinde aynı gün yaptığı giriş çıkış haricinde 2010/3. ve 4. aylarında davalı işyerinden 30’ar gün prim ödemesi, gene davalı işyerinden 2012 /5. ayının sonuna kadar tüm primlerin her ay tam ödendiği görülmektedir.
Tanıkların bu beyanlarından, ve hizmet döküm cetvelindeki prim ödeme günlerinin durumundan dolayı davacının çalışmamasına rağmen primlerinin ödendiği savunulan dönemin 2010 yılında mı yoksa 2012 yılında mı olduğu belirsizdir, ispatlanamamıştır. Davacının 2010 tarihinde işten fiilen ayrıldığı, iş aktinin 2010’da sona ererek yeniden başladığı da ispatlanamamıştır.
Açıklanan nedenlerle “Taahhütname” adlı belge nedeni ile hizmet süresinin bu belgenin kapsadığı dönemin tasfiye edildiğinin kabulü mümkün olmayıp, bu nedenle 31/03/2010 öncesi çalışma döneminin hesaba esas hizmet süresinde dışlanması mümkün değildir. Ancak, davacı ve vekilinin yemin teklifini reddetmesi nedeni ile bu belgede ödenen kıdem tazminatı, kıdem tazminatı alacağından mahsup edilmelidir. Taahhütname ekindeki belgede kıdem ve ihbar tazminatının net toplamı 4589,58 TL, bu miktarın net 3441,88 TL kısmı ise kıdem tazminatı olarak gösterilmiştir. Mahsup işleminde net 3441,88 TL ödeme esas alınmalıdır. Ancak, davacı vekili ıslah dilekçesinde brüt miktar üzerinden alacak talebini ıslah etmiş, Mahkeme tarafından da eldeki hükümde brüt miktar üzerinden karar vermiştir. Bu durum yasaya uygundur. O halde kıdem tazminatında mahsup işlemi yapılırken, tespit edilen kıdem tazminatının brüt miktarından ödenen kıdem tazminatının brüt halinin çıkarılması gerektiği göz önüne alınmalıdır.
F) SONUÇ:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 21/06/2019 gününde oybirliği ile karar verildi.