Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2009/14771 E. 2011/3397 K. 15.03.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/14771
KARAR NO : 2011/3397
KARAR TARİHİ : 15.03.2011

Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelirler nedeniyle uğranılan Kurum zararının rücuan tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın, davalılardan kooperatif yönünden reddine, şirket yönünden kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum ve davalılardan….Avukatlarınca temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki belgeler okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
1- Dava, davalılardan ….ait inşaatın yapımında meydana gelen zararlandırıcı sigorta olayı sonucu yaşamını yitiren sigortalının hak sahiplerine yapılan sosyal sigorta yardımları nedeniyle uğranılan Kurum zararının teselsül hükümleri gereğince davalılardan rücuan tahsili istemine ilişkindir.
Davada öncelikle halledilmesi gereken sorun, zararlandırıcı sigorta olayına maruz kalan sigortalıyı çalıştıran ….arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinin bir başka ifade ile, asıl işveren-alt işveren(taşeron) ilişkisi olup-olmadığının saptanmasıdır.
506 sayılı Kanunun 87. maddesi hükmüne göre aracı, bir işte veya bir işin bölüm veya eklentisinde işverenden iş alan ve kendi adına sigortalı çalıştıran üçüncü kişidir.
Asıl işveren taşeron ilişkisinin varlığı için öncelikle işin başka bir işverenden alınmış olması, bir başka ifade ile asıl işverenin işverenlik sıfatına sahip olması, asıl işyeri ya da işyerinden sayılan yerlerde kendi adına işçi çalıştırıyor olması gerekir.
İşin belirli bir bölümünde değil de, tamamının bir bütün halinde ya da bölümlere ayrılarak başkalarına devredildiği, işten bu yolla tamamen el çekildiği, sigortalı çalıştırılmadığı için işveren sıfatının haiz olunmadığı durumda ise, bunları devralan kişiler alt işveren, devredenler de asıl işveren olarak nitelendirilemeyecektir.
Aracı sıfatının kazanılmasında diğer koşullar ise asıl işverenden istenilen işin, asıl iş ya da işyeriyle ilgili işin bir bölümünde veya işyeri eklentilerinde alınmış olması ve bu işte işi alanın kendi işçilerinin çalıştırılması ve bu nedenle de işveren sıfatına sahip olunmasıdır.
Mahkemece, davalılardan …davaya konu iş kazasının meydana geldiği inşaatta sigortalı çalıştırıp-çalıştırmadığı; işin tamamından el çekerek, anahtar teslimi şeklinde diğer davalıya yaptırıp-yaptırmadığı, davalılar arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisinin bulunup-bulunmadığı belirlenip, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken; bu yönde araştırılma yapılmaksızın karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırıdır.
Yine; davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Kanunun 26. maddesindeki halefiyet ilkesi uyarınca, Kurumun rücu alacağı; hak sahiplerinin tazmin sorumlularından isteyebileceği maddi zarar (tavan) miktarı ile sınırlı iken, Anayasa Mahkemesi’nin, 21.03.2007 gün ve 26649 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 23.11.2006 gün ve E:2003/10, K:2006/106 sayılı kararı ile 26. maddedeki “…sigortalı veya hak sahibi kimselerin işverenden isteyebilecekleri miktarla sınırlı olmak üzere…” bölümünün Anayasaya aykırılık nedeniyle iptali sonrasında, Kurumun rücu hakkı, yasadan doğan kendine özgü ve sigortalı ya da hak sahiplerinin hakkından bağımsız basit rücu hakkına dönüşmüş olup; buna göre, tazminat davasında alınan raporun, rücu davası yönünden bağlayıcılığı bulunmamaktadır.
Ayrıca; Borçlar Kanununun 53. maddesi hükmü uyarınca hukuk hakimi ceza davasında alınmış kusur raporu ile bağlı değilse de, kesinleşmiş ceza ilamıyla saptanmış maddi olgularla bağlı olacağından, davaya konu iş kazasına dayalı olarak ….sanık sıfatıyla yargılandığı ….2003/524 Esasında kayıtlı davanın sonucu araştırılıp, yargılamanın devam ettiğinin anlaşılması durumunda kesinleşmesi beklenip; tüm olgular ve davalılar arasındaki hukuki ilişki de gözetilerek, kusur oran ve aidiyetinin belirlenmesi için yeniden kusur raporu alınıp, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken; iş bu dava yönünden bağlayıcılığı bulunmayan tazminat davasındaki kusur raporuna dayanılarak karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı Kurum ve davalılardan …. vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul olunmalı ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılardan … iadesine, 15.03.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.