Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2009/12375 E. 2011/2927 K. 07.03.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/12375
KARAR NO : 2011/2927
KARAR TARİHİ : 07.03.2011

Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelir ve ödenen cenaze giderinin 506 sayılı Yasanın 10 ve 26.maddeleri uyarınca rücuan tazmini istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Dava dilekçesindeki talebe göre, işverenin 506 sayılı Yasanın 10.maddesine göre sorumlu olduğu fark miktarın davalı işverenden, anılan yasanın 26.maddesine göre sorumlu olunan miktarın ise teselsül esasına göre davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesi gerekirken, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 388 ve 389.maddelerine aykırı olarak infazda tereddüt yaratacak şekilde hüküm kurulmuş olması isabetsiz bulunmuştur. Kabule göre de, kararın gerekçesinde kusur ve hesap raporunun uygun bulunarak hükme esas alındığı belirtilmesine karşın, hesap raporuna aykırı olarak işverenin 10.maddeye göre toplam sorumluluğunun eksik belirlenmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
2-Davanın yasal dayanağını oluşturan, 506 sayılı Yasanın 26. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “…sigortalı veya hak sahibi kimselerin işverenden isteyebilecekleri miktarla sınırlı olmak üzere…” ibaresi, Anayasa Mahkemesi’nin 23.11.2006 gün ve 2003/10 Esas ve 2006/106 sayılı kararıyla, Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş; Anayasa’nın 152 ve 153. maddelerinde öngörülen düzenleme uyarınca, Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmesi ile birlikte, elde bulunan ve kesinleşmemiş tüm davalarda uygulanmasının zorunlu olması karşısında, iptal kararının Resmi Gazetede yayınlandığı 21.03.2007 tarihinden sonra, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 76. maddesi uyarınca, yürürlükteki yasaları uygulamakla yükümlü bulunan mahkemelerin ve giderek Yargıtay’ın, iptal kararı ile yürürlükten kalkan bir yasa maddesine dayanarak inceleme yapma ve karar verme yetkisi bulunmadığından; dava tarihindeki mevzuat ve içtihatlara uygun olarak açılan davanın, anılan iptal hükmü nedeniyle oluşan hukuksal durum gereğince reddine karar verilmesinde, tarafların sorumluluğu bulunmadığı halde; davacı Kurumun davada haksız çıkan taraf olarak nitelenip vekalet ücretiyle sorumluluğuna hükmedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki; bu aykırılıkların giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, karar bozulmamalı, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 438. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Hüküm fıkrasının (2) nolu bendinin içeriğinde yer alan “16.411,99 TL tamamından davalı şirketin sorumlu tutularak tahsili” ibaresinin silinerek yerine, “1.934,67 TL’nin davalı şirketten tahsiline,” ibaresinin yazılmasına, (6) nolu bendin içeriğinde yer alan “Davalı taraflar lehine redden dolayı Avukatlık ücret tarifesine göre takdir olunan 692,37 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine” ibaresinin hüküm fıkrasından silinmesine, takip eden bentlere takip eden sıra numarasının verilmesine ve kararın bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 07.03.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.