Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2009/13879 E. 2011/2980 K. 08.03.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/13879
KARAR NO : 2011/2980
KARAR TARİHİ : 08.03.2011

Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Davacı, 15.01.1994-17.01.1994 döneminde iki günlük hizmet süresinin tespiti ile 17.01.1994-31.12.1994 tarihleri arasındaki isteğe bağlı …. sigortalılığının geçerli sayılmasını istemiş, son celsede ise yukarıdaki taleplerin kabul edilmemesi halinde en azından işe giriş bildirgesinin verildiği gün için tespite hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkeme, işe giriş bildirgesinin fiili çalışmanın varlığı açısından tek başına yeterli olmadığını, dinlenen bordro tanıklarının ise davacıyı tanımadıklarını gerekçe göstererek davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davanın yasal dayanağı, 506 sayılı Yasanın 79/10 ve 85. maddeleri olup dosya içeriğinden; …978 sicil sayılı inşaat işyerinin davaya konu dönemde kapsam içinde bulunduğu, 15.01.1994 tarihli giriş bildirgesi temin edilememiş ise de giriş bildirgesinin varlığı kurumun kabulünde olup, girişin 15.01.1994 tarihi olduğu ancak bordroda isminin bulunmadığı ve işyeri sicil dosyasının imha edildiğinin bildirildiği, davacının 26.01.1994 tarihli başvurusuna istinaden 01.02.1994 tarihi itibariyle isteğe bağlı ….. sigortalısı kabul edilip 01.02.1994-31.12.1997 dönemine ait isteğe bağlı ….. primlerinin tahsil edildiği, Kurumca bordroda yer almaması nedeniyle, 15.01.1994 tarihli işe giriş tarihi ile daha sonraki 01.02.1994-31.12.1997 arası isteğe bağlı prim ödemelerine itibar edilmeyip geçersiz sayıldığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, yapılan inceleme ve araştırmanın hüküm kurmaya elverişli olmadığı sonucuna varılmaktadır. Bu tür sigortalı hizmetlerin saptanmasına ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de, özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu açıktır. 1994/1, 2 ve 3. dönem bordroları mevcut olup 1994/1. dönem bordro tanığı 5 tanık davacıyı hatırlayamadıklarını bildirmişler, davalı işveren ise cevap vermediği gibi yargılamaya da katılmamıştır.
Davaya konu çalışma süresinin kısalığı ve aradan uzunca bir süre geçmiş olması nedeniyle, öncelikle bordrolarda yer alıp da, iddia edilen çalışma süresini bilebilecek durumda olan tanıkların bulunup bulunmadığı davacıdan sorulup, varsa beyanlarına başvurulması, diğer yandan, tarafların da beyanları alınarak, söz konusu çalışmayı bilebilecek durumda olan komşu işyeri çalışanları ile, komşu işyeri işverenleri, gerekirse resen belirlenip beyan ve ifadelerinin tespit edilmesi, bağlayıcı olmamakla birlikte bu yönde bizzat işveren ifadesine de başvurularak davaya konu çalışma iddiasının fiili ve gerçek olup olmadığının belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.
Mahkemece, belirtilen maddi ve hukuki esaslar göz önünde tutulmadan eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde; davacı avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli, hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 08.03.2011 gününde oy birliğiyle karar verildi.