YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/14071
KARAR NO : 2011/2612
KARAR TARİHİ : 01.03.2011
Mahkemesi :Asliye Hukuk(İş) Mahkemesi
Dava, davacının davalı …’ye ait işyerinde, 28.10.1992’den 2000 yılına dek kesintisiz çalıştığının ve bildirilmeyen hizmet süresinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde, davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanunun geçici 7/1. maddesi uyarınca, anılan Kanunun yürürlük tarihine kadar 506, 1479, 2925, 2926, 5434 sayılı Kanunlar ile 506 sayılı Kanunun geçici 20. maddesine göre oluşturulan sandıklara tâbi sigortalılık başlangıçları ile hizmet sürelerinin tabi oldukları Kanun hükümlerine göre değerlendirileceği ve genel olarak Kanunların geriye yürümemesi kuralı karşısında, davanın yasal dayanağının 506 sayılı Kanun olduğu kabul edilmelidir.
Hizmet tespiti davalarında izlenecek yol, öncelikle iddia edilen dönemde böyle bir işyerinin faal olup olmadığının araştırılması,işveren nezdindeki çalışmayla ilgili belgelerin getirtilmesi, sigortalının imzasını içerenler yönünden imzasının kendisine aidiyeti sigortalı tarafından kabul edilenler ile inkar edilip de aidiyeti ehil bilirkişi incelenmesiyle saptananlardan yine sigortalıca hata-hile-ikrah durumu ispat edilemeyenler bakımından, işbu yazılı belgelerin aksi aynı değerdeki yazılı delillerle kanıtlanmalı, kayıtlarda gözükmeyen çalışmaların neden kayıtlara geçmediği yöntemince araştırılmalı, yazılı belge ibraz olunmayan çalışma süreleri yönünden bordro tanıkları ile aynı yörede komşu ve benzeri işleri yapan işverenler ve bunların çalıştırdıkları kişilerin bilgilerine başvurulmalı, tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde işyerinin kapasitesi ve niteliği nazara alınmalıdır.
Somut olayda, davacının davalı …’ye ait ….. sicilli işyerinde 14.10.1992’de paklama işçisi olarak çalışmaya başladığına dair, Kuruma hakdüşürücü süre içinde intikal etmiş işe giriş bildirgesi mevcuttur. ….. kaynaklanan işçilik alacaklarına dair dosyada yer alan ilgili prim tahakkuk cetvellerinde anılan işyerinden 1994 yılı 1. dönemde 60 günlük, 2. ve 3. dönemlerinde 120’şer günlük primlerin yatırıldığının görülmesine karşın, anılan dosyadaki hizmet cetvelinde 1998 öncesi
bildirilmiş hizmetin görülmediği, işbu dosya içindeki hizmet cetvelinde ise 1998 öncesi, 1994 yılı 1.dönemde 60 günlük bildirilmiş hizmetin varolduğu, ancak tümünde yine aynı Belediye’ye ait olduğu anlaşılan 4623 sicilli işyerinden 1998 yılı 3. dönemden itibaren primlerin 14.12.2000 tarihine dek eksiksiz yatırıldığı anlaşılmaktadır.
Davalı … ise davacı hakkında, ilk olarak 14.10.1992’de mevsimlik işçi olarak göreve başladığını, daha sonra 15.3.1993’de daimi işçi olarak görev verildiğini, kayıtlarda 1994 yılı aralık ayına dek çalıştırıldığının tespit edildiğini, en son 10.8.1998’de yeniden göreve başladığı ve 15.11.2000’de iş akdinin feshedildiğini bildirmiştir. Nitekim davacının Belediye’deki şahsi dosyası içinde, 14.10.1992’de mevsimlik işçi olarak göreve başlatıldığına dair muhasip yazısı ile 10.8.1998 tarihli dilekçesinde, Belediye nezdinde çalışırken işçilik görevimden ayrıldığını, tekrar aynı işçilik görevine dönmek istediğini belirttiği görülmektedir. Dinlenen bordro tanık beyanları da davacının 1992’de çalışmaya başladığı ve/veya 1993’de çalışmakta olduğunu beyan etmektedirler.
Yukarıda belirtilen dosya kapsamı ile yapılan yargılama sonunda, taleple bağlılık ilkesi de gözetilerek, davacının 28.10.1992-31.12.1994 tarihleri arasında, primleri yatarak Kuruma bildirildiği hususunda tereddüt hasıl olmayan süreler belirlenip, hukuki yarar yokluğundan bunlar dışlanmak suretiyle, davalı …’de çalıştığının kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma sebebidir.
O hâlde, davacı tarafın bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 01/03/2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.