YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/381
KARAR NO : 2011/2614
KARAR TARİHİ : 01.03.2011
Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, davacının 10.03.1983 tarihinden itibaren, zorunlu sigortalı kabul edilen süreler dışında, isteğe bağlı sigortalı olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde, bozma üzerine, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanunun geçici 7/1. maddesi uyarınca, anılan Kanunun yürürlük tarihine kadar 506, 1479, 2925, 2926, 5434 sayılı Kanunlar ile 506 sayılı Kanunun geçici 20. maddesine göre oluşturulan sandıklara tâbi sigortalılık başlangıçları ile hizmet sürelerinin tabi oldukları Kanun hükümlerine göre değerlendirileceği ve genel olarak Kanunların geriye yürümemesi kuralı karşısında, davanın yasal dayanağının 1479 sayılı Kanun olduğu kabul edilmelidir.
Davacının 10.03.1983 tarihinde başlayan vergi kaydı sebebiyle, aynı tarih itibariyle zorunlu Esnaf Bağ-Kur sigortalısı olarak tescil edildiği, 10.03.1983 (ya da 01.03.1983)-30.12.1983, 02.07.1991-19.08.1991, 03.06.1994-08.07.1997, 03.09.1997 – 20.11.1999, 03.12.1999-31.03.2005 dönemlerinde vergi kayıtları, 24.11.1998-31.03.2005 tarihleri arasında oda kaydı, 24.11.1998-03.06.2005 tarihleri arasında ise sicil kaydı olduğu, 31.07.1997 tarihli dilekçesi ile isteğe bağlı sigortalı sigortalı olmak istediği, ilgili icra takip dosyası sonunda 10.03.1983-31.07.1995 dönemine dair prim borçları ve eklerinin kendisinden tahsil edildiği anlaşılmaktadır.
Kurum tarafından davacının, 10(01).03.1983-30.12.1983, 02.07.1991- 19.08.1991, 03.06.1994-08.07.1997 dönemlerinde zorunlu, 31.07.1997-03.09.1997 tarihleri arasında isteğe bağlı, 03.09.1997 – 31.03.2005 tarihleri arasında yine zorunlu sigortalı olarak kabul ettiği belirgindir.
01.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Kanunun 24. maddesine göre, bir kimsenin zorunlu Bağ Kur sigortalısı olması için, meslek kuruluş kaydı ile birlikte, kendi adına ve hesabına bağımsız çalışması gerekli iken, anılan maddelerde 19.04.1979 gün ve 2229 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik ile meslek kuruluş kaydı zorunluluğu kaldırılarak, “kendi adına ve hesabına” çalışma koşulu ve belirtilen nitelikte çalışmaya başlama tarihi sigortalılık niteliğini kazanmak için yeterli kabul edilmiştir. Öte yandan, 20.04.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Kanunun 6. maddesi ile değişik 1479 sayılı Kanunun 24. maddesinde, zorunlu Bağ Kur sigortalısı olmak için ticari kazanç veya serbest meslek kazancı dolayısıyla gerçek veya götürü usulde gelir vergisi mükellefi olma, gelir vergisinden muaf olanların da meslek kuruluşuna kayıtlı olması hükmü yer almaktadır. Yine 22.03.1985 tarihinde 3165 sayılı Kanunla getirilen düzenleme ile de kendi nam ve hesabına çalışanlardan vergi mükellefi olan, esnaf siciline veya meslek kuruluşuna kaydı olanların …… sigortalısı olacağı belirtilmiştir.
619 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile getirilen düzenlemelerin, anılan KHK’nin Anayasa Mahkemesi’nce iptalinden sonra 4956 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikle bu kez; gerçek ve basit usulde gelir vergisi mükellefi olanlar, mükellefiyet tarihinden, gelir vergisinden muaf olanlardan …. ile birlikte kanunla kurulu meslek kuruluşuna usulüne uygun kayıt olanlar ise talep tarihinden itibaren zorunlu sigortalı olarak Yasa kapsamına alınmışlardır.
Davacının, vergi kaydı ve hiçbir kuruluşa kayıtlı olmadığı 01.01.1984 – 01.07.1991 ve 20.08.1991 – 02.06.1994 dönemlerinde zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Ancak, bu döneme ait primler Kurum tarafından cebri icra yoluyla tahsil edilmiş ise, belirtilen sürenin 1479 sayılı Kanunun 79. maddesi kapsamında isteğe bağlı sigortalılık süresi olarak değerlendirilmesi gereklidir.
Mahkemece, açıklanan bu maddi ve hukuksal olgular dikkate alınmaksızın, yanılgılı değerlendirmeyle ve mükerrer tespite yol açar şekilde yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması isabetsizdir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 01.03.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.