Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2010/12496 E. 2011/3096 K. 08.03.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/12496
KARAR NO : 2011/3096
KARAR TARİHİ : 08.03.2011

Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, 506 sayılı Kanun hükümleri uyarınca 01.07.2002 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı alanların aylığında yapılan maaş artışları dikkate alınarak 01.07.2002 tarihinden dava tarihine kadar alması gereken yaşlılık aylıklarının tespiti ile eksik ödenen yaşlılık aylıkların yasal faizi ile davalı vakıftan tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, taraflar avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.506 sayılı Kanunun Geçici 20. maddesinin (b) bendi “Bu personelin, iş kazalarıyla meslek hastalıkları, hastalık, analık, malullük, yaşlılık ve ölüm, eşlerinin analık, eş ve çocuklarının hastalık hallerinde, en az bu kanunda belirtilen yardımları sağlayacak,” hükmünü içermekte olup davalı vakıf, mensupları yönünden zorunlu sosyal güvenlik kurumu niteliğindedir. Geçici 20. madde, 506 sayılı Kanunun tüm sistemi içinde değerlendirildiğinde görüleceği üzere, bu madde de sayılan sandıklar bağlı bulundukları kuruluşların personeli hakkında yasal düzenleme alanı içinde Sosyal Sigortalar Kurumu’nun yüklendiği görevleri, sağladığı hakları o düzeyin altına düşmemek üzere yüklenmiş sandıklar olup, görevleri ve en az yükümlülükleri yasa ile belirlenmiştir.(YİBK 9.3.1983/1-1, RG 23.06.1983/18086). Bu husus, …… Senedinin 4. maddesinde; “…. gayesi: a) İş bu vakıf senedi hükümleri dairesinde üyelerin emeklilik, malullük, ölüm, hastalık, analık, iş kazaları ve meslek hastalıkları hallerinde eş ve çocukları ile üyenin geçindirmekle yükümlü bulunduğu ana ve babasının hastalıklarında, Sosyal Sigortalar Kanunları ile temin edilen yardımlardan az olmamak üzere hak sahiplerine yardımda bulunmak…”olarak da açıklanmaktadır.
25.02.2011 tarih 27857 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6111 sayılı Kanunun 53. maddesi ile 506 sayılı Kanunun geçici 20. maddesine eklenen yeni fıkra ile “Birinci fıkranın (b) bendinin uygulanmasında, yardımların sağlanması ve bağlanması yönünden alt sınırın belirlenmesinde muadil miktar karşılaştırması esas alınır. Ancak, gelir ve aylıkların artırılmasında 506 sayılı Kanuna göre bağlanan gelir ve aylıkların artırımına ilişkin hükümler devir tarihine kadar uygulanmaz. 5510 sayılı Kanunun geçici 20 nci maddesinin onikinci fıkrasında yer alan sınırlama dâhilinde sandıkların kuruluş senetlerinde yer alan hükümler ve sandıkların uygulamaları saklıdır. Bu hüküm, yürürlüğe girdiği tarihten önceki artışlarda ve görülmekte olan davalar hakkında da uygulanır.” hükmü öngörülmüştür. Maddenin açık hükmü karşısında, alt sınırın belirlenmesinde, …. emeklisi ile emsal durumda bulunan ….. emeklisine ödenen yaşlılık aylığı miktarı ile …. emeklisine ….. Senedindeki düzenlemelere göre ödenen yaşlılık aylığı miktarlarının karşılaştırılmasının yapılması, yapılacak karşılaştırma sonucu, …. emeklisine ödenen aylığın …. emeklisine ödenen aylıklardan fazla olması durumunda, davalı … yönünden yaşlılık aylığı miktarı konusunda ek yükümlülük doğacağından, aradaki farkın Vakıf emeklisine ödenmesi gerekecektir.
Mahkemece; 6111 sayılı Kanunun anılan hükmü ile ortaya çıkan bu maddi ve hukuki olgular gözetilerek, yukarıda belirtildiği şekilde davacı ile emsal durumda olan …… emeklisine ödenen yaşlılık aylığı miktarı ile davalı ….. tarafından ödenen aylık miktarları ay be ay karşılaştırılarak, fark aylık alacağının olup olmadığının belirlenmesi ile sonucuna göre karar verilmesinde yasal zorunluluk bulunduğundan, yazılı şekilde davalı ….. bağladığı aylıklara yapılan artış oranlarının, ….. sigortalılarına bağlanan yaşlılık aylıklarına yapılan artış oranları ile karşılaştırılması suretiyle hesaplama yapan bilirkişi raporu esas alınarak karar verilmiş olması, öte yandan 506 sayılı Kanun ile ….. senedinde yaşlılık aylığına ilişkin olarak hak düşürücü süre ve zamanaşımı konusunda özel bir düzenlememin yer almadığı, zamanaşımının BK’nun 125. maddesine göre on yıl olarak belirlenmesi gereğinin gözetilmemesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, taraflar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ; Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek hâlinde taraflara iadesine, 08.03.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.