YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/6445
KARAR NO : 2019/10857
KARAR TARİHİ : 09.09.2019
Karşılıksız çek düzenleme suçundan sanık …’in, 5941 sayılı Çek Kanunu’nun 5/1, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62/1 ve 52/2. maddeleri gereğince 77.890,00 Türk Lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair Gaziantep 2. İcra Ceza Mahkemesinin 07/02/2018 tarihli ve 2017/1197 esas, 2018/179 sayılı kararı, Adalet Bakanlığı’nın 14/09/2018 gün ve 2018/9028 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 26/09/2018 gün ve KYB. 2018/75284 sayılı ihbarnamesi ile dairemize gönderilmekle okundu.
Anılan ihbarnamede;
10/10/2017 tarihli ve 30206 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 26/07/2017 tarihli ve 2016/191 esas 2017/131 sayılı kararı ile 5941 sayılı Kanun’un 1. fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “çekin üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanunî ibraz tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanuna göre ticarî işlerde temerrüt faizi oranı üzerinden hesaplanacak faizi ile takip ve yargılama gideri toplamından” şeklindeki ibarenin iptal edildiği,
Her ne kadar 1982 Anayasasının 153/5. maddesine göre, Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının geriye yürümeyeceği belirtilmiş ise de; söz konusu iptal kararının sanık lehine bir durum ortaya çıkardığı, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7/2. maddesinde, “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.” ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9/3. maddesindeki “Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir.” şeklindeki düzenlemeler uyarınca, sanığın hukukî durumun değerlendirilerek lehe olan, söz konusu iptal kararı sonrası yürürlük kazanan 5941 sayılı Kanun’un 5/1. maddesinde yer alan, “(Değişik: 15/7/2016-6728/63 md.) Üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanunî ibraz süresi içinde ibrazında, çekle ilgili olarak “karşılıksızdır” işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişi hakkında, hamilin şikâyeti üzerine, her bir çekle ilgili olarak, binbeşyüz güne kadar adlî para cezasına hükmolunur. Ancak, hükmedilecek adlî para cezası; çek bedelinin karşılıksız kalan miktarı, (…)(2) az olamaz.” hükmü gereğince karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla,
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Kanun yararına bozma talebine konu edilen ve yürürlükteki 5941 sayılı Kanun’un Anayasa Mahkemesi’nin10/10/2017 tarihli ve 30206 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan iptal kararından sonra kurulan Gaziantep 2. İcra Ceza Mahkemesinin 07/02/2018 tarihli ve 2017/1197 esas, 2018/179 karar sayılı kararında, sanığın yürürlükteki 5941 sayılı Kanun’un 5. maddesine göre mahkumiyetine karar verildiği,
Ancak kanun yararına bozma talebine ekli dosya incelendiğinde;
a-) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma talebinde sadece Gaziantep 2. İcra Ceza Mahkemesinin 07/02/2018 tarihli ve 2017/1197 esas, 2018/179 karar sayılı kararını kapsadığı, sanığın itirazlarını inceleyen en son merci olan Gaziantep 3. İcra Ceza Mahkemesinin 2018/105 D.İş. sayılı “itirazın reddine” dair ek kararının bozulmasının istenmediği,
b-) Hüküm kesinleştikten sonra haberdar olduğu anlaşılan sanığa gerek 5271 sayılı CMK’nin 195. maddesi, gerekse 2004 sayılı İİK’nin 349. maddesi kapsamında, duruşma gününü ve yokluğunda yargılamaya devam edileceğini bildiren şerhi ihtiva etmediği, mahkumiyet hükmü içeren gerekçeli karar tebligatının ise önce … adresine yapılarak iade edildiği, ardından … adresine 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre usulsüz olarak yapıldığı, sanığın sahibi olduğu şirkete ait suça konu çekin, keşide ve bankaya ibraz tarihlerinden önce …’da bir polis karakolunda çantasının çalındığı yönünde bir iddiası bulunduğu, ayrıca çekin üzerindeki imzanın kendisine ait olmadığını iddia ettiği, savunması alınamayan sanığın bu yöndeki savunmalarının, mahkemece usulsüz yapıldığı anlaşılan tebligatlar nedeniyle araştırılamadığı ve dolayısıyla hükmün istinaf incelemesine de tabi tutulamadığı anlaşılmakla,
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma talebinde yer alan “Anayasa Mahkemesinin 10/10/2017 tarihli ve 30206 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 26/07/2017 tarihli ve 2016/191 esas 2017/131 karar sayılı kararı gereği hükmün bozulması” şeklindeki kanun yararına bozma sebebi dışında,
a-) Gaziantep 3. İcra Ceza Mahkemesinin 2018/105 D.İş. sayılı “itirazın reddine” dair ek kararı aleyhine,
b-) Usulsüz tebligatlar nedeniyle sanığın savunmasının alınamaması ve savunma hakkının kısıtlanması iddialarıyla ilgili olarak da kanun yararına bozma istemine gidilip gidilmeyeceği hususunda gereğinin takdir ve ifası için, dosyanın Adalet Bakanlığına gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09/09/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.