YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/286
KARAR NO : 2019/7013
KARAR TARİHİ : 24.10.2019
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar-birleştirilen davada davacılar vekili tarafından, davalılar-birleştirilen dosya davalıları aleyhine 12.01.2015 gününde verilen dilekçe ile mirasın hükmen reddi istenmesi üzerine Dairemizin 03.10.2016 tarih ve 2016/1221 Esas, 2016/7773 Karar sayılı bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; asıl davanın kabulüne, birleştirilen davada karar verilmesine yer olmadığına dair verilen 18.10.2018 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine vekili ve davalı … A.Ş. vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar ve birleştirilen davada davacılar vekili, 29.02.2008 tarihinde ölen müvekkillerinin babası miras bırakan …’ın terekesinin borca batık olması nedeni ile mirası hükmen reddin tespitini istemiştir.
Davalılar vekilleri, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne, birleştirilen dava yönünden karar verilmesine yer olmadığına dair karar vermiştir.
Hükmü davalı Hazine vekili ve davalı … A.Ş. vekili temyiz etmiştir.
1- Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya kapsamına göre davalılar vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2- Dava, TMK’nun 605/2. maddesi gereğince açılan mirasın hükmen reddi istemine ilişkindir. Ölüm tarihinde miras bırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır (TMK m. 605/2). Mirasçılar Türk Medeni Kanununun 610. maddesinde yazılı aykırılık da bulunmadıkça yani zımnen mirası kabul etmiş duruma düşmüş olmadıkça her zaman murisin ödemeden aczinin tespitini isteyebilir.
Mahkemece davanın niteliği gereği davalı-alacaklıların, murisin terekesinin borca batık olduğunu bilmediği, bilmesinin mümkün olmadığı, yapılan yargılama sonrasında terekenin borca batık olup olmadığına karar verildiği göz önünde bulundurularak yargılama gideri ve harçtan davalıların değil davacının sorumlu tutulması, davacılar lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş ise de bu husus kararın bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK’nun 438/7 maddesi gereğince hüküm sonucunun aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca hüküm fıkrasının 3 numaralı bendinin hüküm fıkrasından çıkarılarak yerine “Yargılama giderlerinin davacılar üzerinde bırakılmasına,” ibarelerinin eklenmesine ve 4 numaralı bendin hüküm fıkrasından çıkarılarak yerine “Davacılar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,” ibarelerinin eklenmesi suretiyle düzeltilmesine, hükmün DÜZELTİLMİŞ ve değiştirilmiş bu şekli ile ONANMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 24.10.2019 tarihinde oy birliği ile karar verildi.