YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/3645
KARAR NO : 2018/9987
KARAR TARİHİ : 08.10.2018
MAHKEMESİ :İcra Ceza Mahkemesi
SUÇ : 2004 Sayılı Kanuna Aykırılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
14/04/2011 gün ve 27905 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6217 sayılı Yargı Hizmetlerinin Hızlandırılması Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 23. maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 272. maddesinin 3. fıkrasının (a) bendinde “hapis cezasından çevrilen adli para cezaları hariç olmak üzere sonuç olarak belirlenen 3.000 Türk Lirası dahil adli para cezasına mahkumiyet hükümlerine karşı istinaf yoluna başvurulamayacağı” şeklinde yapılan değişiklik ve 6217 sayılı Kanun’un 26. maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanuna eklenen “bölge adliye mahkemeleri faaliyete geçinceye kadar hapis cezasından çevrilenler hariç olmak üzere, sonuç olarak belirlenen üçbin Türk Lirası dahil adli para cezasına mahkumiyet hükümlerine karşı temyiz yoluna başvurulamaz” şeklindeki geçici 2. maddesi göz önünde bulundurulduğunda, sanık hakkında verilen temel cezanın hapis cezası olması ve TCK’nın 50. maddesi uygulanmak suretiyle sonuç ceza olarak adli para cezasına hükmedilmiş olması karşısında kararın temyizi mümkün olduğundan temyiz talebinin reddine dair kararın kaldırılmasına oy birliği ile karar verildi,
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Şikayete dayanak olan İstanbul 3. İcra Dairesi Müdürlüğü’nün 2012/22776 Esas sayılı icra takip dosyasında ödeme emrine süresinde yapılan itirazın iptali için İstanbul 10. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2012/516 Esas sayılı davasında 01/04/2014 tarihinde verilen 2014/224 Karar sayılı kabul kararının borçluya 24/03/2018 tarihinde tebliğ edildiğinin dosya kapsamı ve UYAP ortamında yapılan incelemede Yargıtay 20. Hukuk Dairesi’nin 28/06/2018 tarih, 2018/2566 Esas, 2018/5016 karar sayılı ilamından anlaşılmakla 02/07/2015 olan şikayet tarihi itibariyle itirazın iptaline yönelik karar kesinleşmediğinden, kesinleşmiş bir takip bulunmadığı gerekçesiyle sanığın beraatine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Kabule göre de;
1. Sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulan İİK’nın 337/a maddesinde öngörülen cezanın alt haddinin 3 ay hapis cezası olmasına karşın temel cezanın 1 ay hapis cezası olarak belirlenmiş olması,
2. 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesiyle Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesinde değişiklik yapılarak madde içeriğinden “etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar ile” ibaresinin çıkarılması nedeniyle özel bir etkin pişmanlık hükmü olan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 354. maddesinin aynı Kanun’un 337/a maddesinde düzenlenen suç yönünden uzlaştırma kurumunun uygulanmasına engel teşkil etmemesi, suçun işlenmesinden sonra fail ile mağdur arasındaki çekişmeyi bir uzlaştırmacının girişimiyle kısa zamanda tarafların özgür iradeleriyle ve adli merciler daha fazla meşgul edilmeden sonuçlandırmayı amaçlayan uzlaştırmanın soruşturma ve kovuşturmalarda mutlaka öncelikle uygulanması zorunlu bir maddi ceza ve ceza muhakemesi hukuku kurumu olması ve İcra ve İflas Kanunu’nun 354. maddesinin yerine geçip anılan maddenin uygulanmasını ortadan kaldırmaması karşısında, sanık hakkında 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesiyle değişik CMK’nın 253, 254. maddelerinin uygulanması zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş ve sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden HÜKMÜN, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca tebliğnameye kısmen uygun olarak BOZULMASINA, sanık hakkında cezadan kazanılmış hakkın saklı tutulmasına, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 08/10/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.