YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/9090
KARAR NO : 2011/17079
KARAR TARİHİ : 05.12.2011
Mahkemesi :Asliye Hukuk(İş) Mahkemesi
Dava, davacıların muris babalarının davalı Belediyeye ait işyerinde 01.01.1988-30.09.1988, 01.01.1989-30.09.1989 tarihleri arasında, sürekli çalışmasının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … …. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacılar murisinin … işyerindeki çalışmaları, 1988, 1989 yıllarının 1. ve 3. dönemlerinde kısmen bildirilmiş ve 24.11.1989 tarihinde işten ayrılmıştır; Ancak, Kurum kayıtlarına intikal eden herhangi bir işe giriş bildirgesine rastlanılmamıştır.
Mahkemece, tanık beyanları, sicil dosyası ve bilirkişi raporuna göre; murisin 01.01.1988-24.11.1989 tarihleri arasında kesintisiz olarak davalı … işyerinde çalıştığının kabulü ile bildirimler dışlanıp ve taleple bağlı kalınarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağı, 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesidir. Anılan Yasanın 6. maddesinde ifade edildiği üzere “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve feragat edilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi karşısında, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davaların, kamu düzenine ilişkin olduğu, bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğunun gözetilmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.
Murisin, bildirim dışı kaldığı iddia edilen çalışması …… ait işyerinde geçmiş olup; kamu kuruluşlarında gerçekleşen çalışma ve işlemlerin kayıt altına alınması; çalışma karşılığı yapılan ücret ödemelerinin de belgelere dayandırılması zorunluluğu bulunmasına rağmen işyeri özlük dosyasında murise davalı işverenin yaptığı ödemelere ilişkin her hangibir belge ve kayda rastlanmamıştır. Ayrıca, hükme dayanak bilirkişi raporunda; bir kısmı dava konusu dönemi kapsayan murisle Belediye arasında yapılan 28 günlük belirli süreli geçici işçi sözleşmeleri değerlendirilmemiştir.
Mahkemece, sıralanan maddi ve hukuki olgular ışığında inceleme yapmak üzere; davacının çalışma iddiası konusunda davalı işveren nezdindeki tüm belgeler (özellikle ödemelere ilişkin) getirtilerek; işyeri özlük dosyasında bulunan iddia konusu döneme ait olan 19.01.1988, 20.01.1989, 19.02.1989, 21.03.1989 tarihli işe giriş bildirgelerinin Kuruma intikal edip etmediği araştırılmalı, Kuruma intikali halindeYargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2003/21-43 Esas, 2003/97 Karar ve 26.02.2003 tarihli kararında ayrıntıları açıklandığı üzere; kural olarak işe giriş bildirgeleri ve çalışma belgeleri sigortalının imzasını içermesi geremekte olup sigortalının imzasını içeren belgeler yönünden, imzasının kendisine aidiyeti sigortalı tarafından kabul edilenler ile inkar edilip de aidiyeti ehil bilirkişi incelenmesiyle saptananlardan, yine sigortalıca hata-hile-ikrah durumu ispat edilemeyenler bakımından, işbu yazılı belgeler ve işyerinden yapılan kısmi bildirimler sigortalının o işyerinde kesintili çalıştığına karine oluşturacağı ve bu karinenin aksinin ancak eş değer de delillerle kanıtlanması gerekmekte olup tanık sözlerine değer verilemeyeceği göz önünde bulundurulmalıdır. Söz konusu işe giriş bildirgeleri Kuruma intikal etmediyse nedenleri üzerinde durulmalı, taraflar arasında imzalanan her biri 28 günlük belirli süreli geçici işçi sözleşmeleri ile birlikte değerlendirilerek; kamu kuruluşundaki çalışmanın kayıt dışı kalması konusunda inandırıcı gerekçelere ulaşıldığı takdirde ise, işyeri yetkilileri ve birlikte çalıştığı kayıtlarla ortaya konulabilen kişilerin tanıklığına başvurulmak suretiyle, çalışma iddiasının kuşkuya yer vermeyecek biçimde ortaya konulması gereği üzerinde durulmaksızın; yazılı şekilde soyut tanık anlatımlarından hareketle sonuca varılmış olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Kabüle göre de; talebe konu dönemdeki noksan bildirim 443 gün olmasına rağmen 446 gün olarak fazla tespiti isabetsizdir.
O hâlde, davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılardan …’na iadesine, 05.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.