YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/958
KARAR NO : 2018/10308
KARAR TARİHİ : 15.10.2018
MAHKEMESİ :İcra Ceza Mahkemesi
SUÇ : 2004 Sayılı Kanuna Aykırılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
1. Sanığa duruşmaya gelmediği takdirde yokluğunda yargılama yapılacağına ilişkin İİK’nın 349. maddesindeki açıklama yerine CMK’nın 195. maddesindeki açıklamayı içeren talimat duruşma davetiyesi tebliği ile yetinilip, sanığın yokluğunda yargılama yapılmak suretiyle savunma hakkı kısıtlanarak yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,
2. Ticareti terk eden tacir açısından; muhatapların haklarını korumaya yönelik olarak İİK’nın 44.maddesi ile, ticareti terk eden bir tacire; 15 gün içerisinde keyfiyeti kayıtlı bulunduğu ticaret siciline bildirme ve bütün aktif ve pasifi ile alacaklılarının isim ve adreslerini gösteren bir mal beyanında bulunma, Ticaret Sicili Memurluğunca ticaret sicili ilanlarının yayınlandığı gazete’de ve alacaklıların bulunduğu yerlerde de mutat ve münasip vasıtalarla ilan etme ve ilan masraflarını da ödeme yükümlülükleri yüklenmiş, bu yükümlülüklere aykırı davranmanın yaptırımı ise İİK’nın 337/a maddesinde düzenlenmiş olup, takibi şikayete bağlı olan seçimlik hareketli bu suçun;
1. İİK’nın 44. maddesine göre mal beyanında bulunulmaması,
2. Mal beyanında mevcudun eksik gösterilmiş olması,
3. Aktifte yer alan malın veya yerine kaim olan değerin haciz veya iflas sırasında gösterilmemesi,
4- Mal beyanından sonra, beyan edilen bu mallar üzerinde tasarruf edilmesi” şeklinde sıralanan seçimlik hareketlerden herhangi birisinin işlenmesiyle, diğer koşulların da (alacaklının zarar görmesi ve borçlunun tacir olması gibi…) gerçekleşmesi halinde oluşacağı konusunda gerek uygulamada gerek öğretide herhangi bir duraksamanın mevcut olmaması karşısında; borçlu şirketin şikayet tarihinden önceki üç aylık vergi beyannameleri matrahlı olmakla birlikte vergi dairesinin cevabi yazısı tarihi itibariyle şikayet tarihi dönemi olan 2015 Kasım Ayına ait tüm beyannameleri getirtilip incelenerek; gerek borçlu ticaret şirketinin kayıtlı olduğu Vergi Dairesi Müdürlüğünden gelen cevabi belgelerden gerek ticaret sicili cevabi yazısından borçlu şirketin Ağustos 2015 tarihinde adres değişikliği yaptığı anlaşılmakta olup, belgelerdeki adresin … olması, zabıta araştırmasında ise … numaranın başka işhanına ait olduğunun belirtilmesi karşısında … Sitesi bulunup bulunmadığı ve bulunuyorsa bu işhanının 8/405 numarasında borçlu şirketin şikayet tarihi itibariyle faal olup olmadığı zabıta marifetiyle araştırılarak sicildeki adres ile zabıta araştırması arasındaki çelişki giderilip, temyiz dilekçesinde borçlu şirket hakkında iflasın ertelenmesi davası açıldığı ve bu davada tedbir kararı verildiği belirtilmiş olmakla bu dava dosyası getirtilip incelenerek ve dava dilekçesi ile varsa tedbir kararı ve gerekçeli kararların incelemeye elverişli birer örneği dosya içerisine alınarak delillerin bir bütün halinde değerlendirilmesi suretiyle sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, eksik kovuşturma ile yazılı şekilde karar verilmesi,
Kabule göre de;
1. Kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezanın 5237 sayılı TCK’nın 50/1-a maddesi uyarınca adli para cezasına çevrilmesi gerekirken, aynı Kanun’un cezaların gösterildiği 45. maddesinde yer almayan ağır para cezasına hükmedilmesi,
2. 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesiyle Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesinde değişiklik yapılarak madde içeriğinden “etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar ile” ibaresinin çıkarılması nedeniyle özel bir etkin pişmanlık hükmü olan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 354. maddesinin aynı Kanun’un 337/a maddesinde düzenlenen suç yönünden uzlaştırma kurumunun uygulanmasına engel teşkil etmemesi, suçun işlenmesinden sonra fail ile mağdur arasındaki çekişmeyi bir uzlaştırmacının girişimiyle kısa zamanda tarafların özgür iradeleriyle ve adli merciler daha fazla meşgul edilmeden sonuçlandırmayı amaçlayan uzlaştırmanın soruşturma ve kovuşturmalarda mutlaka öncelikle uygulanması zorunlu bir maddi ceza ve ceza muhakemesi hukuku kurumu olması ve İcra ve İflas Kanunu’nun 354. maddesinin yerine geçip anılan maddenin uygulanmasını ortadan kaldırmaması karşısında, sanık hakkında 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesiyle değişik CMK’nın 253, 254. maddelerinin uygulanması zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş ve sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden HÜKMÜN, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca tebliğnameye kısmen uygun olarak BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 15/10/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.