Yargıtay Kararı 19. Ceza Dairesi 2016/7633 E. 2018/10460 K. 17.10.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/7633
KARAR NO : 2018/10460
KARAR TARİHİ : 17.10.2018

MAHKEMESİ :İcra Ceza Mahkemesi
SUÇ : 2004 Sayılı Kanuna Aykırılık
HÜKÜM : Beraat

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanığın üzerine atılı bulunan İİK’nın 331. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen takibi şikayete bağlı olan bu suçun; “Haciz yolu ile takip talebinden sonra veya bu talepten önceki iki yıl içinde borçlu; alacaklısını zarara sokmak maksadıyla,
“1) Mallarını veya bunlardan bir kısmını mülkünden çıkararak, telef ederek kıymetten düşürerek hakiki surette,
2) Gizleyerek muvazaa yoluyla başkasının uhdesine geçirerek,
3) Asıl olmayan borçlar ikrar ederek mevcudunu suni surette eksilterek” şeklinde sıralanan seçimlik hareketlerden herhangi birisinin işlenmesiyle, diğer koşulların da (alacaklının, borçlu aleyhine aciz belgesi aldığını veya alacağını alamadığını ispat ettiği takdirde) gerçekleşmesi halinde oluşacağının yerleşik uygulamalarda benimsenmiş olması, somut uyuşmazlıkta; şikayetçi vekilinin şikayet dilekçesinde alacaklı banka adına rehinli bulunan 60 KA 400 plaka sayılı aracın yakalanması üzerine gidilen fiili haciz işlemi sırasında aracın muhtelif parçalarının eksik bulunması nedeniyle şikayette bulunulduğu, Tokat İl Emniyet Müdürlüğü’nün icra müdürlüğüne yazdığı müzekkerede, aracın yol kenarında terk edilmiş, kapıları açık vaziyette, bir çok aksamının üzerinde olmadığının 03.03.2014 tarihli tutanak ile tespit edildiği ve trafikten men edilerek otoparka teslim edildiğinin ancak araç hakkında herhangi bir kayıp ya da çalıntı ihbarının olmadığının belirtildiği, sanığın 05/05/2014 tarihli savunmasında ise aracın 5-6 aydır otoparkta bulunduğunu, araç parçalarını sökmediğini, parçaların sökülmesinde menfaatinin bulunmadığını beyan ettiği ancak şikayete konu araç hakkında kayıp çalıntı ihbarının da bulunmadığı dikkate alındığında; suça konu fiilin başkası tarafından meydana getirilmesinin hayat tecrübelerine uygun bulunmadığı, suçun unsurlarının oluştuğunun anlaşılmasına nazaran; 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesiyle Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesinde değişiklik yapılarak madde içeriğinden “etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar ile” ibaresinin çıkarılması nedeniyle özel bir etkin pişmanlık hükmü olan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 354. maddesinin aynı Kanun’un 331/1. maddesinde düzenlenen suç yönünden uzlaştırma kurumunun uygulanmasına engel teşkil etmemesi, suçun işlenmesinden sonra fail ile mağdur arasındaki çekişmeyi bir uzlaştırmacının girişimiyle kısa zamanda tarafların özgür iradeleriyle ve adli merciler daha fazla meşgul edilmeden sonuçlandırmayı amaçlayan uzlaştırmanın soruşturma ve kovuşturmalarda mutlaka öncelikle uygulanması zorunlu bir maddi ceza ve ceza muhakemesi hukuku kurumu olması ve İcra ve İflas Kanunu’nun 354. maddesinin yerine geçip anılan maddenin uygulanmasını ortadan kaldırmaması karşısında, sanık hakkında 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesiyle değişik CMK’nın 253. ve 254. maddelerinin uygulanması zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş ve şikayetçi vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden HÜKMÜN, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca, tebliğnameye uygun olarak, BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 17/10/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi