Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2013/9690 E. 2013/9441 K. 02.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/9690
KARAR NO : 2013/9441
KARAR TARİHİ : 02.10.2013

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sonucu Kilisi Köyü çalışma alanında bulunan 84 parsel sayılı 920800 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, tapu ve vergi kayıtları nedeniyle Yümnü Üstün adına tespit edilmiş, … Tapulama Mahkemesinin 1975/242-1980/154 sayılı Esas ve Karar sayılı ilamı ile Hazinenin itiraz etmemiş sayılmasına karar verilmiş, hüküm temyiz incelemesinden geçerek 20.3.1981 de kesinleşmiştir. Davacı Hazine 12.4.1989 tarihli dava dilekçesi ile taşınmaza uygulanan tapu ve vergi kayıtlarının taşınmazı kapsamadığını, taşınmazın öncesinin kayıp ve yitik kişilerden kanunları uyarınca Hazineye kaldığını, çevresindeki taşınmazların da aynı nitelikte olduğu gözetildiğinde kayıtların miktarı ile geçerli olduğunu miktar fazlasına ilişkin tapu kaydının iptali ile adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davacı Hazinenin 6100 sayılı HMK’nın 119/ğ bendi uyarınca açık bir şekilde talep sonucunu dava dilekçesinde göstermediği gerekçesi ile davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
6100 sayılı HMK’nın “zaman bakımından uygulama” başlıklı 448. maddesinde bu kanun hükümlerinin tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhal uygulanacağı düzenlenmiş bulunmaktadır. Eldeki davanın 6100 sayılı yeni HMK’nın yürürlüğe girdiği tarihten çok önce açıldığı ve yargılamanın davacı tarafa kesin önelin verildiği 20.3.2013 tarihli celse itibariyle derdest olduğu, daha önce davacının talebi yönünden keşifler yapıldığı kuşkusuzdur. Açık bir anlatımla kesin süreye konu olan işlemin tamamlandığı anlaşılmaktadır. Somut olayda 6100 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten önce davanın açıldığı, duruşmalara başlandığı, keşif yapıldığı, dava açılma aşamasının tamamlandığı, talebin belirlendiği, aynı Yasa’nın 119/ğ bendinin uygulanması halinde tamamlanmış usul işlemlerinin etkileneceği gözetildiğinde 6100 sayılı HMK’nın 119/2. madde hükmünün uygulanma olanağının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Ayrıca gerek dava dilekçesinde gerekse kesin süre içinde Hazinenin verdiği 27.3.2013 havale tarihli dilekçede davacı Hazinenin talep sonucunu açıkça bildirdiği, davacı Hazinenin çekişmeli taşınmaza uygulanan dayanak tapu ve vergi kayıtlarının taşınmazı kapsamadığı, kapsamış olsa dahi miktarı ile geçerli olduğu miktar fazlasının Hazineye ait olduğu nedenleriyle dava açtığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca davacının talep sonucunu açıkça bildirmiş olduğu gözetilerek davanın esasına girilerek karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmiş olması isabetsiz olup, davacı Hazinenin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 02.10.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.