Yargıtay Kararı 19. Ceza Dairesi 2018/4767 E. 2018/11170 K. 31.10.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/4767
KARAR NO : 2018/11170
KARAR TARİHİ : 31.10.2018

MAHKEMESİ : Fikrî ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesi
SUÇ : 5846 Sayılı Kanuna Aykırılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede, başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
CMK’nun 231/11. maddesinde, sanığın “denetim süresi içinde yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde mahkeme hükmü açıklar” şeklinde düzenlemeye yer verildiği, buna göre denetim süresi içinde yeni bir suç işlendiğinin ancak kesinleşmiş mahkumiyet hükmü ile belirlenebileceği, somut olayda sanık hakkında 5846 sayılı Kanun’a aykırılık suçundan 12.06.2008 tarihinde verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın 20.06.2008 tarihinde kesinleşmesinden sonra, sanığın denetim süresi içinde 16.11.2012 tarihinde işlediği “kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde kabul etmek veya bulundurmak” suçundan dolayı Fethiye 2. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 09.09.2013 tarih, 2013/352 Esas, 2013/1014 sayılı kararı ile sanığın TCK’nun 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve ayrıca TCK’nun 191/6. maddesi delaletiyle 191/2. maddesi gereğince tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verildiği, bu kararın 04.10.2013 tarihinde kesinleşmesi üzerine, hükmün açıklanması için ihbarda bulunulduğu, bunun üzerine mahkemece 20.04.2015 tarih, 2015/44 Esas, 2015/111 sayılı karar ile CMK’nun 231/11. maddesi gereğince hüküm açıklanmış ise de, 18/06/2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 85. maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 7. madde ile yapılan değişiklikler kapsamında, ihbar olunan hükümde uyarlama yargılamasının yapılıp yapılmadığı araştırılarak sonucuna göre hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun yeniden değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kabule göre de;
1-Sanığın eylemlerinin suç ve iddianame tarihleri nazara alındığında, hukuki kesintinin iddanamenin düzenlenmesiyle gerçekleşeceği gözetilmek suretiyle, 2007/550 (2015/44) esas sayılı asıl dava dosyasının 03.02.2007 olan suç tarihinin, birleştirilmesine karar verilen 2006/855 ve 2006/856 esas sayılı dava dosyalarındaki 22.07.2006 ve 29.07.2006 tarihli eylemler nedeni ile düzenlenen 07.11.2006 tarihli iddianameden sonra olması nedeni ile 22.07.2006 ve 29.07.2006 tarihli eylemlerin kendi arasında zincirleme suç; iddianame ile hukuki kesinti oluştuktan sonra işlenen 03.02.2007 tarihli eylemin ise bağımsız suç olduğu gözetilerek sanığın cezalandırılması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması,
2- Bilgisayar oyunları (playstation) yazılım tabanlı olması nedeniyle sinema eseri niteliğinde değildir.

Bu itibarla söz konusu eserler bilgisayar programlarına ilişkin koruma hükümlerine tabidir. Şikayetçi vekilinin ibraz ettiği marka tescil ve yenileme belgelerinin incelenmesinde; şikayetçi adına tescilli markanın yazılımlarını da içerdiği, bu suretle yazılımların koruma kapsamında bulunduğu ve müştekinin hak sahibi olduğu anlaşılmakla katılma hakkı bulunduğu halde katılan sıfatının kaldırılmasına karar verilmesi,
3- 5846 sayılı Kanun’un 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanun’un 143. maddesi ile değişik 81/4. maddesinde “Bandrol yükümlülüğüne aykırı ya da bandrolsüz olarak bir eseri çoğaltıp satışa arz eden, satan, dağıtan veya ticari amaçla satın alan ya da kabul eden kişi bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır.” hükmüne yer verilmiş ise de, aynı maddenin içtimayı düzenleyen 13. fıkrasında yer alan “Bandrol yükümlülüğüne aykırılığın aynı eserle ilgili olarak 71. maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde tanımlanan suçla birlikte işlenmesi halinde, fail hakkında sadece 71. maddeye göre cezaya hükmolunur. Ancak, verilecek ceza üçte biri oranında artırılır.” hükmü ve 5728 sayılı Kanun’un 138. maddesiyle değişik 71/1. maddesindeki “Bu kanunda koruma altına alınan fikir ve sanat eserleriyle ilgili manevi, mali veya bağlantılı hakları ihlal ederek: Bir eseri, icrayı, fonogramı veya yapımı hak sahibi kişilerin yazılı izni olmaksızın işleyen, temsil eden, çoğaltan, değiştiren, dağıtan, her türlü işaret, ses veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma ileten, yayımlayan ya da hukuka aykırı olarak işlenen veya çoğaltılan eserleri satışa arz eden, satan, kiralamak veya ödünç vermek suretiyle ya da sair şekilde yayan, ticari amaçla satın alan, ithal veya ihraç eden, kişisel kullanım amacı dışında elinde bulunduran ya da depolayan kişi hakkında bir yıldan beş yıla kadar hapis veya adli para cezasına hükmolunur.” şeklindeki hüküm uyarınca, sanıkta yakalanan dava konusu bandrolsüz eserler ile ilgili şikayetçi … Sony Computer Entertainment Sony vekilinin ibraz ettiği belgeler ile hak sahipliğini kanıtladıkları ve sanıktan şikayetçi oldukları gözetilerek, bu hususların dikkate alınması suretiyle lehe Kanun’un belirlenmesi bakımından 5846 sayılı Kanun’un suç tarihinde yürürlükte bulunan 5101 sayılı Kanun ile değişik 81. maddesinin 9. fıkrasının l/a alt bendi ile karar tarihinde yürürlükte bulunan 5728 sayılı Kanun’la değişik 81/13 ve aynı Kanun’un 71/1. madde hükümleri karşılaştırarak sanık yararına olan Kanun’un belirlenip sonucuna göre uygulama yapılması gerekirken, 5846 sayılı Kanun’un suç tarihinde yürürlükte bulunan 5101 sayılı Kanun ile değişik 81. maddesinin 9. fıkrasının 1/a alt bendi ile 5728 sayılı Kanun ile değişik 81/4. maddesi karşılaştırması yapılarak yazılı şekilde hüküm kurulması,
4- Kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesi uyarınca hak yoksunluklarına hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı olup, sanık ve O Yer Cumhuriyet savcısının temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca, tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 31.10.2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.