Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2010/3454 E. 2011/11851 K. 19.09.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3454
KARAR NO : 2011/11851
KARAR TARİHİ : 19.09.2011

Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, davacının 16.11.1982-16.05.1986 tarihleri arasında Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 4-(b) bendi kapsamındaki sigortalılara ilişkin olduğu, ancak, geçiş hükümlerini içeren aynı Kanunun Geçici 7. maddesindeki; “Bu Kanunun yürürlük tarihine kadar 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı, 02.09.1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17.10.1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17.10.1983 tarihli ve 2926 sayılı, 08.06.1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanunlar ile 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı Kanunun geçici 20. maddesine göre sandıklara tâbi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri, fiilî hizmet süresi zammı, itibarî hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık süreleri tabi oldukları Kanun hükümlerine göre değerlendirilirler.” düzenlemesi ve genel olarak kanunların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralı gereği olarak davanın yasal dayanağının 1479 sayılı Kanun olduğu belirgindir.
01.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Kanunun 24 ve 25. maddelerinde “…kendi adına ve hesabına çalışanlar olarak nitelendirilen bağımsız çalışanlardan kanunla kurulu meslek kuruluşlarına yazılı olan gerçek kişiler…”, “meslek kuruluşuna yazılarak çalışmaya başladıkları tarihten itibaren” zorunlu Bağ-Kur sigortalısı sayılmışken, anılan maddelerde 19.04.1979 gün ve 2229 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik ile meslek kuruluş kaydı zorunluluğu kaldırılarak, “kendi adına ve hesabına” çalışma koşulu ve belirtilen nitelikte çalışmaya başlama tarihi sigortalılık niteliğini kazanmak için yeterli kabul edilmiştir.
20.04.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Kanun ile yapılan düzenlemede, kendi adına ve hesabına çalışma koşuluna ek olarak “gerçek ve götürü usulde gelir vergisi mükellefi olanlar” için mükellefiyetin başlangıç tarihinden, “kendi adına ve hesabına bağımsız çalışmakla beraber gelir vergisinden muaf olanlardan kanunla kurulu meslek kuruluşlarına usulüne uygun olarak kayıtlı olanlar” kayıtlı oldukları tarihten itibaren sigortalı sayılmaktadır.
22.03.1985 tarihinde yürürlüğe giren 3165 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikte ise, bu kez, kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan; “gerçek ve götürü usûlde gelirvergisi mükellefi olanlar, Esnaf ve Sanatkarlar Siciline kayıtlı bulunanlar veya kanunla kurulu meslek kuruluşuna usulüne uygun kayıtlı bulunanlardan” gelir vergisi mükellefi olanlar, mükellefiyetin başlangıç tarihinden, gelir vergisinden muaf olanlar ile vergi kaydı bulunmayanlar da Esnaf ve Sanatkarlar Siciline veya kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıt oldukları tarihten itibaren kendiliğinden sigortalı sayılmışlardır.
02.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Kanun ile getirilen düzenlemede de; kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan; “gelir vergisi mükellefi olanlar ile, gelir vergisinden muaf olanlardan Esnaf ve Sanatkar Sicili ile birlikte kanunla kurulu meslek kuruluşuna usulüne uygun olarak kayıt olanlar” sigortalı sayılmışlardır.
Somut olayda; davacı, 27.01.1981 tarihinde Nakliyecilik faaliyeti nedeniyle vergi kaydı başlatılmış,02.02.1982-01.04.1985 tarihleri arasında Şoförler ve Otomobilciler Odası kaydının bulunduğu, 27.07.2000 tarihinde vergi dairesi onayı bulunan Bağ-Kur giriş bildirgesinde, vergi kaydının 11.09.1980 tarihinde başladığının belirtildiği, ve 308 711466 Bağ-Kur numarasının verildiği, ancak bu belgenin kuruma girişinin bulunmadığı ve Kurum kayıtlarında bu numara ile işlem kaydının bulunmadığı belirtilmiştir. Nakliyecilik işi nedeniyle vergi kaydı ve oda kaydına dayalı olarak zorunlu Bağ-Kur sigortalılık niteliklerini taşımasına rağmen 02.08.2003 tarihi öncesinde tescili bulunmadığından 04.10.2000 öncesinin tescilini talep edemeyeceğinin bildirilmesi üzerine, sigortalılık süresinin tespiti için iş bu davayı açmış, mahkemece, 4956 sayılı ile 1479 sayılı Yasaya eklenen Geçici 18. Madde de belirtilen 6 aylık hak düşürücü süre de müracaatı bulunmadığından hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmiştir.
Davalı Kurum kayıtlarında, davacının adına tescilin bulunmadığı belirtilmiş olsa da, 16.11.1982-09.02.1983 ve 16.03.1983 tarihlerinde davacı tarafından, belirttiği Bağ-Kur sicil numarasına ödeme yaptığı Kurumun 22.10.2008 tarihli Kurum cevabından anlaşılmaktadır.
Mahkemece, davacının prim ödemesinin tescil yerine geçeceği gözetilerek, tespiti istenen sürelerde yürürlükte olan mevzuata göre sigortalılık niteliklerini taşıyıp taşımadığını değerlendirdikten sonra sonucuna göre karar verilmelidir.
Mahkemece, sıralanan maddi ve hukuki olgular ışığında inceleme yapılmaksızın, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 19.09.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.