Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/13995 E. 2019/7254 K. 10.09.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/13995
KARAR NO : 2019/7254
KARAR TARİHİ : 10.09.2019

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi, Ecrimisil, Tazminat

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonucunda Mahkemece verilen davanın ecrimisil isteminin kabulüne, müdahalenin tespitine ve tazminat isteminin reddine dair kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 02.07.2018 tarihli ve 2018/6093 Esas, 2018/14742 Karar sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilmişti. Davacı vekili tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:

KARAR

Davacı vekili; müvekkilinin 205 ada 17 parselde bulunan binanın 22 nolu dükkan nitelikli bağımsız bölüm maliki olduğunu,davalının ise aynı binada 23 nolu bağımsız bölüm maliki olduğunu, her iki bağımsız bölümün tek duvarla bölündüğünü, müvekkilinin 22 nolu bağımsız bölümü alırken önceki malikin her iki bağımsız bölüm arasındaki duvardan kapı açarak birlikte kiraya verdiğinden her iki bağımsız bölümü tek bağımsız bölüm sandığını, müvekkilinin gerçek durumu … Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/297 Esas sayılı dosyası ile kendisine karşı açılan elatmanın önlenmesi davasında öğrendiğini, davalı lehine sonuçlanan davada müvekkilinin aradaki duvarın yapım bedeli olarak 1568.12 TL ödemeye mahkum edildiğini, davalının bu kararı icraya koydurup faizi ile birlikte 8636,87 TL tahsil ettiğini,davalının buna rağmen her iki bağımsız bölüm arasındaki duvarı yaptırmadığını, davalının ayrıca müvekkiline karşı 24.10.2008-10.8.2011 tarihleri arası dönem için ecrimisil talepli dava açtığını, müvekkilinin bu davada davalıya 13.445,00 TL ödemeye mahkum edildiğini,davalının bu kararı da icraya koydurup 21.911,51 TL tahsil ettiğini, davalının daha sonra 10.8.2011-10.4.2014 tarihleri arası dönem için ecrimisil talepli dava açtığını, bu davanın ise davacının müdahalesi bulunmadığından reddedildiğini, davalının eski hale getirme bedeli talep etmesine rağmen iki bölüm arasındaki duvarı yapmayarak mahkeme ilamına aykırı hareket ettiğini, davalının elatmanın önlenmesi davası açması üzerine müvekkillinin bağımsız bölümde kiracı olan kişinin tedirgin olup taşınmazı tahliye ettiğini, dükkanın yeniden kiraya verilemediğini,müvekkilinin bağımsız bölümünün boş kalmasının ve kira kaybının sebebinin mahkeme ilamına uymayan davalı olduğunu belirterek; davalının müdahilliğinin tespitini, … Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/297 Esas sayılı dosyası ile eski hale getirme bedeli olarak hükmedilen ve icra takibi ile davalıya ödenen 1568.12 TL’nin ödeme tarihi olan 16.2.2012’den işleyecek faizi ile iadesini, asıl ecrimisil tutarı keşif ve bilirkişi incelemesi ile belirleneceğinden fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmak kaydıyla 16.2.2012’den 05.05.2014’e kadar olan kira kayıplarından 14.000 TL’sinin ödenmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; 2010/297 Esas sayılı dosyasında hükmedilen ve icra dosyası ile ödenen paranın eski hale getirme bedeli olup zemin kat 10/690 arsa paylı 22 nolu bağımsız bölüm ile 23 nolu dükkan arasındaki duvarın davacı tarafından yıkılıp tek dükkan haline getirilmesinden dolayı aradaki yıkılan duvarın bedeli olduğunu,Mahkemece dava sonunda davacının müdahalesinin menine, dükkanların eski hale getirilmesine ve eski hale getirme bedelinin tahsiline hükmettiğini, bu bedelin davacının beyan ettiği gibi iki dükkan arasındaki duvarın yapılması için ödenen bir bedel olmadığını,iki dükkan arasındaki duvarı yapıp yapmamanın müvekkilinin tercihinde olduğunu, bu borca ilişkin karar icraya konulunca icra dairesinin para borcuna ilişkin ödeme emrini gönderdiğini, davacının ise duvarı örmediğini, dükkanı teslim etmediğini, sadece ilamdaki giderleri ödediğini, davacı 23 nolu dükkanı teslim etmediğinden ve kendisine gönderilen icra emrine kadar iki dükkan arasına duvar yapmadığından duvarın parası ödendiği halde duvarın yapılmaması nedeniyle dükkanın kiraya verilmemesinden oluşan hak ve kira yoksunluğu talebinin reddinin gerektiğini, davacının müdahalenin menini talep ettiğini ancak ayrı harç yatırmadığını, buna ilişkin harcın yatırılması gerektiğini,müdahalenin meni talebi varsa 22 nolu dükkana ne şekilde müdahale edildiğinin açıklanması gerektiğini,müvekkilinin 22 ve 23 nolu dükkanlarda tasarrufta bulunmadığını, 22 ve 23 nolu dükkanların halen davacının aralarına duvar örmemesi nedeniyle tek dükkan halinde olup davacının tasarrufu altında olduğunu, bu halde müvekkilinin 22 nolu dükkana nasıl müdahale ettiğinin anlaşılamadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davalının müdahalenin tespiti talebinin ve duvar bedeli olarak ödenen 1.5683,12 TL iadesi taleplerinin reddi ile bilirkişilerce hesaplanan 13.544,00 TL ecrimisil bedelinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiş, Dairenin 30.04.2018 tarihli ve 2018/8996 Esas, 2018/11887 Karar sayılı kararında belirtilen “..dava konusu taşınmazın davalı tarafından kullanılıp kullanılmadığı, kullanılıyorsa hangi tarihten beri ne şekilde kimin nam ve hesabına kullanıldığı, davalı tarafından davacıya ait taşınmazın kullanılmasına engel olunup olunmadığı hususlarının mahallinde yeniden keşif yapılarak ve taraflarca bildirilen tanıkların dinlenilmesi suretiyle araştırılması ile toplanan ve toplanacak delillere göre karar verilmesi…” gerekçeleriyle bozulmuş, davacı vekili süresinde karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dava, müdahalenin meni, ecrimisil ve tazminat talebine ilişkindir.
Dava konusu taşınmazların tapu kayıtları incelendiğinde … İli, … İlçesi, ….Mah., ….mevkiinde kain 30 pafta, ada 205, parsel 17’de kayıtlı 22 nolu bağımsız bölümün davacı, 23 nolu bağımsız bölümün ise davalı adına tapuya kayıtlı olduğu anlaşılmıştır.
1.Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderacatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunduğuna göre davalı vekilinin önceki bozma ilamında incelemeye alınmayan vekalet ücretine yönelik temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davacı vekilinin karar düzeltme itirizlarının incelenmesinde,
Somut olayda; davacının 22 nolu bağımsız bölüm maliki olduğu, davalının ise 23 nolu bağımsız bölüm maliki olup bu iki taşınmazın aralarında daha önceden bulunan duvarın kaldırılıp taşınmazın bir bütün haline getirilip kullanıldığı, taşınmazın bu şekilde kullanılması sebebiyle davacıya karşı elatmanın önlenmesi, eski hale getirme ve ecrimisil talepli açılan dava neticesinde … Asliye Hukuk Mahkemesinin 13.04.2011 tarihli ve 2010/297 Esas, 2011/155 Karar sayılı kararı ile “Davacının davasının KABULU İLE, A) Davalının … ilçesi, … Mahallesi, 205 ada, 17 parsel sayılı taşınmazda bulunan zemin kat 23 nolu bağımsız bölüme müdahalesinin 22 nolu bağımsız bölüm ile 23 nolu bağımsız bölüm arasına duvar yapılmak süretiyle men’ine, B) … mahallesi, 205 ada, 17 parsel sayılı taşınmazda bulunan zemin kat, 23 nolu bağımsız bölüme duvar yapılmak süretiyle eski hale getirilmesi için 1.568,12TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,” karar verildiği, davacı tarafından mahkemece duvar yapılmak suretiyle eski hale getirme için hükmedilen bedelin … İcra Müdürlüğünün 2012/113 Esas sayılı dosyası ile davalı Rakiye’ye ödendiği ancak mevcut dava tarihine kadar davalının (bedelini almasına rağmen) duvarı örmediği anlaşılmaktadır.
Mahkeme kararı ile çekişmeli duvarın tekrar yapılması için hükmedilen tazminatın icra kanalı ile ödenmesine rağmen duvarın (dava tarihine kadar örülmeyip) yargılama aşamasında (davalı tarafından) yaptırıldığına göre davacının dava konusu dükkanı kullanamamaktan kaynaklı ecrimisil talebinde haklı olduğu görülmektedir.
Hal böyle olunca, Dairenin 30.04.2018 tarihli ve 2018/8996 Esas, 2018/11887 Karar sayılı ilamının maddi hataya dayalı olduğu anlaşılmıştır.
Bu durumda, dosyanın esasının incelenmesinde, dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Ayrıca davalılar vekilinin temyiz incelenmesinde incelenmeyen vekalet ücretine yönelik temyiz itirazanın önlenmesinde,
SONUÇ: 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK’un 442/3. maddesi gereğince, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin kabulüne; Dairenin 30.04.2018 tarihli ve 2018/8996 Esas, 2018/11887 Karar sayılı ilamının kaldırılmasına, hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca ONANMASINA, peşin alınan karar düzeltme harcının karar düzeltme isteyene, 10/09/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.