YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/5288
KARAR NO : 2019/6836
KARAR TARİHİ : 01.10.2019
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Sanığın dolandırıcılık eylemini uzlaşma kapsamında bulunmayan başka bir suçla birlikte işlemesi karşısında, CMK’nin 253/3. maddesindeki düzenleme nedeniyle 02/12/2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nin 253. maddesinde yapılan değişiklikten faydalanamayacağı belirlenerek yapılan incelemede;
1) Sanık tarafından aralarındaki ticari ilişki nedeniyle mağdur …’a ciro edilen ve onun tarafından bankaya ibraz edildiğinde sahte olduğu anlaşılan çekle ilgili olarak sanık hakkında açılan kamu davasında; sanığın savunmalarında suçlamaları kabul etmediğini, çeki … isimli kişiden aldığını beyan etmesi ve çekin arka yüzünde birinci ve ikinci ciranta yazı ve imzalarının sanığın eli ürünü olduğuna dair 28.05.2010 tarihli bilirkişi raporunda çek fotokopisinin incelemeye esas alındığının anlaşılması karşısında; gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespit edilmesi bakımından; sanığın suç tarihinden önce ve sonrası mukayeseye esas imza ve yazı örnekleri temin edilerek çek aslı üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması ve imza ve yazıların sanığın eli ürünü çıkmaması halinde … isimli kişinin kimlik bilgileri tespit edilmeye çalışılarak tanık olarak beyanına başvurulması gerektiği gözetilmeden, yetersiz mukayese belge ile fotokopi belge üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması,
2) Kabule göre de;
a) Suç tarihi itibarıyla engel sabıkası bulunmayan sanık hakkında “tekerrüre esas olmasa da sabıkalı oluşu, mağdurun zararının giderilmemiş olması” şeklindeki yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile hapis cezasının ertelenmesine yer olmadığına karar verilmesi,
b) Hükümden sonra 24/11/2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarihli 2014/140 esas ve 2015/85 karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesinin bazı hükümlerinin iptal edilmesi nedeniyle, bu maddenin uygulanması açısından, sanığın durumunun yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyizi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, 01.10.2019 tarihinde oy birliği ile karar verildi.