Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2016/5027 E. 2019/9845 K. 04.11.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/5027
KARAR NO : 2019/9845
KARAR TARİHİ : 04.11.2019

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptal Tescil, Alacak

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine duruşma istemi gider olmadığından reddedilmiş olmakla, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı …, davalı eşi …’nin kendisinin katkı payı alacağını yok etmek kastıyla, evlilik içindeki birikimlerini kullanarak, annesi olan davalı … adına bir taşınmaz, kardeşi … adına bir otomobil satın aldığını açıklayarak, bu muvaazalı tasarruf ve tescillerin iptal edilerek davacı ve davalı eş … adına tescillerinin sağlanmasını veya bu mallar satılarak bedelin yarı yarıya paylaştırılmasını talep etmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacı tarafından katkı payı alacağı talep edildiği, taraflar arasında evliliğin devam ettiği, mal rejiminin sona ermediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, genel muvazaaya dayalı tapu iptal tescil, olmazsa mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
HMK’nin 297/2. maddesi, ” Hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir ” hükmünü içermektedir.
Hakim, tarafların talep sonucu ile bağlı olup, kararında taleplerin her biri hakkında verilen hükmü göstermesi gerekir (HMK mad. 26; 297/2).
Mahkemece, öncelikle Asliye Hukuk Mahkemesi görevine giren tapu iptal tescil talebi hakkında, gösterilen deliller toplanarak olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, davacının, muvazaaya dayalı tapu iptal tescil talebi hakkında herhangi bir değerlendirme yapılmaması 6100 sayılı HMK’nin az yukarıda açıklanan ilkelerine aykırı olup, hükmün bu yönüyle bozulması gerekmiştir.
Kabule göre de Mahkemece dava, Asliye Hukuk Mahkemesi sıfatıyla görülerek karara bağlanmış, hüküm gerekçesinde davanın katkı payı alacağı davası olduğu belirlenmiştir. 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun’un 4. maddesi; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun ikinci kitabından üçüncü kısım hariç olmak üzere Aile Hukukundan (TMK mad. 118-395) kaynaklanan bütün davaların Aile Mahkemesinde bakılacağı hükme bağlanmıştır. Aile Mahkemeleri kurulmayan yerlerde ise Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu kararıyla o yerde bulunan Asliye Hukuk Mahkemelerinin Aile Mahkemesi sıfatıyla bu tür davalara bakılacağı öngörülmüştür. Buna göre, Mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olarak Aile Mahkemesi görevine giren, mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak talebi hakkında ret kararı verilmesi de doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 Sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 388/4. (HMK madde 297/ç) ve 440/1. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 04.11.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.