YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/13542
KARAR NO : 2012/15927
KARAR TARİHİ : 04.12.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Önalım
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair kararın temyiz incelemesi duruşmalı olarak davacı tarafından süresi içinde istenilmekle gün tayin edilerek taraflara gönderilen davetiyelerin tebliğ edilmesi üzerine belli günde davacı vekili Av. … ile davalı vekili Av. … geldiler. Hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Uyuşmazlık, önalım hakkının kullanılması nedeniyle davalı adına kayıtlı payın iptali ile davacı adına tescili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmesi üzerine hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Önalım hakkı paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazda,paydaşlardan birisinin payını üçüncü kişiye satması halinde diğer paydaşlara bu satılan payı öncelikle satın alma yetkisi veren bir haktır. Bu hak paylı mülkiyetin oluşması ile doğar ve satışla kullanılabilir hale gelir. Yasadan doğan bu hak bazı istisnai hallerde kullanılamaz. Örneğin, taksım, bağışlama ve olayımızda olduğu gibi eylemli kullanma durumunun gerçekleşmesi halinde cereyan etmez.
Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcıya zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanması T.M.K.nun 2.maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz. Kötü niyet iddiası 14.2.1951 gün ve 17/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi halde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.
Olayımıza gelince; davacı vekili,dava dilekçesinde,davacının, … ili,… İlçesi, … Köyü … nolu parselde hissedar olduğunu, davalı …’nun aynı taşınmazda hissesi bulunan …’ın hissesini satın aldığını, bu satıştan davacının haberdar edilmediğini belirterek davalı adına kayıtlı payın iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, gerçek değerin tapuda gösterilen değerden daha yüksek olduğunu,taşınmazın hissedarlar tarafından fiilen taksim edilip kullanıldığını,hissesini satın aldığı …hakkında daha önce açılan önalım davasının fiili taksim nedeniyle reddine karar verildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece,fiili taksim nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece yerinde yapılan keşif sonucu fen bilirkişi tarafından hazırlanan 16.4.2012 tarihli rapor ve krokiden, taşınmazın 78.000 m2 yüzölçümünde ve tarla niteliğinde olduğu,davalının hisse satın aldığı önceki hissedar …ve birkaç hissedarın taşınmaz üzerinde kullandıkları kısımların tespit edildiği görülmüştür. Ancak taşınmaz üzerinde davacının kullandığı bir alan olup olmadığı bilirkişi raporundan anlaşılamamaktadır. Keşifte dinlenilen davalı tanıkları da davacının kullanımına(tasarrufuna) ilişkin beyanda bulunmamıştır. Eylemli kullanmanın varlığı araştırılırken, paydaşlarca taksim edilerek kullanıla gelen bir durumun varlığı ve bu kullanma biçimine değer verilmesi,davacının ve tüm paydaşların kullandığı bir alan olup olmadığı,önalım hakkına konu paya tekabül eden yerin davalıya satıldığının davacı tarafından bilinip bilinmemesi hususları önem kazanmaktadır. Zira,taşınmazdaki mevcut paydaşlardan cüzi bir kısmının taşınmazın belirli bir kesiminde kendi aralarında bir taksim yapmışsalar da bu kullanmaya ilişkin fiili taksim olgusunun buna iştirak etmeyen diğer paydaşları bağlamayacağı açıktır. Bu nedenle mahkemece gerektiğinde yerinde yeniden keşif yapılarak davacının ve taşınmazın diğer paydaşlarının dava konusu taşınmaz üzerinde kullandığı bir yer olup olup olmadığının, paydaşlarca taşınmazın rızaen taksim edilip edilmediğini veya tüm paydaşlarca kabul gören eylemli bir paylaşımın varlığı araştırılıp hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA ve Yargıtay duruşması için kendisini vekille temsil ettiren davacı yararına takdir olunan 900 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 04.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.