YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/5561
KARAR NO : 2013/4060
KARAR TARİHİ : 25.03.2013
MAHKEMESİ : Aydın Asliye 2. Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı ve davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı Banka vekili, davalı borçlu … aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunamadığını ileri sürerek borçlunun, dava konusu taşınmazlarını davalı amcası …’e satışına ilişkin tasarrufların iptalini talep etmiştir.
Davalı borçlu davanın reddini savunmuştur.
Diğer davalı usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara gelmemiş ve davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, taşınmazın satış bedeli ile gerçek değeri arasında fahiş fark bulunduğu, satışların amcaya yapılmış olduğu ve bir taşınmazın da borcu karşılayacağı gerekçesi ile bir taşınmaz için davanın kabulüne bir taşınmaz için ise reddine karar verilmiş hüküm davacı vekili ile davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davalı …’in temyiz itirazlarının incelenmesinde,
Dava, İİK.277 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
İİK’nun 277 ve devamı maddeleri uyarınca açılan tasarrufun iptali davalarında davacı alacaklı tarafından kesin veya geçici aciz belgesinin ibraz edilmesi gerekir. Somut olayda davacı tarafından dosyaya kesin aciz belgesi ibraz edilmemiştir. Aciz halinin belirlenmesi (aciz belgesinin karar düzeltme aşamasında dahi sunulması mümkün
olsa dahi) dava şartı olup mahkemece resen araştırılması mecburidir. Davalı borçlu adına kayıtlı 2515 parsel sayılı taşınmazın kıymetinin belirlenmesi ve üzerindeki takyidatlar da nazara alındıktan sonra davacı alacağını karşılayacak değerde olup olmadığı tespit edildikten sonra bir karar verilmesi gerekirken eksek inceleme ile hüküm tesisi doğru değildir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince, davanın 947 parsel yönünden kabul edildiği takdirde borcun karşılanacağı kabul edilerek 638 parsel yönünden davanın reddine karar verilmiş ise de kabul edilen 947 parselin cebri icra neticesinde satılıp satılmayacağı başka bir söyleyiş ile taşınmaza alıcı çıkıp çıkmayacağı belli olmadığı gibi ne zaman satılabileceği ve o tarihteki borç miktarını karşılayıp karşılamayacağı da belli olmadığından her iki taşınmaz yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi yerine yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi de isabetli değildir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı …’in temyiz itirazlarının, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı ve davalı …’e geri verilmesine, 25/03/2013 tarihinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.