Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2011/10314 E. 2011/12215 K. 17.10.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/10314
KARAR NO : 2011/12215
KARAR TARİHİ : 17.10.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 23.08.2010 gününde verilen dilekçe ile tapu kayıtlarında isim tashihi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 28.04.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı idare vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, tapu kaydında kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Davalı, davanın kanıtlanması gerektiğini, mahkemece yapılan incelemelerin yeterli olmadığını savunmuş, ayrıca … 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/76 esas sayılı dosyasında davacıların murislerinin mirasının Hazine’ye kaldığına, başka mirasçısı bulunmadığına yönelik olarak karşı dava açtıklarını belirtmiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalı idare vekili temyiz etmiştir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin isim, soyisim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu tür davalarda kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Bu davalar, taşınmazın aynına ilişkin bulunduğundan HUMK’nun 13.maddesi uyarınca taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır.
Tapuda kayıt düzeltilmesi davasını, tapu maliki ile mirasçıları açabilir. Bunun yanı sıra 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe giren Türk Medeni Kanununun 702. maddesinin son fıkrası gereğince ortaklardan her birinin topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabileceği ve bu korumadan bütün ortakların yararlanabileceği öngörüldüğünden elbirliği mülkiyetinde, ortaklardan her hangi biri de tek başına tapuda miras bırakanla ilgili olarak düzeltme isteyebilir. Ayrıca bu davaların, bir başka dava nedeniyle verilen yetkiye dayanılarak açılması da mümkündür. Böyle bir yetki verildiğinde yetkiye dayanarak dava açan kişinin aktif dava ehliyeti vardır.
Tapu Sicil Müdürlüğüne husumet yöneltilerek açılması gereken kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.
1-Düzeltilecek tapu kaydı tüm dayanakları ile birlikte getirtilmelidir.
2-Nüfus Müdürlüğünden, kayıtta geçen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişinin nüfus kaydı, tapu ve dayanakları ile bağlantı oluşturacak şekilde incelenmeli, gerekirse kök kayıtlar da istenmelidir.
3-Taşınmazın bulunduğu mahalde kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
4-İstem konusunda tanık dinlenmelidir.
5-Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise, tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek keşif yapılmalıdır.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Davanın niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekâlet ücreti maktu olarak belirlenmelidir.
Tapu Sicil Müdürlüğü de yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Mahkemece yapılan araştırma ve incelemeler hüküm kurmaya yeterli değildir. Davacılar, tapuda malik görünen “…nın gerçekte murisleri “… oğlu …” olduğunu ileri sürmekte, kimlik bilgilerinin buna göre düzeltilmesini istemektedirler. Mahkemece bu şahsın kim olduğu hakkında TBMM Başkanlığına yazılan yazı cevabında bu şahısla ilgili bazı bilgiler verilmiş
ancak nüfus kayıtlarının gönderilmediği görülmüştür. Bu nedenle, TBMM Başkanlığına yeniden yazılarak adı geçen şahsın özlük dosyasında bulunma ihtimaline binaen nüfus kayıtlarının yeniden istenmesi gerekir.
Ayrıca, davacılar tarafından dosyaya bir kısım nüfus kayıtları sunulmuş, ancak mahkemece bu kayıtlar üzerinde herhangi bir değerlendirme yapılmadığı görülmüştür. Dava konusu taşınmazların kadastro tutanaklarının incelenmesinde, “mülkiyet ve haklar” sütununda kimlik bilgilerinin düzeltilmesi istenen “… ” ile birlikte paylı malik olarak görünen diğer paydaşların da nüfus siciline kayıtlı olabilecekleri ilgili yerlerden baba, anne ve kardeşleri ile birlikte alt soylarını gösteren tüm nüfus kayıtları getirtilmelidir. Nüfus kayıtları getirtildikten sonra mahkemece, davacıların iddialarının yerinde olup olmadığı araştırılmalı, özellikle diğer paydaşların nüfus kayıtlarından kimlik bilgileri düzeltilmesi istenen “…”nın nüfus kayıtları ile bağlantı sağlanmaya çalışılmalıdır. Bu konuda gerektiği takdirde bilirkişi incelemesi de yaptırılmalıdır.
Yukarıda belirtilen tüm araştırmalar yapıldıktan sonra bir sonuca varılamadığı takdirde Dairemizin yukarıda belirtilen ilkeleri doğrultusunda gerekirse taşınmaz başında yeniden keşif yapılarak mahalli bilirkişi ve tanıklar dinlenmeli, davacıların iddiaları mülkiyet nakline sebep olmayacak biçimde açıklığa kavuşturulmalıdır.
Mahkemece eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 17.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.