Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2012/9898 E. 2013/7897 K. 02.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/9898
KARAR NO : 2013/7897
KARAR TARİHİ : 02.05.2013

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek. Av. … ve davalı vek. Av. …’nun gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

-KARAR-

Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankada 07.08.2001 tarihin de vadesiz tasarruf hesabı açtırdığını, sonrasında hesapta bulunması gereken paranın görülmediğini, davacının imzasının taklit edilerek hesaptan para çekildiğinin öğrenildiğini, 28.02.2003 tarihi itibariyle 40.000,00 TL üzerinde zarara uğratıldığını, alınan banka dekontlarına istinaden alacağın tahsili için davalı banka aleyhine girişilen icra takibine itiraz edildiğini belirterek, itirazın iptaline, takibin devamına, %40’tan az olmamak üzere tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka vekili, davacının imzaladığı hesap taahhütnamesi gereği 07.08.2001 tarihinde hesap açılıp, bu hesaba bağlı telacard verilip, kullandırıldığını, davacının hesap hareketleri incelendiğinde bu hesaba tahsil için çek tevdii bordroları ile çekler verildiğinin bu çeklerin bedelleri kadar şubeden ve telecard ile ATM’lerden nakit çekimler yapıldığının, ATM’lerden davacının gayri resmi ortağı olan …’nın bankadaki hesabına havaleler gönderildiğinin görüleceğini, davacının hesaplarının akışını bilip, ona göre işlem yaptığından ve kartını koruyup, saklama yükümü bulunduğundan davacının telecard ile yapılan işlemden haberdar olduğunun sabit bulunduğunu, davacının zarar iddiası varsa, bu zarara kendisinin neden olduğunu bildirerek, davanın reddi ile %40 tazminata karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, grafolog ve sahtecilik uzmanı bilirkişilerden alınan raporlar, hesap bilirkişileri raporları toplanan delillere göre, davacının dava konusu banka işlemlerini bizzat kendisinin yaptığı ya da yapılan tüm işlemlerin bilgisi dahilinde gerçekleştiği, bu konuda davalı bankanın sorumluluğu bulunduğunun ispat edilemediği gerekçeleriyle davanın reddine, işlemlerden haberdar olmasına rağmen kötüniyetli olarak banka aleyhine takip yapması nedeni ile dava değeri üzerinden %40 oranında hesaplanan 16.716,70 TL kötüniyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davaya konu yapılan işlemlere esas olan dekontlardaki imzaların davacı eli ürünü olup olmadığı konusunda birden fazla rapor alınmıştır. Bu raporların çoğunluğunda imzaların davacı eli ürünü olmadığı bildirildiği halde, mahkemece bunun tam aksi gerekçe yapılarak imzaların çoğunluğunun davacı eli ürünü olduğunun kabul edildiği belirtilerek hüküm tesisi doğru olmadığı gibi davacıya verilen ilk “Telecard”ın arızalı olması üzerine düzenlenen ikinci “Telecard”ın ve “şifre”sinin davacı imzasına teslim edildiği de davalı banka tarafından kanıtlanamamıştır. Mahkemece bu yönün de gözden kaçırılarak davacının hesap işlemlerinden haberdar olduğu varsayımı ile yazılı olduğu şekilde karar verilmesi de doğru değildir.
Öte yandan kabul şekli itibariyle davacı takibinde haksız görülse dahi, kötüniyetli kabul edilemez. Bu nedenle tazminat ile sorumlu tutulması doğru olmadığı gibi, davalı yararına iki defa vekalet ücretine hükmedilmesi de yanlıştır. Ayrıca açılan ve görülen davanın itirazın iptali davası olmasına rağmen karar ve mahkeme gerekçesi başlığında davanın menfi tespit olduğunun yazılmış olması da hatalıdır.
Yukarıda yapılan açıklamalar gözetildiğinde imzaya itiraza yönelik olan tüm raporlar birlikte değerlendirilip, gerekli görüldüğü takdirde yeniden rapor alınıp, davalı bankanın bir güven kurumu olduğu gözetilip, yapılan işlemlerde kusurlu olup olmadığı saptanıp, bu yön üzerinde durulup, karar yerinde tartışılıp, sonucuna göre bir karar verilmesi için hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davacı yararına takdir edilen 990.00.-TL. duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 02.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.