Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2012/14613 E. 2013/7878 K. 02.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/14613
KARAR NO : 2013/7878
KARAR TARİHİ : 02.05.2013

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi (Kadıköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi)

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek. Av. … gelmiş, diğer taraftan kimse gelmemiş olduğundan onun yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

-KARAR-

Davacı vekili, müvekkilinin davalıdan aldığı cep telefonlarını müşterilerine sattığını, telefonların görüşmeye kapandığı yönünde gelen şikayetler üzerine yapılan araştırma sonunda davalının ithal ettiği telefonları Türk Telekomünikasyon Kurumu’na kaydını yaptırmaması nedeniyle görüşmeye kapatıldığının anlaşıldığını, bu telefonların müşterilerden alınarak yerine yeni telefon verildiğini, hukuki ayıplı telefonların da fatura ile davalıya iade edildiğini, müvekkilinin itibarının zedelendiğini belirterek iade edilen telefon bedeli 61.298,70 TL maddi tazminat ile 50.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin ithalatçı firma olmadığını, davacının müvekkiline telefon iade etmediğini bildirerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davacının müşterilerden gelen şikayetler sonrasında veya web ortamındaki şikayet siteleri aracılığıyla telefonlardaki ayıptan haberdar olduğu, davacının telefonlardaki gizli ayıpları derhal ve gecikmeksizin davalıya ihbar ettiğine dair dosyada bir ayıp ihbarına rastlanmadığı, davacının iade faturası ile telefonları kargo ile davalıya göndermesinin kanunda belirtilen ayıp ihbarı şekil şartını taşımadığı, iade faturası ayıp ihbarı olarak kabul edilse bile davacı 2008 yılı Mart ve Nisan aylarında bilgi sahibi olduğu halde 2008 yılı Haziran ayında ilk ihbarını yaptığı, ayıp ihbarının zamanında yapılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacının davalıdan görüşmeye açık telefonlar satın aldığı, bu telefonları müşterilerine perakende olarak sattığı, bu satımdan sonra bir kısım telefonların görüşmeye kapatılmış olduğu hususları dosya içeriğiyle sabittir.
Mahkemece olayda hukuki ayıbın bulunduğunun kabulünde bir isabetsizlik yok ise de, BK.nun 196. maddesi “Bayi, mebiin ayıbını müşteriden hile ile gizlemiş ise bey’ide tekeffül hükmünü iskat veya tahdit eden her ţart batıldır” hükmünü içermektedir. Bu durumda anılan yasa maddesinin somut olaya uygulanabilirliği üzerinde durulup, gerekli görüldüğünde bu yönde taraf delilleri toplanıp karar yerinde tartışılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu husus gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davacı yararına takdir olunan 990,00 TL. duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 02.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.