Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2011/7403 E. 2011/12254 K. 18.10.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/7403
KARAR NO : 2011/12254
KARAR TARİHİ : 18.10.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 08.02.2010 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil veya aidiyetin tespiti ile tazminat istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; tapu iptali ve tescil isteminin kabulüne dair verilen 05.04.2011 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 18.10.2011 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili Av…. geldi. Karşı taraftan gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, davalının paydaşı bulunduğu 456 parsel sayılı taşınmazın 350m2 kısmını 15.10.1991 tarihli harici senet ile 30.000TL bedelle kendisine sattığını, bu kısma yaptığı evin değerinin zeminin değerinden fazla olduğunu, davalının 2007 yılına kadar bir itirazı bulunmadığını ileri sürerek, 456 parsel sayılı taşınmazın 350m2’lik bölümünün tapu kaydının iptali ile adına tescilini veya taşınmazdaki evin davacıya ait olduğunun tespitini, olmadığı takdirde senetle ödenen 30.000TL ile evin dava tarihindeki rayiç değerinin toplamının faiziyle birlikte davalıdan alınmasını istemiştir.
Davalı, harici satış konusunda bilgisi bulunmadığını, satış senedindeki mühür ve imzanın kendisine ait olmadığını, davacının zor kullanarak ev yaptığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, tapu iptali ve tescil istemi yönünden davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, tapu iptali ve tescil mümkün olmadığı takdirde tazminat istemlerine ilişkindir.
Türk Medeni Kanununun 688. ve devamı maddeleri uyarınca paylı mülkiyetin konusu fiili olarak bölünmemiş eşya ve müşterek mülkiyet ise aynı hukuki statüde bulunan birden çok kişinin belirli bir eşyaya aynı anda paylı olarak malik oldukları bir topluluk mülkiyeti şeklidir. Paydaşların eşya üzerinde sahip bulundukları hisse maddi olarak (fiilen) bölünmüş olmayan soyut bir hisse niteliğindedir. Başka bir anlatımla fiziki bölünme değil fikri bölünmenin söz konusu olduğu, dolayısıyla her paydaşın müşterek eşyanın her parçasında hakkının bulunduğu, ayrıca müşterek eşya ile ilgili bölünebilen yetkiler üzerinde her hissedarın payı oranında bağımsız hakkının bulunduğu, fakat bölünemeyen yetkilerde herkesin hakkının eşyanın tamamını kapsadığı açıktır. Bunun sonucu olarak da, tapu iptali ve tescil istemine ilişkin davalarda verilecek karar tapuda malik olarak yer alan tüm paydaşların hukuki durumunu etkileyeceğinden davada yer almaları zorunludur.
Somut olayda, dava konusu 456 parsel sayılı taşınmazda davalı dışında birden fazla paydaş daha bulunmakta olup davada yer almamışlardır.
Mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar uyarınca usulüne uygun olarak taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 825,00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 18.10.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.