YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/9027
KARAR NO : 2011/12159
KARAR TARİHİ : 17.10.2011
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 11.10.2010 gününde verilen dilekçe ile itirazın iptali ile takibin devamı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 22.10.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, eser bedelinin tahsili için girişilen icra takibine itirazın iptali ve icra inkar tazminatı tahsili istemleriyle açılmıştır.
Davalı, davacı ile akti bir ilişkisi olmadığını, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava kabul edilmiştir.
Hükmü, davalı temyiz etmiştir.
Taraflar arasında davalının iş alanıyla ilgili reklam yapılması konusunda yazılı bir sözleşme bulunmamaktadır. Ancak davacı, yerel gazetede muhtelif tarihlerde davalının işyerine ait reklamları yayınlamıştır. Dolayısıyla, davacı vekaleti olmadan davalının menfaatine bir iş yapmış bulunmaktadır. Bu bakımdan uyuşmazlığın Borçlar Kanununun 410 vd. maddelerinde hükme bağlanan vekalet olmadan başkası hesabına tasarrufa ilişkin hükümler doğrultusunda çözümlenmesi gerekir. Aynı yasanın 413.maddesi uyarınca, yapılan ilanların bedeli işin yapıldığı yılın mahalli rayiçlerine ve işi yapan kimsenin hal icabına göre zaruri veya faydalı bulunan bilumum masrafları ile bulunmalıdır.
Mahkemece yapılması gereken iş, bilirkişi incelemesi yaptırılarak ilanların yapıldığı tarihlere göre davacının talep edebileceği iş bedelini hesaplatmak, davayı bu miktarla sınırlı olarak kabul etmek olmalıdır.
Değinilen yönün gözardı edilmesi doğru olmadığından, kararın bozulması gerekmiştir.
Kabule göre de; Borçlar Kanununun 101.maddesi gereğince borçlu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Somut uyuşmazlıkta, davacının icra takip tarihinden önce davalıya gönderdiği bir ihtar bulunmadığından ancak takip tarihinden geçerli olarak faize hükmedilebilir.
Diğer taraftan, alacak likit (bilinebilir) değilse borçlunun icra takibine itirazı haksız sayılamayacağından, talep edilse bile inkar tazminatı istemi hüküm altına alınamaz.
Mahkemece bu kuralların gözardı edilmesi de yerinde değildir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde iadesine, 17.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.